25 Eylül 2017 Pazartesi

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK- BİR KÜÇÜK ÖDEV MESELESİ

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK?

Biz istesek de istemesek de, devlet okulu da olsa özel okulda, ev ödevi ülkemizin gerçeği. Evde tekrar olması için, aile katılımı için, çocuğun Tv, tablet elinde uyuşmaması için, öğretmen okulda her bir çocuğa tek tek yetişemediği için  vs vs nedenlerle ev ödevi veriliyor muhakkak. Nehir'in okulunda da henüz okul açılmadan yapılan bilgilendirme toplantısında "baştan söyleyelim, biz ödev veren bir okuluz" diye belirttiler. Ancak verilecek ödevlerin çocuğun yaş ve bilgi düzeyine, konsantrasyon süresine uyumlu, kısa sürede tamamlayabileceği ödevler olacağını da eklediler. Umarım öyle de olur.

Ben ev ödevi verilmesine karşı değilim; kendi öğrencilik yıllarımda da ödev yapmayı çok severdim; okuldan gelir gelmez, formalarımı bile çıkarmadan tüm kitap defterimi  ortaya döker, ödevlerimi yapmaya başlardım. Sadece bazı ödevlerin şekline karşıyım; velinin yapıp göndereceği baştan belli olan, çocuğa değil adeta veliye verilen ödevlere örneğin, ezberci ödevlere, çocukta merak duygusu uyandırmayan ödevlere, çocuğun tüm boş zamanını dolduracak kadar fazla olan ödevlere, öğretmenlik işini adeta anne ve babanın üzerine yıkan ödevlere,anne-baba-çocuk arasında gerilime neden olan ödevlere.. Çocuğun masa başı konsantrasyon süresine uyumlu, kendi başına yapıp tamamlayabileceği ve bu tamamlama duygusu ile kendisiyle gurur duyabileceği, makul bir sürede tamamlayıp, dinlenmeye, ailesiyle vakit geçirmeye, gezmeye, eğlenmeye, sevdiği bir hobiyi yapmaya, ders dışı kitaplar da okumaya vakit ayırabileceği ödevler ise benim kabulumdür.

Görünen o ki,  öyle ya da böyle ödevimiz daha doğrusu çocuğumuzun ödevleri olacağı muhakkak.  Peki nasıl yapsak, ev ödevlerinin çocuğun kendi sorumluluğu olduğu bilincini ve kendi başına ödev yapma alışkanlığını en baştan nasıl kazandırsak çocuklara? "Ödevin var mı, hadi yap" diye hiç sormasak mı; birkez hatırlatıp daha sonra kendisinin hatırlayıp yapmasını mı beklesek, ödevini yaparken yanında mı otursak, yoksa bittikten sonra kontrol mü etsek sadece? Henüz birinci sınıf çocuğu için biraz hatırlatma, küçük küçük destek olma, ödevini yaparken yanında olup varsa soruları yardımcı olma, bitirdiğinde birlikte kontrol etme uygun olur kanaatindeyim ben. Ama blogu takip eden tecrübeli annelerimizin ve varsa eğitimcilerimizin tavsiyelerini muhakkak duymak isterim. Yorum bırakırsınız değil mi? :-)

15 Eylül 2017 Cuma

OKULA HAZIRLIK

Okul hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Kıyafetler, kırtasiye malzemeleri, kitaplarımızı aldık. Nehir'in saçlarını - okulda bakımı kolay olsun diye- birazcık kısalttık. Bizim okulumuzda sistem olarak tüm kitaplar ve kırtasiye malzemeleri okula gönderilip, çocuğun okuldaki dolabında kalıp oradan kullanılacağı için, herşeyi tek tek etiketledik, Nehir'in ismini yazdık. Hazır isim basılı şekilde etiket yapıp gönderen internet sayfaları da var ama bana göre pahalı ve gereksiz geldi, tükenmez kalemle renkli etikete iki satır isim soyisim yazmak çok da zor değil. Kıyafetlerin de kendi etiketlerine asetat kalemle yazmak mümkün.

Çanta, matara, kalemlik herşey tamam oldu. Oryantasyon haftasını da mutlu bir şekilde atlattık şükür.

Tüm bu materyal hazırlıklarının yanında çok daha önemlisi, çocuğun ruhsal olarak okula hazırlanması konusu var tabi. Yeni bir okula ilk kez başlayacak çocuklar için durum daha da kaygılandırıcı olabilir tabi; biz koskoca adam ve kadınlar olarak bile yeni bir ortama gireceğimiz zaman hafif kaygı ve stres hissetmiyor muyuz? Çocuk da aynı şekilde, nasıl bir ortam, orada ne kadar kalacağım, öğretmenim nasıl birisi, bana kızacak mı, yeni çocuklarla arkadaş olmak zorunda mıyım, ya sevmezsem, hiç oyun oynamayıp sürekli ders mi çalışacağız artık gibi milyon tane soru soruyor kendi kendisine. Çocuğu rahatlatma görevi öncelikle evde biz anne babalara düşüyor büyük ölçüde. Bizim şansımız (aslında şans değil de bilinçli tercihimiz) Nehir'in bu okula anasınıfından başlamış olması. Okulda nerede yemek yenir, spor salonu nerdedir, servis düzeni, okula giriş çıkış gibi konularda zaten oryante olmuş olarak ilkokula başlıyor. Ama tabii o da ilkokul 1. sınıfın anasınıfından farklı olacağının bilincinde ve merak ettiği şeyler yok değil. Biz anne baba olarak Nehir karşısında rahat bir tutum sergilemeye, sorduğu tüm soruları cevaplamaya ve bu sayede merakını gidermeye çalıştık bu süreçte. Kendi eğlenceli, komik ilkokul 1. sınıf anılarımızı anlattık. Tüm hazırlık süreçlerine onu dahil ettik, heveslendirdik. Olumsuza değil, olumluya odaklandık, yani "korkacak bir şey yok" gibi cümleler kurmayıp, onun yerine "1. sınıf da yeni yeni şeyler öğreneceksin, yeni arkadaşlar edineceksin, herşey çok güzel olacak" dedik.

Sizlere nacizane tavsiyem; çocuğunuzun gideceği okulla ilgili önceden bilgi sahibi olup çocuğunuzun sorularına tam olarak cevap vermeniz, olumsuzu hatırlatacak cümleler kurmamanız (sakın ağlama, korkma sakın.. gibi), herşeyi hazır edip çocuğuzun önüne sunmak yerine, hazırlık süreçlerine onu dahil etmeniz (alışverişe birlikte çıkma, etiketlemeyi birlikte yapma... gibi), çocuğunuzu heveslendirmeniz, başka çocuklarla asla kıyaslamamanız (bak arkadaşın ağlıyor mu, bak o annesini hiç üzmüyor... gibi), kendi 1. sınıf anılarınızla (gergin ve stresli olanlar değil, eğlenceli ve komik olanlarla) ortamı neşelendirmeniz, tereddütsüz ve net olmanız, kendi heyecan ve kaygınızı çocuğunuza yansıtmamanız.. Çocuğunuz karşısında rahat davranan anne babasını gördükçe, mutlu bir şekilde ailecek hazırlık yapmanın keyfine vardıkça, okulda neyle karşılaşacağı, orada ne kadar süre kalacağı, nasıl gidip geleceği, kendisini kimin karşılayacağı vs konularda net bilgiler aldıkça rahatlayacak ve sıkıntısız olarak uyum sürecini atlatacaktır bana göre.
Şimdiden, eğitim hayatına ilk adımını atan tüm miniklerimizi kutluyor, gözlerinden öpüyorum. Hepimiz mutlu bir sene geçirelim, en büyük dileğim..



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...