5 Aralık 2017 Salı

KÜTÜPHANEMIZ 117-118-119-120-121 SON OKUDUKLARIMIZ

Çocukluğumda okuyamadığım kadar çok çocuk kitabını, kızımla birlikte okuma fırsatı bulduğum için çok çok mutluyum. Nehir için kitap alışverişi yapmak büyük zevk; onunla birlikte okumak ayrı zevk. Ne zamandır ara verdiğim kitap paylaşımlarına birkaç kitapla geri dönmek istedim. Yazamadıklarımı da sadece fotoğrafları ile paylaştığım ayrı bir post açarım belki, bu yazının peşinden.  Şimdiden keyifli okumalar...


BAY KA BUK VE EJDER
Zeynep SEVDE
Taze Kitap

Cesaretinizi kıran, etrafınıza çizilen sınırlardan dışarı çıkmanıza müsade etmeyen, böylece potansiyelinizi gerçekleştirmenize engel olan, bunu kimi zaman duygu sömürüsü ile, kimi zaman ise sevgisiyle tehdit ederek yapan insanlar hepimizin karşısına hayatta en az birkez çıkmıştır. Hele ki bir kadınsanız, bir kız çocuğu iseniz. Öykümüzde minik ejder ancak kabuğunu kırdığında dünyanın güzelliklerini görebilecek. Kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap bana göre.


DİLEK AĞACI
Kyo MACLEAR
Redhouse Kidz

Umut en iyi dostu ve yol arkadaşı Karkış (kendisi bir kızak) ile birlikte bir dilek ağacı bulmak için yola çıkar. Yol boyu, kara kışta yardıma ihtiyacı olan hayvan dostlarına yardım eder. Tüm gün dolaşıp yorgunluktan daha fazla ilerleyemez hale geldiğinde ise dilek ağacı karşısındadır. Dileğini yazıp ağaca asare, üstelik bu yolculuk ona bir sürü yeni dost kazandırmıştır. Çok sıcak bir öykü, biz Nehir'le çok sevdik.


BAY TAVŞANIN BİR FİKRİ VAR
Feridun ORAL
YKYayinları

Bay tavşan, ne zaman sımsıcak güneşin, yemyeşil çayırların tadını çıkarmak istede kendisini korkutan, güçlü, sivri dişli bir köpek karşısına çıkar ve Bay Tavşan'ı çayırdan kovar. Peki hep böyle mi olmak zorundadır, köpeğin dediği gibi hayat hep böyle midir, güçlü olan güçsüz olanı korkutmak ezmek zorunda mıdır? Elbette hayır, Bay Tavşan'ın bir fikri var, birlikte olunca güçlüye karşı koymak mümkün. Mesajı çok güzel bir kitap.


BU KIŞ KİMSE ÜŞÜMEYECEK
Feridun ORAL
Yayınları

Feridun Oral kitaplarına bayılıyoruz. Bu kitap da diğer kitapları gibi sıcacık bir dostluk öyküsü. Minik tarla faresi kış için yakacak birşeyler toplamaya ormana gidiyor ve ne kadar çalı çırpı, tahta parçası bulursa toplayıp, uzun atkısı ile yığınını bağlıyor. Ama bu dev yığını çekmeye bir türlü gücü yetmiyor. Hatta deneyen diğer arkadaşlarının hiçbirinin gücü yetmiyor. En son buldukları çözüm ile bu kış kimse üşümeyecek.



CANINI EN ÇOK NE YAKAR?
Pako LIVAN
Roger OLMOS
Redhouse Kidz

Hayatta canınızı en çok ne yakar? Kitaba göre yalan/ ya da iftiraya uğramak. Daha çok fiziksel acının ne demek olduğunu bilen kahramanımız, kalp sızısının nasıl birşey olduğunu acı bir tecrübe ile öğreniyor. Çizimleri çok orjinal, aynı zamanda espirili bir kitap. Üstelik ödüllü bir kitap. Tavsiyemizdir. 



Evinizi Yılbaşına Hazırlamaya Ne Dersiniz?

İşte Evinizi Yeni Yıla Hazırlayacak Birbirinden Güzel Fikirler :)
Evinizin mis kokusu
Herkes için koku şüphesiz unutulmaz bir ayrıntı. Yılbaşı konseptini en güçlü şekilde hissettirmek için kokuları tercih edebilir, evinizi birbirinen güzel kokulu mumlarla donatabilirsiniz. Portakal, tarçın, karanfil, zencefil gibi malzemeleri kaynatarak doğal aromalarla da evinizin havasını değiştirebilirsiniz.
Kapı süsleri
Yılbaşını evinizin girişinden itibaren hissettireceğiniz bir kapı süsü hazırlamaya ne dersiniz? Bunun için sadece bükülebilir bir tel, zevkinize uygun yılbaşı süsleri ve yapıştırıcı yeterli. Gerisi yaratıcılığınıza kalmış:)
 
Hediye paketleri
Yılbaşının olmazsa olmazları hediyeler. Yılbaşı ağacınızın altını boy boy hazır hediye paketleriyle süsleyebilir ya da aldığınız malzeme ve süslerle kendi hediye paketinizi kendiniz hazırlayabilirsiniz. Buradaki püf noktası, yılbaşı ağacınızla uyum içerisinde hazırladığınız hediye paketlerini ağacınızın altında en şık şekilde gösteriyor olmakta gizli.
Mum ışığı sıcaklığı
Mum ışığının içinizi ısıtan sıcaklığını keşfetmeye ne dersiniz? Mumların dekorasyonda yarattığı farka bayılacaksınız! Birbirinden güzel yılbaşı mumlarına biraz göz atın:)
    
Yılbaşına Renk Katın
Şüphesiz kırmızılar, doreler ışıltılarıyla her zaman güzel ve şık. Yılbaşının heyecanını her daim yansıtıyorlar. Ancak eğer klasik renklerin dışına çıkmak, kendi tarzınızda süslemelere gitmek istiyorsanız, mint yeşili ve lacivert gibi canlı tonlar tercih edebilirsiniz. Hatta biraz daha özgün bir dekorasyon olsun isterseniz, kendi favori renginizi veya sevdiğiniz takımın renklerini de kullanabilirsiniz.
Yılbaşının Olmazsa Olmazı Çam Ağacı
Evinizde yılbaşı atmosferini hissetmeniz için en önemli dekorasyon malzemesi yılbaşı ağaçları. İster minicik, ister dev gibi bir çam ağacı… Çeşit çeşit çam ağaçları arasından evinize ve zevkinize en uygununu  seçebilirsiniz.
Evinizi Yaratıcılığınızla Süsleyin
El becerisine güvenenler için yılbaşı dekoru şüphesiz çok eğlenceli. Hünerlerinizi göstermenin çok yolu var. Mesela klasik bir ağaç yerine büyükten küçüğe ahşap dalları halatla birbirine bağlayarak kendi özgün yılbaşı ağacınızı duvara asabilirsiniz. Led ışıklarla da bambaşka bir hava katabilirsiniz.
 
Anılarınız yılbaşı ağacınız olsun
Ailenizle en güzel anılarınızı çerçeveletip, ağaç şeklinde duvara asmaya ne dersiniz? Aralarından geçireceğiniz aydınlatmalarla son dokunuşları yapın. İşte en güzel yılbaşı ağacı şimdi sizin:)

   
Paletlerden neden çam ağacı olmasın?
Kalıplardan uzaklaşıp, doğal bir malzemeyle kendini yansıtmak isteyenler için de bir yolumuz var! Mesela paletin üzerinde kendi kompozisyonunuzu yaratıp ışıklandırarak duvara asabilirsiniz.
 
Yılbaşı Sofrası
Yılın en şık ziyafetine özenle hazırlanın. Enfes yemeklerinizin ve tatlılarınızın sunumunu güzelleştirmek için en önemli nokta sofranızın dekorasyonunu tasarlamak. Fazla kalabalığa kaçmadan, doğru renk tonlarında mumlar ve küçük süsler kullanmak, masanızı gösterişli hale getirmeye yetecektir. Ayrıca servis peçetesinde  yapacağınız ufak dokunuşlarla şıklık yaratabilirsiniz.
             
Evinizi yılbaşına hazırlamak için birbirinden güzel fikirler, Koçtaş Yaşayan Evler Yılbaşı dergisinde. Hemen tıklayın.
                                                       
Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Kasım 2017 Perşembe

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Kasım 2017 Cuma

İLKOKUL 1. SINIF ETKİNLİKLERİ

Başlıkta şaşırtmaca yaptım, işin aslı biz Nehir'le Ilkokul 1. Sınıf etkinliği gibi birşeyler yapmıyoruz. Tüm birinci sınıf anneleri çocuklarıyla harıl harıl evde okuma-yazma etkinliklerinde, evlerden "Ela, Lale" sesleri yükseliyor, anneler türlü etkinlikle, dikte çalışmalarıyla, hece kartlarıyla, traş köpükleri, şişe kapaklarıyla vs okulda öğrenilenleri evde pekiştirme derdinde. Peki biz neden hiç etkinlik yapmıyoruz bu aralar? Neden Nehir'i evde okuma-yazma çalıştırmıyorum, ona her akşam başka başka aktivite hazırlamıyorum. "Tabii Nehir geçen seneden okuyor ve yazıyor, o yüzden böyle rahat konuşuyorsun" diyebilirsiniz. Hayır sebep bu değil, çünkü ben geçen sene Nehir'in okuma öğrenme sürecinde de bunların hiçbirini yapmadım, hatta Nehir okumayı nasıl öğrendi anlamadık bile eşimle. Biz öğretme işini öğretmenlere bıraktık çünkü . Ben Nehir'in öğretmeni değilim, annesiyim çünkü. Zaten tam gün okulda olan, eve geldiğinde sorumlu olduğu ev çalışmalarını yapan, yeterince -hatta fazlasıyla- kitap okuyan  çocuğumun az da olsa relax zaman geçirmeye, oyun oynamaya, hatta hiçbirşey yapmadan boş boş oturmaya da ihtiyacı olduğunu düşünüyorum çünkü. Bu demek değil ki, hiç ilgilenmeyelim, çocuğu tamamen ödevleriyle kendi başına bırakalım, okulda neler yaptığından bihaber olalım. Nehir ben işten gelmeden, babasının küçük desteğiyle ödevlerini kendisi yapıp bitiriyor. Ben geldiğimde de tamamen kendisi gönüllü olarak bana okulda neler yaptıklarını kitaplarından gösteriyor, tek tek anlatıyor. Sonra ödevlerini gösteriyor, onları nasıl yaptığını anlatıyor. Bu zaten okulda yapılanların evde bir tekrarı, hatırlatması oluyor ve bence yeterli de geliyor. Bunun üzerine çocuğu akşam oturtup tekrardan bir dolu aktivite bence yarar değil zarar getirir, bir süre sonra bıkkınlığa sebep olur.

Biz yine akşam oyunlarına, pakolino etkinliklerine, haftasonu gezmelerine devam ediyoruz. Bale kursu başladı Nehir'in. Tiyatro fırsatı oldukça değerlendirmeye çalışıyoruz. Geçtğimiz haftasonu müthiş bir klasik müzik konserine gittik mesela. Ondan ve akşamları evde oynadığımız bazı oyunlardan bahsetmek isterim biraz.

TEKFEN FLAR-MİNİ
Geçen yıl da izleyip bayılmıştık; blogta aratıp bulabilirsiniz okumak isterseniz. Bu yıl, Tekfen Flar-mini oyuncu Hasibe Eren'in sunumuyla sahnedeydi. Yine ensturmanların kısaca çocuklara tanıtılmasıyla başladı konser. Peşinden çok önemli klasik müzik parçalarının kısaca hikayesini dinleyip, ardından dansçıların müthiş görsel performansı  eşliğinde dinlemek harikaydı. Abartmıyorum Nehir dikkati hiç dağılmadan konseri tamamladı, hatta çok büyük zevk aldı. Dasçıları izlerken "annee ne kadar da zarifler" dedi. Konser sonunda da "müziğin hissi tüm insanlar için çok önemlidir değil mi anne" dedi. Bu da herşeyi özetliyor zaten.

PICTIONARY
Bu bir kutu oyunu aslında; içerisinde resimli kartlar, muhtemelen yazma pedi, kalemi, kum saati vs olan. Birisi bir kart seçip, çizerek diğerlerine kartta gördüğünü anlatmaya çalışıyor. Ben kutu oyununu almadım, eminim o da çok eğlenceli olur, ancak bu tarz kutu oyunlarında birkaç oyundan sonra kartlar ezberleniyor ve oyun cazibesini kaybediyor. Biz kartlar olmadan; yazı tahtasına kendimiz yazıp çizerek oynuyoruz. Bazen deeşim, ben ve Nehir oynuyoruz;  birimiz diğerinin kulağına birşey söylüyor, o da diğerine çizerek anlatmaya çalışıyor.

KELİME OYUNU
Genelde kahvaltı masalarında oynadığımız bir oyun. Birisi bir kelime söylüyor. Diğeri bu kelimenin bittiği son harfle başlayan bir kelime bulmaya çalışıyor. Döngü bu şekilde devam ediyor.

ÇOCUK YOGASI
Belki ayrı bir başlık açıp anlatmak gerekirdi ama kısaca bahsedeyim. Nehir'le haftada birkaç akşam (belirli bir düzenimiz yok, canımız istedikçe ve vakit oldukça) anne-çocuk yogası yapıyoruz. Internette çok güzel bir çocuk yogası serisi bulduk; 15 poz içeren 15 minik video. Hepsinin tamamlanması yarım saatten biraz fazla sürüyor. (youtube; çocuk yogası yazarak bulabilirsiniz) Bu seriyi yapıyoruz. Çocukların da biraz sakin kalıp, kendilerini dinlemeye, rahatlamaya ve doğru nefes almaya ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. O yüzden bence çok önemli ve faydalı bir aktivite. Denge ve esneklik de sağlıyor. Anne-çocuk bağının kuvvetlenmesi için de , -hiçbirşey olmasa birlikte zaman geçirmek için de- çok güzel bir ev içi etkinlik bana göre.

MANDALA BOYAMA
Klasik müzik eşliğinde birlikte mandala boyamak hala favorimiz.

DEYİM KARTLARI
Biz de Redhouse Kidz'in kartları var. Nehir'e kuzeninden kalmıştı. Bir kart seçip, resmine bakarak hangi deyimi anlatmak istediğini tahmin etmeye çalışıyoruz. Biz de iki ayrı seri kart olduğundan henüz hepsini bitiremedik ve ezber aşamasına gelmedik, o yüzden hala çok eğleniyoruz. Dil gelişimi için mükemmel bir etkinlik oluyor. Ve tabii aile saati için harika.

DÜŞLE VE ÇİZ
Doğan Egmont Yayınlarına ait bir resim kitabı. Yaratıcılığı sınırlayan klasik boyama kitaplarına çok çok iyi bir alternatif. Kitapta, çocuğunuzun hayal ederek ve yaratıcılığını kullanarak tamamlaması gereken yüzlerce resim var. Biz bazı akşamlar evde, ya da dışarıda gezmeye gittiğimizde bu kitabı yaparak çok eğleniyoruz.

LEGO FRIENDS SETLER
İndirimde yakaladıkça Nehir'e Lego Friends setlerin küçük kutularında alıyorum. Her kutu farklı bir tema; Nehir kitapçığa bakarak, babası ve benim de küçük desteğimizle  seti tamamlıyor, sonra da birlikte oyun kurgulayıp oynuyoruz. At bakıcısı, gökyüzü gözlemcisi, market gibi farklı setleri birleştirince oyunlarımızın kurgusu da daha zevkli hale geliyor.



 



25 Eylül 2017 Pazartesi

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK- BİR KÜÇÜK ÖDEV MESELESİ

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK?

Biz istesek de istemesek de, devlet okulu da olsa özel okulda, ev ödevi ülkemizin gerçeği. Evde tekrar olması için, aile katılımı için, çocuğun Tv, tablet elinde uyuşmaması için, öğretmen okulda her bir çocuğa tek tek yetişemediği için  vs vs nedenlerle ev ödevi veriliyor muhakkak. Nehir'in okulunda da henüz okul açılmadan yapılan bilgilendirme toplantısında "baştan söyleyelim, biz ödev veren bir okuluz" diye belirttiler. Ancak verilecek ödevlerin çocuğun yaş ve bilgi düzeyine, konsantrasyon süresine uyumlu, kısa sürede tamamlayabileceği ödevler olacağını da eklediler. Umarım öyle de olur.

Ben ev ödevi verilmesine karşı değilim; kendi öğrencilik yıllarımda da ödev yapmayı çok severdim; okuldan gelir gelmez, formalarımı bile çıkarmadan tüm kitap defterimi  ortaya döker, ödevlerimi yapmaya başlardım. Sadece bazı ödevlerin şekline karşıyım; velinin yapıp göndereceği baştan belli olan, çocuğa değil adeta veliye verilen ödevlere örneğin, ezberci ödevlere, çocukta merak duygusu uyandırmayan ödevlere, çocuğun tüm boş zamanını dolduracak kadar fazla olan ödevlere, öğretmenlik işini adeta anne ve babanın üzerine yıkan ödevlere,anne-baba-çocuk arasında gerilime neden olan ödevlere.. Çocuğun masa başı konsantrasyon süresine uyumlu, kendi başına yapıp tamamlayabileceği ve bu tamamlama duygusu ile kendisiyle gurur duyabileceği, makul bir sürede tamamlayıp, dinlenmeye, ailesiyle vakit geçirmeye, gezmeye, eğlenmeye, sevdiği bir hobiyi yapmaya, ders dışı kitaplar da okumaya vakit ayırabileceği ödevler ise benim kabulumdür.

Görünen o ki,  öyle ya da böyle ödevimiz daha doğrusu çocuğumuzun ödevleri olacağı muhakkak.  Peki nasıl yapsak, ev ödevlerinin çocuğun kendi sorumluluğu olduğu bilincini ve kendi başına ödev yapma alışkanlığını en baştan nasıl kazandırsak çocuklara? "Ödevin var mı, hadi yap" diye hiç sormasak mı; birkez hatırlatıp daha sonra kendisinin hatırlayıp yapmasını mı beklesek, ödevini yaparken yanında mı otursak, yoksa bittikten sonra kontrol mü etsek sadece? Henüz birinci sınıf çocuğu için biraz hatırlatma, küçük küçük destek olma, ödevini yaparken yanında olup varsa soruları yardımcı olma, bitirdiğinde birlikte kontrol etme uygun olur kanaatindeyim ben. Ama blogu takip eden tecrübeli annelerimizin ve varsa eğitimcilerimizin tavsiyelerini muhakkak duymak isterim. Yorum bırakırsınız değil mi? :-)

15 Eylül 2017 Cuma

OKULA HAZIRLIK

Okul hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Kıyafetler, kırtasiye malzemeleri, kitaplarımızı aldık. Nehir'in saçlarını - okulda bakımı kolay olsun diye- birazcık kısalttık. Bizim okulumuzda sistem olarak tüm kitaplar ve kırtasiye malzemeleri okula gönderilip, çocuğun okuldaki dolabında kalıp oradan kullanılacağı için, herşeyi tek tek etiketledik, Nehir'in ismini yazdık. Hazır isim basılı şekilde etiket yapıp gönderen internet sayfaları da var ama bana göre pahalı ve gereksiz geldi, tükenmez kalemle renkli etikete iki satır isim soyisim yazmak çok da zor değil. Kıyafetlerin de kendi etiketlerine asetat kalemle yazmak mümkün.

Çanta, matara, kalemlik herşey tamam oldu. Oryantasyon haftasını da mutlu bir şekilde atlattık şükür.

Tüm bu materyal hazırlıklarının yanında çok daha önemlisi, çocuğun ruhsal olarak okula hazırlanması konusu var tabi. Yeni bir okula ilk kez başlayacak çocuklar için durum daha da kaygılandırıcı olabilir tabi; biz koskoca adam ve kadınlar olarak bile yeni bir ortama gireceğimiz zaman hafif kaygı ve stres hissetmiyor muyuz? Çocuk da aynı şekilde, nasıl bir ortam, orada ne kadar kalacağım, öğretmenim nasıl birisi, bana kızacak mı, yeni çocuklarla arkadaş olmak zorunda mıyım, ya sevmezsem, hiç oyun oynamayıp sürekli ders mi çalışacağız artık gibi milyon tane soru soruyor kendi kendisine. Çocuğu rahatlatma görevi öncelikle evde biz anne babalara düşüyor büyük ölçüde. Bizim şansımız (aslında şans değil de bilinçli tercihimiz) Nehir'in bu okula anasınıfından başlamış olması. Okulda nerede yemek yenir, spor salonu nerdedir, servis düzeni, okula giriş çıkış gibi konularda zaten oryante olmuş olarak ilkokula başlıyor. Ama tabii o da ilkokul 1. sınıfın anasınıfından farklı olacağının bilincinde ve merak ettiği şeyler yok değil. Biz anne baba olarak Nehir karşısında rahat bir tutum sergilemeye, sorduğu tüm soruları cevaplamaya ve bu sayede merakını gidermeye çalıştık bu süreçte. Kendi eğlenceli, komik ilkokul 1. sınıf anılarımızı anlattık. Tüm hazırlık süreçlerine onu dahil ettik, heveslendirdik. Olumsuza değil, olumluya odaklandık, yani "korkacak bir şey yok" gibi cümleler kurmayıp, onun yerine "1. sınıf da yeni yeni şeyler öğreneceksin, yeni arkadaşlar edineceksin, herşey çok güzel olacak" dedik.

Sizlere nacizane tavsiyem; çocuğunuzun gideceği okulla ilgili önceden bilgi sahibi olup çocuğunuzun sorularına tam olarak cevap vermeniz, olumsuzu hatırlatacak cümleler kurmamanız (sakın ağlama, korkma sakın.. gibi), herşeyi hazır edip çocuğuzun önüne sunmak yerine, hazırlık süreçlerine onu dahil etmeniz (alışverişe birlikte çıkma, etiketlemeyi birlikte yapma... gibi), çocuğunuzu heveslendirmeniz, başka çocuklarla asla kıyaslamamanız (bak arkadaşın ağlıyor mu, bak o annesini hiç üzmüyor... gibi), kendi 1. sınıf anılarınızla (gergin ve stresli olanlar değil, eğlenceli ve komik olanlarla) ortamı neşelendirmeniz, tereddütsüz ve net olmanız, kendi heyecan ve kaygınızı çocuğunuza yansıtmamanız.. Çocuğunuz karşısında rahat davranan anne babasını gördükçe, mutlu bir şekilde ailecek hazırlık yapmanın keyfine vardıkça, okulda neyle karşılaşacağı, orada ne kadar süre kalacağı, nasıl gidip geleceği, kendisini kimin karşılayacağı vs konularda net bilgiler aldıkça rahatlayacak ve sıkıntısız olarak uyum sürecini atlatacaktır bana göre.
Şimdiden, eğitim hayatına ilk adımını atan tüm miniklerimizi kutluyor, gözlerinden öpüyorum. Hepimiz mutlu bir sene geçirelim, en büyük dileğim..



27 Ağustos 2017 Pazar

ŞİMDİ OKULLU BLOG OLDUK...

Bugün erkek kardeşimin hatırlatmasıyla, tabiri caizse silkelendim ve kendime geldim. "Abla bloğun nasıl gidiyor, Nehir'in okul yaşamını ve tecrübelerini de yazacaksın değil mi, eminim çok kişiye faydası olur" dedi. Evet çok haklı, bundan sonra bloğun rengi de şekli de değişiyor; artık okul öncesi aktivite, etkinlik vs. paylaşımlarının yerini bir ilkokul annesinin yaşadıkları ve tecrübelerine dair paylaşımlar alacak.

Bu da başlangıç yazımız olsun. Maalesef eğitim sistemimiz o kadar kötü ki, kaçabilen imkanı olan çok kişinin çocuklarını kapıp yurt dışına kaçtıklarını sıkça görüyoruz son zamanlarda. Böyle bir imkanı ya da isteği olmayan bizlerse, bu diyardan gidemiyorsak bu deveyi gütmek, en az hasarla süreci atlatmak, sistemin iyisini aramak bulmak zorundayız. Eskiden en azından lise son sınıfa kadar gelip, üniversitede bir sınav kazanma ve iyi bir okula yerleşme stres ve sıkıntısını yaşayan çocuklarımız şimdilerde maalesef daha orta son sınıfta on dört yaşında bu yükü sırtlarına yükleniyorlar, TEOG belası yüzünden, özel lise, gidemiyorsa açık lise seçmek zorunda kalıyor hatta hiç bir yere yerleşemezse açıkta kalabiliyorlar. Düşünebiliyor musunuz, eski sistemde hiç olmazsa lise diploması iyi kötü garantiyken şimdi o bile riske giriyor. Tüm okulların İmam Hatip konseptine dönüştürülmesi vs. konulara girmiyorum bile. Böyle olunca biraz önce de bahsettiğim gibi, sistemin iyisini arayıp bulmak bizler için kaçınılmaz oluyor.

Biz Nehir için, çok uzun zaman düşünüp, geçen sene ana sınıfı döneminde özel okulda karar kılmış ve Nehir ilkokula oryante olmuş bir şekilde geçsin, okulun düzenine alışsın düşüncesiyle ilkokul için karar verdiğimiz okulun, ana sınıfına kayıt yaptırmıştık. Bu sene de birinci sınıf için kaydımızı yeniledik. Ana sınıfı tecrübemiz, Nehir'in karakterine uyan, doğru okulu seçtiğimiz konusunda bizi yüreklendirdi. Umarım ilkokulda bu düşüncemiz değişmez ve Nehir aynen mutlu bir şekilde okuluna gider gelir.

Peki neydi bize doğru karar verdiğimizi düşündüren etkenler; 

Anne-baba olarak ilk ve en önemli kriterimiz ve de motivasyonumuz Nehir'in mutluluğu. Sabahları ayaklarının geri geri gitmemesi, okulunu severek, istekle gidip gelmesi. Güvenlik ikinci önemli mevzu. Yabancı dil, iyi bir akademik eğitim, çocuk üzerinde aşırı baskı kurulmaması, branş derslerine de yeterli özen ve zaman ayrılması, çocukların oyundan tamamen koparılmaması, aşırı ödev yüklemesi yapılmaması, ders-oyun-dinlenme-motivasyon zamanlarının iyi bir şekilde dengelenmesi diğer önemli kriterler. Nehir yeni şeyler öğrenmeye çok meraklı bir çocuk ama bunu eğlenceli yolla yapmaya alıştı hep, o yüzden okulun da bu sitem ve mantıkta olması bizim için çok önemliydi. Bunu ana sınıfında bulduğumuz için çok mutluyuz. Umarım ilkokulda da bu şekilde ilerleriz.

Nehir ana sınıfında okumayı söktü. Bu yüzden bir nebze içim rahat. El yazısının bu sene kalkmış olması ikinci içimi rahatlatan unsur. Bu seneyi okuduğunu daha iyi anlama ve daha düzenli ve düzgün yazmaya odaklanarak geçiririz diye tahmin ediyorum. Tüm bu süreçleri sizlerle de paylaşıyor olacağım elbet.

Bir sonraki yazı, okul hazırlıkları olacak. Şimdilik sevgiyle kalın..


13 Temmuz 2017 Perşembe

NEHİR 'İN YAZ OKUMA LISTESI ( KÜTÜPHANEMİZ 110-111-112-113-114-115-116 )

NEHİR'İN YAZ OKUMA LİSTESİ
Nehir'e yaz tatili okumalarımız için başlangıç olarak küçük bir liste yaptım. Kısa kısa paylaşmak istiyorum okudukça. Şu ana kadar okuduklarımız;

KÜÇÜK KIRMIZI DÜĞME
Küçük bir kızın paltosundan kopan düğmenin yerine dikilen, zamanla küçük kıza bağlanan, ona sesini duyuramasa da, onunla herdaim birlikte olmaktan büyük mutluluk duyan ama yaz gelirken bir dolaba kaldırılıp, ertesi sene de küçük kız büyüyüp aynı paltoyu giyemeyeceği için endişe duymaya başlayan küçük kırmızı düğmenin hikayesi. Kim bilir bu düğmeciğin seneye de küçük kızla birlikte olabilmesinin bir yolu vardır. Onu da okuyup öğreneceksiniz. Resimli, bol yazılı, biraz fazla sayfalı bir kitap. 




HAYAL KASABASI
Bu kitabı çok sevdik. Kitap kapanan bir yayınevi, rafa kaldırılan hayaller ve artık kitap okumayı bırakan çocuklar hakkında. Çocuklar tabii ki yeniden kitap okumaya başlayacaklar. Ama nasıl? Kitap o kadar sürükleyici ki, uyku saati geçmese Nehir bir gecede hepsini okuyup bitirmek istedi. Ertesi akşamı ve devamını okumayı sabırsızlıkla bekledi. (küçük boy az resim bol yazılı kitaplardan, 5-6 yaş+ ya da 1. sınıf ilk okuma kitaplarından olabilir)



BİTLERİMİ GERİ VERİ
Hayal kasabası gibi çok yazılı az resimli kitaplardan. Kitabımızın kahramanı, anne ve babası çok yoğun çalıştıklarından epey yalnız kalmış, kendisini bilgisayar oyunlarına vermiştir. Günün birinde bitlenir ve farkeder ki kelimeleri sihirli bir şekilde kullandığında bitleriyle konuşup anlaşabilmektedir. Öyle yalnız hissetmektedir ki bitleriyle arkadaş olur. Okurken BİTaz kaşınacağınız ama sizi güldürecek bir BİTap. Yine 5-6 yaş üzeri ya da 1. sınıf sonrası için uygun olur bence. 




UÇMAK İSTEYEN KEDİ
Nehir'in ilk gördüğünde çok sevindiği kitap. Bizim (anne-babasının) kitaplarımız gibi kalın ve ayraçla okuyabileceği bir kitap olduğu için. Ben de 1. sınıf çocukları için uygun bir kitap olduğunu okuyarak almıştım. Okuyunca da sevdik ama Nehir biraz sıkıldı çünkü dili biraz ağır ve fazla sürükleyiciliği olmayan bir kitap. Ama yine de okuyup bitireceğimiz ve belki birkaç ay sonra daha çok ilgi görebilecek bir kitap. Kütüphanemizde bulunacak. Sizlerin 7 yaş üzeri çocuklarınız için yine de öneririm. Çünkü hayalperest bir kedi ile yaşlı sahibesinin dostluğunu güzel bir şekilde anlatan bir kitap. 




SEN VE BAŞKALARI
Dünya üzerinde yaşayan milyonlarca insan, hepsi de birbirinden farklı. Zevkleri, inanışları, giyimleri, dış görünüşleri, konuştukları dil. Ama hiçbiri birlikte yaşamaya engel değil. Dünya üzerinde milyonlarca birbirinden farklı insan var ama senden birtane....




TEMİZ
Kahramanımız ormandaki kirliliğe ve düzensizliğe kafasını takmış durumdadır. Herşeyin tertemiz ve düzenli olmasını ister. Ama bu arzusunu biraz abartınca orman hiç de yaşanacak bir yer değildir artık. Sonunda herşeyi eski haline getirmesi gerektiğini anlar; tabii ki arkadaşlarının yardımıyla. 




SAKAR KRAL
Kitap, adı üstünde sürekli birşeyleri kırıp döken sakar bir kral hakkında. Ne yapsa derdine çare bulamayan Kral en son ünlü bir büyücüden yardım ister. Ama sorununu bu büyücü değil, bir başkası, bir başka şekilde çözecektir. Renkli, resimli, eğlenceli bir kitap. 


9 Temmuz 2017 Pazar

VİRGÜL, BİR GÜL...

Nehirin okulundan yaz çalışması olarak verdikleri STEM junior seti yapıyorduk beraber. Tohumlar projesine geldik. Proje kitapçığındaki soruları cevaplıyoruz önce sonra da küçük bir saksı süsleyip tohum ekip yetiştireceğiz.  Kitapçıktaki sorulardan biri "tohumlar nasıl yaşar?" Nehir, "suyla, güneşle"dedi. Çok güzel kızım, çok doğru, hadi şimdi yaz bu cevabı dedim. Suyla yazdı, bi virgül koy şimdi dedim; bisey çizdi ve arkasından güneşle yazdı. Bu çizdiğin nedir Nehircigim dedim. "Bir gül çiz dedin ya, gül çizdim" dedi...  Bazen nasıl da unutuyoruz, onların henüz ne kadar küçük olduklarını, nasıl da bizim bildiğimiz herşeyi bildikleri yanılgısına kapılıyoruz, onlar karşımızda bıcır bıcır konuştukça, nasıl da her şeyi bildiklerini ya da bilmeleri gerektiğini zannediyoruz.  Güldüm, bu masumiyeti anılara kazımalı dedim... 



15 Haziran 2017 Perşembe

FOÇA GEZİ NOTLARIM



Daha önce yazmaya fırsatım olmadı, 19 Mayıs tatilini fırsat bilip 3 günlük küçük bir tatil kaçamağı yaptık ailecek. Nehir'e zaten hep tatil olsun, bayılıyor gezmeye, yeni yerler görmeye. 


Bu tatilde yolculuk İzmir, Foça'ya oldu. İlk gittiğimiz gün hava epey rüzgarlıydı ama yine de gezmeye engel değildi. Yol yorgunluğunu atıp, eşyalarımızı bırakıp kahvaltı ettikten sonra çıktık dışarı. Yeni Foça'nın küçücük çarşısını ve sahilini gezdik. Biraz fotoğraf çekip Eski Foça'ya doğru yola çıktık. Eski Foça harika bir sahil kasabası. Sahilinde pekçok balıkçı restoranları, kafeler, çay bahçeleriyle tam bir keyif yeri. Eski taş binalarıyla, muhteşem deniz manzarasıyla da son derece seyirlik aynı zamanda. Tarihi girit dondurması, balık ekmek, kumru, boyoz gibi lezzetleriyle de midemize de hitap etti, evet. Nehir inanılmaz heyecanla, yorulmaksızın gezdi dolaştı bizimle. Yeni ve Eski Foça gezileriyle günü bitirdik. Akşam yol yorgunu erkenden uyuyan Nehir'i, babaanne ve dedesine emanet edip, Yeni Foça sahilinde canlı müzik yapan yerlerden birinde azıcık anne-baba akşamı yaptık eşimle.  


İkinci gün Sazlıca plajlarında deniz ve mangal günü olarak geçirdik. Foça'da bu şekilde hizmet veren pek çok tesis var. Yeşil ve mavi içiçe geçmiş, deniz enfes, su öylesine berrak. Mayıs ayı ve su oldukça soğuk olmasına rağmen Nehir'i alıkoyamadık denizden. Tabii kendimizi de. Suya giren Nehir'in iştahı da açıldı, magalda pişen köfteleri o yerken biz doyduk adeta. 


Üçüncü günümüzde yöresel pazarları ve köyleri gezdik. İlk olarak Foça Yeryüzü Pazarı'na uğradık; zeytin, zeytinyağı, ekşi mayalı ekmek, tarhana gibi bizzat köylülerin kendi el emeği ürünlerden ve elişi Foça takılarından aldık Nehir'le kendimize. Öğleden sonra Bağarası köylü pazarına uğrayıp, buradan turistlerce epey tanınmış ve oldukça ziyaretçi çeken Kozbeyli Köyü'ne geçtik. Burada meşhur Şakir'in Yeri'nde oturup, dibek kahvelerinin tadına baktık.


Dördüncü gün kahvaltı sonrası dönüş yoluna geçtik. Yolumuzu cok az uzatıp başka zaman belki gezip dolaşmaya firsat bulamayacağimiz Manyas Kuş Cenneti'ne uğradık. Iyi ki de uğramışız. Çesit çesit kuşlar, mis gibi ağaç ve toprak kokusu ile adeta büyülendik. Önce müzeyi gezdik, ardından dürbünlerimizi alıp gözetleme kulesine çıktık. Mevsim musaitti ve pek çok kuş görebildik. Muhakkak görülmesi gereken biryer bana göre.

Gezimiz biterken, duyduğum bir rivayete göre Foça'ya gelip, Eski Foça sahilinde biryerlerde gizli taşa farketmeden basan kişi vazgeçemez tekrar tekrar gelirmiş Foça'ya, biz o taşa bastık mı bilmiyorum ama artık Nehir'İn babaanne ve dedesi buraya yerleştiğine göre arada sırada muhakkak yolumuz düşeceği kesin.


Darısı yaz tatilimize diyorum ve bu minik tatilimizin minik yazısını burada noktalıyorum.










SCRABBLE ORIGINAL




Yine bir kutu oyunuyla karşınızdayım. Scrabble, kelime oyunu. Oyun 8 yaş+ Daha minikler için Junior seçeneği de var ancak ben orjinal olanını aldım. Okuma-yazma bilen 5,5-6 yaş+ miniğinizle gayet rahat oynayabilirsiniz bence. Bizim Nehir'le ilk denemelerimiz oldukça keyifli oldu. Nehir minik yardımlarımızla epey kelime buldu. Düşünme becerisini ve kelime haznesini geliştirecek mükemmel bir oyun. Nehir anlamını bilmediği pekçok yeni kelimeyle karşılaştı; kin gibi, zan gibi. Heryeni duyduğu kelimede bize sordu ne demek olduğunu, biz de açıkladık. Hiçbirşey olmasa ailecek, Tv kapalı, birarada geçirilen zaman demek bu kutu oyunları. Bu yüzden çok seviyorum. İndirim ya da fırsat yakaladıkça alıyorum. Bu oyunu da Migros'un 23 Nisan indiriminde denk getirip almıştım.


Dediğim gibi okuma-yazma bilen, 6 yaş miniklere öneririm. Ha bu oyunu alamadınızsa da dert etmeyin, alternatifi çok oyun var, evde bir kağıt kalemle oynanabilecek; çocukluğumuza dönüp bakmamız yeterli. İsim-şehir ya da adam asmaca gibi. Nehir bayılıyor bu oyunlara.


Sevgiyle kalın.


7 Haziran 2017 Çarşamba

MAKE'N BREAK



Ailecek birlikte eğlenceli vakit geçirmek için harika bir kutu oyunu tavsiye edeyim; Make'n Break. Oyun 8 yaş+ olarak geçiyor ama 5 yaş çok rahat oynar bence. Ben Nehir zorlanırsa kolaylarından başlar yaparız diyordum ama en zor kartlar bile Nehir'i zorlamadı, öyle söyleyeyim. (yaş, 5,5) Kutu içerisinde tahta bloklar, bu bloklarla oluşturulması gereken şekilleri gösteren kartlar, bir zamanlayıcı ve bir zar var. Zar atıp, gelen sayı kadar sürede mümkün olduğu kadar çok karttaki şekli bloklarla yapmaya çalışıyorsunuz. Her oyuncuğu yaptığı kartların üzerinde yazan sayıların toplamı kadar puan alıyor.


Bazı kartlar çok basit, bazıları daha komplike. Bu da oyunu daha eğlenceli kılıyor. Bir zor, bir kolay kart geliyor,ya da kimine zor kimine kolay. Zamana karşı yarışmak da ekstrası.


Biz çok güldük eğlendik. Tavsiye ederiz.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...