19 Ocak 2018 Cuma

SÖMESTR TATİLİ ETKİNLİKLERİ



Okullu çocuklarımız bugün karne heyecanı yaşayacaklar. Bütün bir dönemdir sabahın erken saatlerinde uyanıp okuluna gidip gelen, akşamları ödev yapan, haftasonu kurslara, etkinliklere koşuşturan kuzular biraz dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettiler. Hiçbirşey yapmasalar dahi evde mısır patlatıp bir film izlemek, anneleriyle beraber mutfağa girip kurabiye pişirmek ya da oturup ailecek kutu oyunları oynamak bile yetecektir kuzuları mutlu etmeye. Benim gibi çalışan annelerin içi buruk, gönül ister ki bu iki haftayı çocuklarımızla doya doya geçirelim ama bu mümkün olamıyorsa da en azından haftasonlarını ve akşamları değerlendirebiliriz biz de tüm bu saydıklarımı yapabilmek için, değil mi?

Sömestr tatili için ev dışında yapılabilecekler de var. Hava durumu pek açık havada olmaya elverişli olacak gibi durmuyor, o yüzden kapalı mekan etkinliklerini derleyeyim hem sizler hem kendim için dedim. Tabii ki bizim favorimiz tiyatro; şimdiden 2 bilet aldım bile. Sağlıkla gidebiliriz umarım.

İşte sömestr tatili için etkinlik önerilerim;


TİYATRO

Sihirli Flüt Tamino'nun Rüyası

Devlet Opera Balesi'nin yeni sezon oyunu, Kadıköy Süreyya Operası'nda oynanacak. Bilet bulmak sıkıntı olabilir ancak en azından sonraki gösterimler için şimdiden bilet edinebilirsiniz belki.


"Bilin bakalım Tamino rüyasında neler göreceğiz?''
Wolfgang Amadeus Mozart'ın 'Sihirli Flüt' operasından yola çıkılarak hazırlanan operayı çocuklara armağan ediyoruz. Bakalım Tamino rüyasında kimlerle tanışacak, hangi sihirli melodiler de ona eşlik edecek bu rüyada?

FANTASTİK HİKAYELER MAKİNESİ

Can Yılmaz'ın yazdığı, İş Sanat' ta sergilenecek olan bu oyunu ben de çok merak ettim doğrusu. 5 yaş üzeri ve oldukça ilgi çekici bir konusu var. Çocuklara harika bir sömestr hediyesi olur kanaatindeyim.

Fantastik Hikâyeler Makinesi, minik izleyicileri, uçağın mucidi Wright Kardeşler’den Hezarfen Ahmet Çelebi’ye, sinemanın mucidi Lumiere Kardeşler’den taş devrine uzanan eşsiz bir masal yolculuğuna çıkarıyor.

Büyükbaba Muhteşem, torunu Ömer’e harika bir doğum günü hediyesi verir: Ömer’i anında merak ettiği, gitmek istediği her yere gönderecek büyülü bir ‘Fantastik Hikâyeler Makinesi’. Ömer’in yapması gereken çok basittir. Makineyi çalıştırmak, ona merak ettiği herhangi bir şeyi sormak ve sonra da merak ettiği yerde belirivermek. Ancak makinenin kafası karışmaya başlayınca işler giderek ilginç bir hal alır... Can Yılmaz’ın yazıp Serdar Biliş’in yönettiği bu tatlı ve macera dolu müzikli masal yolculuğu, çocuklara unutamayacakları bir deneyim yaşatacak.


SİNEMA

COCO

Somestr tatilinde vizyona giren animasyon filmlerden benim ilgimi en çok çeken, müzisyen olma hayali ile ailesinin baskılarına direnen minik Coco'nun hikayesi oldu. Film 7 yaş+ . İlham veren bir konusu var gibi duruyor, bakalım izleyip göreceğiz.
Miguel, ailesinin nesiller boyu süren yasağına rağmen idolü Ernesto de la Cruz gibi başarılı bir müzisyen olmanın hayalini kuruyordur. Çaresizce yeteneğini kanıtlamaya çalışan Miguel, kendini etkileyici ve renkli Ölüler Şehri'nde bir dizi gizemli olay zincirini takip ederken bulur. Bu sırada çekici bir oyunbaz olan Hector'la tanışır ve birlikte Miguel'in aile geçmişindeki asıl hikâyeyi ortaya çıkartacak olağanüstü bir yolculuğa çıkarlar.


MÜZE ETKİNLİKLERİ

İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ 

Ahşap oyuncak boyamadan, yazar imza etkinliklerine, çocuk tiyatrolarına kadar çok çeşitli etkinlikler sömestr tatili süresince İstanbul oyuncak müzesinde çocukları bekliyor. Atölyelerin bir kısmı ücretli, bazı etkinlikler müze ziyaretçilerine ücretsiz. Müze girişi tam 13 TL, indirimli 10 TL. Müzenin internet sayfasından bir göz atmakta fayda var.


AVM ETKİNLİKLERİ

WATERGARDEN AVM
İstanbul'da çok çeşitli AVM'ler, sömestr tatilindeki çocuklarımızı çeşitli etkinliklerle eğlendirmeyi planlıyorlar. Watergarden AVM^de, sömestr süresince çocuklar safari turu deneyimi yaşayabilecekler, hem de ücretsiz olarak.

Çocuklar Sömestir tatilinde Watergarden'da safariye çıkıyor. Kurulacak platformu safari arabası ile gezecek çocuklar doğal yaşamı öğrenirken, eğlenceyi de doruklarda yaşayacak!

EMAAR SQUARE AVM AKVARYUM & SU ALTI HAYVANAT BAHÇESİ
Nehir bu dönem okul gezisi ile gezme fırsatı buldu Emaar Akvaryumu ve anlata anlata bitiremedi. Geçen sene de Viasea Akvaryumu birlikte gezmiştik. Eğer gidip görmediyseniz yarı yıl tatili için çok iyi bir gezi alternatifi olabilir. Hem öğretici hem eğitici bir gezi etkinliği arayışında iseniz tavsiye ederiz.

Yepyeni bir akvaryum deneyimi Emaar Akvaryum & Sualtı Hayvanat Bahçesi'nde ziyaretçileri bekliyor. Kayalık Kıyılar, tünel akvaryumun da içinde bulunduğu Ana Tank, Denizanası Galerisi, Ormanlar, Nehirler ve Şelalaler, Penguen Adası, Timsah Krallığı ile 7 farklı tematik bölümden oluşan akvaryum ve sualtı hayvanat bahçesin 200 türden 20.000’in üzerinde deniz canlısı ve amfibiye ev sahipliği yapıyor.
Kıyı bölgelerde yaşayan köpekbalıklarından denizlerin karanlık ve soğuk sularında yaşayan dev örümcek yengeçlerine, deniz tabanın en meraklı balıkları gobilerden piranalara, denizlerin en hızlı türlerinden manta vatozlarına kadar binlerce tür ziyaretçileri okyanusların gizemli ve rengarenk dünyası ile buluşturuyor.

Benim kısıtlı izniniz için planlayabildiklerim bu kadar. Bir kısmını yapabilsek bile yeter. Şimdiden iyi tatiller diliyorum herkese...

12 Ocak 2018 Cuma

TAVŞANIN PEŞİNDE

Hepimiz istiyoruz ki çocuklarımız hayvanları sevsinler, zarar vermesinler, imkan varsa içiçe büyüsünler. Sokakta yiyecek bulamayan, aç, hatta susuz, sokak hayvanları için kapı önüne mama, bir kap su bırakmak, birlikte bir kuş yemliği tasarlamak çok anlamlı, çok değerli. Ama yeterli mi?

Dünya üzerinde insanlar gerçek kürk giydikleri sürece, spor olsun diye zevk için avlanmaya devam ettikleri sürece, kozmetik firmaları hayvanlar üzerinde deneyler yapmayı sürdürdükleri sürece, insanlar hayvanları eve alıp, sıkıldıklarında sağa sola bıraktıkları sürece, hayvanları sevmiş ya da korumuş olmuyoruz.

Çocuklarımıza doğanın tek başına hakimi olmadığımız, hele yaratılmışların en üstünü hiç olmadığımız, hiçbir canın diğerinden daha kıymetli olmadığı, hepimizin doğanın bir parçası ve yaşam hakkına sahip olduğu bilincini muhakkak yerleştirmeliyiz. Bilerek hiçbir canlıya zarar vermemesini, hatta yaptığı tüketimlerle zarar verenleri de finanse etmemesini yavaş yavaş düşüncesine yerleştirmeliyiz.

Peki, bu nasıl olacak. Önce birkaç rakamla olayın vehametini size açıklamak istiyorum; Türkiye'de yalnızca 5 ayda hayvanlara yönelik 8 milyon 315 bin yaşam hakkı ihlali, 144 işkence, 155 terk etme ve yüzlerce tecavüz vakası yaşandığı kayıtlara geçmiş. Hayranı olduğumuz Kanada'da 2016 yılında yaşanan yavru fok katliamını hepiniz biliyorsunuz, hatta ünlü oyuncu Biridget Bardot'un bu konudaki çabasını, Kanada Başbakanı tarafından görüşme talebinin reddedilmesini ve hatta alay konusu edilmesini de takip etmişsinizdir belki. Zaten böyle değil midir, birisi iyi ve yararlı bir çaba içine girer ama komik capslerle, alaycı videolarla savunduğu şey normalleştiririlir, espiri konusu haline getirilir ve olayın vehameti unutturulur. Türkiye'de eski sinema yıldızı, hatvan hakları savunucusu Emel Yıldız'ın ( Panter Emel) ; nasıl deli muamelesi gördüğünü, "işi gücü yok, yalnız, yaşlı, hayvanlarla kafayı bozmuş kadın" olarak alay konusu edildiğini hatırlayın.

"Neden bu kadar önemli, sokaktaki kimsesiz çocukları, Afrika'daki aç çocukları düşünün hayvanlar yerine" şeklinde gelebilecek eleştiriler için de şunu söyleyebirim, bunlar da insanlık olarak ayrıca düşünmemiz gereken konular, bir başka kanayan yaramız . Ama sizlerden şunu rica ediyorum, "hayvanlar üzerinde kozmetik testleri" diye googlelayın, görsellere tıklayın ve çıkan görüntülere, dehşete düşmeden, yüreğiniz dağlanmadan, 5 saniyeden uzun bakabiliyorsanız, bu yazıyı hiç görmemişçesine devam edin.

Durum böyleyken neler yapabilirim derseniz. Ben kendi adıma evimde bir dönüşüm başlattım. Şu an evimde bulunan kozmetik ürünler, deterjanlar, temizlik ürünleri vs bittikçe yenilerken hangi markanın ürününü aldığıma dikkat edeceğim ve muhakkak hayvanlar üzerinde test yapmayan ürünleri tercih edeceğim. "Nasıl uğraşalım, git, ara, test yapmayanını bul" demeyin, hiçbir ürün yerine konulamaz değil, herşeyin muadili var ve hatta gittiğiniz marketlerde, kozmetikçilerde yanyana raflarda duruyorlar. Tek yapmanız gereken biraz etiket okumak. Tavşan logolu ürünler hayvanlar üzerinde test yapmayan ve sertifika alabilmiş firmaların ürünleri. Bu ürünleri alabilirsiniz. www.tavsaninpesinde.com diye güzel bir site var; buradan firma listelerine ulaşabilir, kullandığınız markalar temiz mi değil mi öğrenebilirsiniz. Mesela ben Loreal, Nİvea, Elidor, Avon, Yves Rocher gibi en bilinen markaları kara listede görünce çok şaşırdım. Ama Watsons ve Gratis marka ürünler, Amway, U Green, Note, Bio plante, Bebak, Amway, LR gibi kolaylıkla ulaşabileceğim temiz ürünleri görmek de beni mutlu etti. Hiçbir zahmeti olmadan, biri yerine ötekini tercih ederek, hayvanlara yapılan işkenceye kendi adıma karşı durmuş olacağım. Bundan güzel birşey yok. Alışveriş esnasında çocuklarımıza da izah edersek, "bak bu markayı alalım, bunda tavşan logosu var yani hayvanlara zarar vermeden üretilmiş" dersek; onlarda da aynı bilinç yerleşmiş olacak. Bu kadar basit.

Öte yandan, çocuklarımıza bakamayacağı hiçbir hayvanı sahiplenmemesini de öğretmeliyiz. Çocuk seviyor, biraz oynasın, oyalansın diye eve bir hayvan alıp; sonra doğada tek başına hayatta kalmakla ilgili hiçbirşey bilmeyen bu zavallı hayvanı biraz sıkılınca sokağa terketmek en büyük vicdansızlık kanımca.

 Blogumu çoğunlukla annelerin takip ettiğini bildiğimden ve anne hassasiyetine güvendiğimden bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Siz de bu bilinç yayılsın isterseniz kendi hesaplarınızda linkini paylaşabilirsiniz.

Sevgiyle kalın.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...