28 Aralık 2017 Perşembe

OYUN DEYİP GEÇMEYİN

Bu yazımda sizi biraz çocukluğunuza götürmek istiyorum. Biraz hafızanızı yoklayın; kaç yaşına kadar oyun oynamaya devam ettiniz, hani serbest oyun, sokaklarda, kardeşlerle, kuzenlerle, arkadaşlarla oynanan; kurallarını sizin belirlediğiniz, bir büyüğün sizin adınıza yapılandırmadığı, oynarken müdahale etmediği, içinizden geldiği gibi.. Ben kendi çocukluğumu düşünüyorum da, ablam, abim ve ben, epey büyüyene kadar devam etti bu oyunlarımız; öyle geniş hayal gücümüz ve öyle bol vaktimiz vardı ki oyun oynamak için. Siz de bilirsiniz işte tek tek saymama gerek var mı; evin ortasına yastıkları dizip lokantacılık oynamaktan tutun da, gazoz kapağı toplamaya, isim-şehiden körebeye, lastiğe, gazete kağıtlarından şapka-yelpaze yapmaya kadar bin çeşit oyun. Kendi kendimize oynadığımız, bizi eğitmesi ve illa birşeyler öğretmesi kaygısı olmayan oyunlar.

Peki ya şimdi; çocuklarımızın serbest oyun oynamalarına ne kadar izin veriyoruz, ya da şöyle sorayım; bunun için vakitleri var mı, yoksa heran birşeyler öğretme çabasında oyunlarına bile müdahale ediyor, onlar adına oyunlarını biz kurguluyor, ya da azıcık oyuna dalıp oynarlarken, "sen artık okul çocuğusun, bırak biraz oyunu da ders çalış" diyor muyuz? Bir aile toplantısında, cıvıl cıvıl oynayan çocukları biraz susturmak için hemen Tv karşısına oturtuyor muyuz?  Sıkılamalarına izin vermeden, her anlarını farklı aktivitelerle dolduruyor muyuz? Oysa sıkılmak çocuklar için nimettir, sıkıldıkça yaratıcılıkları gelişir, kendilerini oyalayacak şeyler bulurlar, bunun farkında mıyız? Serbest oyun, terapidir çocuklar için; stres kaynaklarıyla, sorunlarla başetmeyi öğrenmelerinin yoludur, kendilerini ifade edebilmeyi öğrenmelerinin aracı, sosyalleşme ve iletişim becerilerinin gelişmesinin vasıtasıdır. Zihinlerini boşaltmalarının, dinlenmelerinin, konstantre olmayı öğrenmelerinin en kolay yoludur serbest oyun.
Büyük şehirlerde, bu güvensiz ortamda asla bırakın sokakta oynasınlar diyemiyorum ancak söylemek istediğim; oyun deyip geçmeyin; en azından evde çocuklarınızı arada başıboş ( kendi hallerinde oyun oynamalarına izin vererek) bırakın, akranlarıyla oyunlarına müdahale etmeyin, heran önüne hazır aktiviteler koymayın ve tüm zamanlarını kurslarla, etkinlikle doldurmayın, hiç olmazsa belirli bir zamana kadar ( belki bir spor ya sa sanat dalına gönül verip, kendi isteğiyle okul dişi vaktinin çoğunu bu etkinliğe ayırana kadar)

Çok birşey değil, biraz kendi çocukluğunuzu hatırlayın yeter..


Fotoğraf, kendi çocukluğumdan, ağabeyim, ablam ve ben; oyuna doyamadiğimiz  o yıllardan. 
Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...