24 Ocak 2017 Salı

SEVGİLİ GÜNLÜK...



Hayır blogtan kopmadım, hala buralardayım. Bazen vakitsizlikten, bazen de isteksizlikten yazamıyorum eskisi kadar, doğru. Bazen serviste isten eve dönerken, bazen gece yatakta uyumaya çalışırken yazılacak şeyler hücüm ediyor aklıma, ah işte o an kalkıp yazmalı.. Sonra bu düşünceler uçup gidiyor. Ama bloğumdan ısrarla ve inatla vazgeçmiyorum. 


Bizim evde işler yolunda. Nehir karnesini aldı sömestr tatiline başladı. Biz anne-baba olarak izin alamadık çalışmaya devam. Ama Nehir, Allah'a şükür öyle doyumlu, öyle anlayışlı bir çocuk ki, bunu asla dert etmedi. Biz de ona bol dinlenmeli, eğlenmeli bir tatil geçirtebilmek için elimizden geldiğince haftasonlarını planladık, akşamları da dolu dolu geçirmeye çalışıyoruz. Güzel bir tiyatro oyunu izledik haftasonu, haftaiçi babasıyla sinemaya gittiler, gelecek haftasonu da akvaryum planımız var. İnsan küçük şeyleri dert etmezse, ailecek birarada olduğu zamanın kıymetini bilirse her an mutlu olmak mümkün. Zaten Nehir öyle farklı bir çocuk ki, herşeyden zevk almasını bilen, heranın tadını çıkarabilen ve bize de bunu öğreten bir çocuk. Bu yüzden çok mutluyum ve Nehir'in bu şekilde yetişmesinde en ufak katkım varsa diye de gururluyum ayrıca.

Öyle ki, Nehir'le sinemaya giderseniz çok eğlenirsiniz, tiyatroya gittiğinizde tiyatro salonunun mimarisinden tutun, oyundaki dekora, müziklere kadar ilgilendiğini görür çok mutlu olursunuz, müzeye gideriz, bir yetişkin gibi tüm bölümleri tek tek gezer, inceler, merak eder, sorar öğrenir, doğa gezisi ayrı zevk, kültür gezisi ayrı zevktir Nehir'le.  Restorana karnımızı doyurmaya gidersek bunu bile bir eğlenceye dönüştürebiliriz, masa başında ya resim bilmece, ya hayvan tahmini gibi zihinden oynanan şeyler bulur, gülüşürüz. Çok küçük yaşlarından bu yana, küçüktür anlamaz demeyip Nehir'i tiyatrolara, müzelere götürmemizin meyvelerini topluyoruz bence şu anda. Kitaplarda, dergilerde okuduğu yerleri  merak eder, birgün hep birlikte gidelim diye dilekte bulunur; mesela Kapadokya, Topkapı Sarayı, Galata Kulesi , son günlerde merak ettiği yerler. Baharda herbirini yavaş yavaş gezip keşfetmek niyetimiz.


Yakın zamanda baleye başladı Nehir. Çok sevdi, inanılmaz mutlu bir şekilde gidip geliyor. Müziğe ve dansa ilgisi olduğunu öğretmenleri de ifade ediyorlardı çoktandır. Bale hem klasik müzik, hem dans hem esneklik içerdiğinden güzel bir tercih diye düşünüyorum, hem de sabır ve disiplin gerektiriyor. Nehir sevdiği, istekli olduğu müddetçe devam etmek planımız.


Okulumuzda kayıt yeniledik. Kısmetse 1.sınıfta da aynı okulumuzda devam edeceğiz. Zaten en başta amacımız ilkokul seçip, ilkokula gideceği okulun anasınıfına kayıt yaptırmaktı. Nehir 1. sınıfa oryante olmuş, okula alışmış bir şekilde geçeceği için çok mutluyum. Zaten okumayı Nehir anasınıfında 2. ayın sonunda tamamen kendi merak ve ilgisi ile söktüğünden okuma yazma konusunda rahatız çok şükür. Seneye bu zorluğu yaşamayacağız diye düşünüyorum. 


Merak dönemi, hem de merak ettikleri şeyler cevabı pek de kolay olmayan şeyler.. Bazen nasıl cevap vereceğimizi şaşırıp kalıyoruz. Ölümü merak ediyor mesela. 2-3 yaşlarındayken hayatta olan ve Nehir'in hayal meyal hatırladığı rahmetli babaannemin artık ortalarda görünmediğini farkedip soruyor mesela. Senin babaannen nerde, artık yok mu, öldü mü diyor? Yaşamı sona erdi diyorum, nasıl yani diyor, öldü mü, bayıldı mı, artık hiç uyanmayacak mı? Bir çiçeğin solması gibi, her yaşamın bir sonu vardır diyorum, sakin görünmeye çalışarak (bu sorular tedirgin ediyor beni açıkçası, onu ürkütmeden, negatif etkilemeden bir cevap vermek istiyorum çünkü) Bizim yaşamımızın da mı bir sonu var, ne zaman diye soruyor bu kez. Ben de bunları şu an için düşünmemesini, daha birlikte geçirecek uzun ve mutlu yıllarımız olduğunu söylüyorum ona. Sonra bütün çocuklar bir anneden dünyaya geldiyse, ilk insan dünyaya nasıl geldi, uzaydan mı geldi diye soruyor mesela. Geçen gün okuduğumuz bir kitapta çocuk olmanın zorluklarından bahsediliyor, ama yetişkinler olmasa hayatın çok daha zor olacağını açıklayarak bağlıyor konuyu. Nehir, yetişkinler olmasaydı, bize kim yemek yapardı, nasıl büyürdük, 1 yaşına bile gelemezdik, hatta çocukları anneler doğurduğuna göre hiç doğmazdık, dünyada hiç insan olmazdı hatta diye bir yorumda bulunup beni şaşırtıyor mesela.


Bazı gerçekten zor kelimeleri, cümle kalıplarını öyle doğal bir şekilde konuşmalarında kullanıyor ki şaşırıp kalıyoruz bazen. Bunları hemen o an yazmadığıma çok pişman oluyorum sonradan. "muhtemelen" diyor mesela. "bi zahmet" diyor. "resmen" diyor. 

Nehir büyüdükçe iyiden iyiye tadından yenmez oluyor kısacası. Kocaman maşallahlar benim canım kızıma. Kendisine de söylüyorum her zaman, buradan da yazayım, SENİN GİBİ BİR KIZIM OLDUĞU İÇİN ÇOK ÇOK ŞANSLIYIM BENİM BİRTANEM...Allah uzun, sağlıklı bir ömür nasip etsin, hep iyi şeylerle karşılaştırsın seni.
Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...