3 Şubat 2017 Cuma

A SOSYAL MEDYA!!



Geçenlerde instagram hesabımda bir paylaşım yaptım; "ne doğru düzgün selfie çekebilirim, ne laf sokmalı yazılar paylaşırım, yemek yaparsam oturur yeriz, öncesinde boy boy foto çekmez, kurdeleyle açıLış yapmayız, eşime güzel birşey söyleyeceksem akşam evde yüzüne söylerim, hediye vereceksem eline veririm, sosyal medyayı aracı etmem. O halde ne işim var benim bu sosyal medyada?" demiştim.

Öncelikle şöyle söyleyeyim, ben sosyal medyada yokken ilk olarak bloğum vardı. Bu kadar anne-çocuk paylaşım grupları, facebook hesapları, instagram fenomenleri yokken, ben Nehir'e kitaplardan okuyarak, yabancı sayfalardan uğraşıp çevirerek, copy-paste değil, uğraşıp didinerek etkinlikler hazırlıyordum. Herkes benim kadar uğraşmasın, çevreme bir faydam dokunsun diyerek blogta bunları paylaşmaya başladım. Sadece oyun, etkinlik değil, çocuk kitaplarımızı, Nehir'le gidip gördüğümüz, çocukla gitmeye elverişli, çocuğun hayattına bir değer katacak etkinlikleri; müze, sergi, tiyatro, sinema ve diğer sosyal faaliyetlerimizi paylaştım yıllarca. Kimileri son derece komplekssizce (ki bence komplekse girecek hiçbir durum yok, atla deve değil, küçücük araştırmayla, istekle ve az biraz özveriyle her ebeveynin uygulayabileceği şeylerdi) yaptıklarımı örnek aldı, sayende pekçok şey öğrendik, senden ilham aldık, çocuğumuzla daha verimli vakit geçirmeye başladık, dediler. Kimileri ise haset etti, kıskandı, kendi içlerinde bir rekabet duygusana kapılıp bunu bir yarışa dönüştürdüler. Benim pozitif örnek olması için yaptığım paylaşımlarımdan çıkarılabilecek en negatif sonuçları çıkardılar. Evet yaptılar. En nefret ettiğim şey ufacık çocukların birbirleriyle karşılaştırılması, yarıştırılması iken beni ve çocuğumu böyle bir yarışın içine çekmeye çalıştılar. El kadar çocuğun karşısına geçip, sen oralara gittiysen, şunu şunu yaptıysan, biz de bunu bunu yaptık tadında nispet yapmaya çalıştılar.

Ama bilmiyorlar ki, çocuklar yetişkinler gibi değildir, onlar hava atmayı bilmediği gibi, kendilerine hava atılmaya çalışıldığını da anlamazlar; ellerinde olanla mutlu olurlar, ilgi ve sevgi onlar için yeterlidir, fazlasını istemezler, eksiklik, yoksunluk duygusu büyüklere aittir, çocuklara değil.  En azından benim çocuğum için bu böyledir. Böyle yetişiyor çünkü; doyumlu yetişiyor, duyarlı, sevgi dolu, elindekilerden mutlu olacak şekilde ve sahip olduklarının kıymetini bilecek şekilde. Yarışacaksanız bu manevi değerlerle yarışın.

Bu da benim ilk laf sokmalı paylaşımım olsun o halde buyrun..
Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...