20 Nisan 2017 Perşembe

GÜNEŞLİ PAZAR

Sizlere Çocukla gidilebilecek güzel bir kahvaltı mekanı önermeye geldim. Şile yolu üzerinde, Ömerli barajına yakın; Emirli köyünde Uzunlar Kebap Restoran. Bahçe içerisinde, güzel bir oyun parkı var ve kahvaltı çeşidi bol ve lezzetli. Oyun parkı ile masalar çok yakın bu yüzden oturduğunuz yerden çocuğunuzu izleyebiliyorsunuz ve siz oturup rahatça çay kahve içerken, çocuk da doya doya parkta oynayabiliyor. Kendin pişir tarzında, mangal yapma imkanı da var.

Biz güzel, güneşli bir Pazar günü gittik ve hem Nehir eğlendi, hem de biz dinlenip nefes aldık. Uçan balon ve köpük baloncuk satan birisi de var restoran girişinde. Çocukla çok rahat edilecek bir mekan, tavsiye ederim. 

 

13 Nisan 2017 Perşembe

PAKOLİNO AKTİVİTE KUTULARI- VÜCÜDUMUZ TEMASI



Pakolino'nun bu ay teması Vücüdumuzu Tanıyalım. Biz ilk olarak ikinci aktiviteden başladık. Elimizin ve kol kemiklerimizin röntgen filmlerini hazırladık, doktor olup hasta takip formunu doldurduk. Oldukça eğlenceliydi. 





Daha sonra anatomi tshirtünü boyadık Nehir'le. Hatta Nehir ilk Pazartesi bu tshirtü giyerek okula gitmek istedi. 





Son olarak vücut haritasını ve keçeden dolgu organları hazırladık. Nehir'in odasının kapısına astık. Ben ne zamandır Nehir'e keçeden iç organlar hazırlamak isterken, fırsat ayağıma geldi resmen. :-) 




Çok eğlenceli, öğretici bir sayıyı daha bir çırpıda bitirmiş olduk. 




Sizlerde Pakolino aktivite kutularını denemek isterseniz, internet adresleri : www.pakolino.com

10 Nisan 2017 Pazartesi

İŞ SANAT'' DA ÇOCUKLAR İÇİN MÜZİKLİ MASALLAR'I İZLEDİK

ÇOCUKLAR İÇİN MÜZİKLİ MASALLAR
İŞ SANAT VE KÜLTÜR MERKEZİ
5-7 Yaş 

Geçtiğimiz haftasonu, İş Sanat ve Kültür Merkezi'nde gerçekleşen Çocuklar İçin Müzikli Masallar performansına bilet almıştım. Sanatçı Gökçe Bahadır'ın sunumuyla, piyano eşliğinde ve tiyatro oyuncularının masala eşlik eden pandomimleri ile 3 farklı masal dinledik. Nehir zaten kitapları, hikayeleri ve tiyatroyu çok sevdiğinden gösteriyi beğendi, hatta çok kısa buldu, niye bu kadar çabuk bitti dedi. Sanat merkezi içerisinde kurulan fotoğraf çekim standlarında Sakar Cadı Vini'yi görünce apayrı mutlu oldu.




İş Sanat Kibele Galerisi'nde gösteri öncesinde bir de sergi gezme fırsatı bulduk. Muhsin Kut'un "Bir Seyyahın Resimli Güncesi" isimli sergisini gezdik. Nehir şaşırdı, ressam bu kadar çok resmi nasıl yapmış, diye düşündü, bazı çok büyük resimlere bakıp, bu resim için yıllarca çalışmış olmalı diye düşündü; ne güzel herzaman resim yapıyor, ben de büyüyünce ressam olacağım diye de bir karara vardı. 

Artık çocuğun müzede ne işi var, sergide ne işi var şeklindeki demode düşüncenin değişmesi gerektiği taraftarıyım zaten, çocukla sergi gezilebilir, hatta çocuklar bir resim sergisinde yetişkinlerden daha fazla şey bulabilir, daha çok zevk alabilir, Nehir gibi.





Biz ailecek sanat dolu, harika bir Pazar günü geçirdik. Tekrarı oluyor, tavsiye ederiz. Biz şehrin bir yakasından diğer yakasına geçtik bu etkinlik için ama ilim için ve sanat için ve tabii ki Nehir'in mutluluğu için karı-koca olarak hiç mi hiç üşenmeyiz.


 

Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!

Neden Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.

Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.
Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.
 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Mart 2017 Cuma

KÜTÜPHANEMİZ 107- SOBE, BEN PENELOPE!

SOBE, BEN PENELOPE!
Göknur Birincioğlu
Redhouse Kidz Yayınları 

Penelope, tüm insanların daha ilk karşılaşmalarında, henüz kendisini tanımadan dahi, kendisine aynı soruyu sormalarından bıkmıştı: "büyüyünce ne olacaksın, Penelope?"  Uzun zaman kendisini ve isteklerini sorgulayan, ne olmak istediğini bulmaya çalışan Penelope, en sonunda sadece kendisi olmaya karar verir.

Suflör de olabilirim, dublör de,
Jonglör de olabilirim, profesör de.
Sihir benim içimde.
Bak işte sonunda buldum kendimi.
Sobe, ben Penelope. 

Kitap çok sayfalı, çok yazılı, epey uzun bir kitap. O yüzden bana göre 5 yaş üzeri için uygun. Biz çok sevdik. Mesajı çok güzel, tavsiye ederiz.

 

KARINCA YAŞAM DÖNGÜSÜ DUYUSAL HAVUZU

Nehir'ler okulda bu ay GEMS projesi olarak karıncalar konusunu işliyorlar. Geçtiğimiz günlerde bizden de odev olarak karıncalar ile ilgili kitap, resim vs gondermemizi istediler. Ben çocuklar için görsel, duyusal birşeyler olsun istedim ve karınca yaşam döngüsünü kağıt çıktı alıp göndermektense, mini bir duyusal havuz hazırladık Nehir'le. Küçükken benim hazırladığım duyusal havuzları inceleyen Nehir'in, artık tüm hazırlık aşamalarını kendisinin yapması çok hoşuma gitti. Yumurtalar- lavra- puppa ve karınca şeklindeki karınca yaşam döngüsünü, biraz toprak ve evde bulduğumuz karton, yün ip, süpriz yumurta kutusu gibi malzemelerle kolayca hazırladık.






Kitap olarak da Bıdık Çok Küçük kitabını götürdü Nehir okula .

 

KÜTÜPHANEMİZ 105-106 KEMAL'İN LONDRA GÜNLÜĞÜ- KEMAL'İN BRÜKSEL GÜNLÜĞÜ

KEMAL'İN LONDRA GÜNLÜĞÜ
KEMAL'İN BRÜKSEL GÜNLÜĞÜ
Özge A. Lokman Hekim
Altın Kitaplar


Nehir bu kitaplarla okulunda düzenlenen imza günü ile tanıştı. Gerçek bir yazarla tanışmak, kitaplarının hikayesini dinlemek çok mutlu etmiş onu. Sevgili Özge Lokmanhekim'in beraberinde getirdiği Londra otobüsü, Londa telefonkulübesi ve Ayı Paddington'u görmek ise apayrı mutlu etmiş Nehir'i. (Ayı Paddington'u ayrıca yazacağım)

Kitapları sevinçle getirdi eve. Okuduk birkaç kez. Nehir'de büyük bir merak uyandırdı. Gezmeyi, yeni yerler görmeyi seven Nehir'de merak uyandırdı. "Londra'ya gidelim anne, 2 günlük haftasonu tatilinde gidilir mi anne?" diye sorup durdu. Umarım günün birinde kitaplardan görüp merak ettiği yerlerin hepsini giip gezip, gösterme fırsatımız olur Nehir'e.

Özge hanım kitaplarında oğlu Kemal'le yaptıkları Londra ve Brüksel gezilerini yazmış Öyle güzel bir rehber niteliğinde olmuş ki, buralara gidecek olursak kitapları muhakkak yanıma alırım. Ya da kitaplara göre bir gezi rotası belirleyebilirim..

Meraklı miniklere tavsiye olunur.



14 Mart 2017 Salı

PAKOLİNO AKTİVİTE KUTULARI- GİZLİ GÖREV TEMASI



Pakolino aktivite kutularının bu ayki konusu, gizli görev. Ajancılık, dedektifçilik, Nehir'in deyimiyle.  Bizde adet olduğu üzere kutu gelir gelmez bir haftasonunda tüm etkinlikleri yapıp bitirdik yine. Nehir çok sevdi bu gizli ajan olma işini. ÖZellikle ajan çantası, gizli görev kimlikleri, ışıkta beliren sihirli kalem ve ipuçlarına göre puzzle parçalarını bulma oyununa bayıldı. Oyunu geliştirdik de, sihirli kalemle kendimize yeni farklı ipuçları yazdık, puzzle parçalarını farklı yerlere saklayıp bu ipuçlarına göre bulduk. Tüm haftasonumuz dedektifçilikle geçti diyebilirim. Sayısız kere oynadık. 

Periskobu da yaptık. Benim bile çok hoşuma gitti. Bir denizaltı nasıl su yüzüne çıkmadan etrafı izleyebiliyormuş; yeni birşey daha öğrenmiş olduk. Gizlendiğimiz yerden, görünmeden etrafı izleyebilmek çok hoşumuza gitti. 


Bol oyunlu bir kutu olmuş bu seferki. El becerisinden çok hayal gücüne dayanan, drama yeteneğini geliştiren. Biz çok sevdik.









(Nehir 5,5 yaşında)

9 Mart 2017 Perşembe

GÜNÜBİRLİK ŞİLE GEZİMİZ



Bahar geldi hoş geldi, neşe ve umut getirdi, bütün kış soğuk ve karanlıktan asılan suratlarımızda yeniden gülümsemeler belirdi. Akşam işten eve az da olsa aydınlıkta dönmek, haftasonu sabahı uyanıp dışarıda parlayan güneşi görmek ruhumuza da, karanlıkta evden çıkıp yine karanlıkta eve dönmekten D vitamini eksikliğinden kırılan bünyemize de çok iyi geldi.


Bu Pazar sabahı da her zaman olduğu gibi erkenden kalktık. Madem hava bu kadar sıcak şehir içinde tıkılıp kalmayalım, biraz uzaklaşalım dedik ve soluğu Şile'de aldık. Şile İkinci Bahar Restoran'da kahvaltı ile başladık güne. Restoran'ın kapalı alanı, açık alanı, çim alanı, eski de olsa bir çocuk parkı var. Kahvaltısı, Maşukiye'nin eritme peynirli, kiremitte omletli vs enfes kahvaltıları kadar olmasa da orta düzeyde diyelim. Yine de serpme kahvaltı oldukça doyurucu. Kahvaltı sonrası bahçeye çıktık. Nehir parkta epey oynadı, biraz da çimlerde yayıldık. Taş topladık, dizdik, bozduk, 5 taş denemeleri yaptık derken öğleni ettik burda.

İkinci durak Şile çarşı oldu. Şile bezi bir elbise alayım dedim Nehir'e, yaz tatilinde giyer, hem de bu gezimizin bir anısı olur. Güzel bir elbise seçip aldık.


Üçüncü durak Şile feneri. Nehir Ağva gezimizde ilk kez deniz feneri görmüştü. Bu ikinci kez daha da yakından gerçek bir deniz feneri görme heyecanını yaşadı. Kuleye çıkmayı çok istedi ancak bu mümkün değildi tabi. Fener içerisindeki odacıkta çeşitli deniz fenerlerinin sergilendiği mini müzeyi gezdik. Fenerin etrafında dolaşıp müthiş deniz manzarasını izledik. Bol bol fotoğraf çektik. Nehir doğmadan önce geldiğimizde burada bir cafe vardı ama kapanmış. 


Buradan Şile limana inmekti niyetimiz ama eski liman yıkılmış, yenileniyor, şu an tadilat olduğu için gitmedik hiç. İnşallah birdahaki sefere. 


Gezdik yorulduk, acıktık. Öğle yemeği için temiz, güzel bir yer bulup, karnımızı doyurduk. Nehir'i ilk kez bu kadar iştahla yerken gördük. Temiz hava iştahını açtı. :-)


Yemek sonrası dönüş yolculuğuna geçtik.


Bu bahar leyleği havada görürüz inşallah. Bol gezmeli bir bahar ve yaz diliyorum. 




24 Şubat 2017 Cuma

SAPANCA GÖLÜ GEZİMİZ

Geçtiğimiz haftasonu güneş yüzünü gösterdi, bahar havasına kaptırdık kendimizi. Bütün kışın karanlığından ve kasvetinden, iş güç temposundan bunalmış olan biz kendimizi nasıl dışarı attığımızı bilemedik. Güneşli bir Pazar, çekirdek ailemize çok çok iyi geldi.

Pazar sabahı pırıl pırıl güneşi görünce, eşime bizi Çengelköy'e götür hadi dedim; yapma dedi, beni İstanbul trafiğine sokma da neresi dersen giderim. Sapanca gölüne ne dersin dedim; olur valla dedi. Gerçekten de İstanbul içinde gezmekten ben de nefret ediyorum artık açıkçası; sırf trafik derdinden.

Sapanca gölü çok güzeldi. Maviye  bakmak huzur verdi. Göl kıyısında yürüyüş yaptık, ördeklere simit, göle taş attık, eşim su üstünde taş sektirirken biz de su da halkalar yaptık Nehir'le :-) Çimlere yayıldık. Nehir gölün ve ördeklerin resmini yapmak istedi, getirdiğim boyalarla, minik boy defterine manzaranın resmini çizdi.

Banklarda oturup biraz oyun oynadık. Gölün ve güneşin tadını epey çıkardıktan sonra Maşukiye'ye yöneldik. Herzaman gidip çok rahat ettiğimiz Cansu Alabalık Tesisleri'nde karnımızı doyurduk. Nehir açık havada epey vakit geçirdi, parkta oynadı ve akşam üzeri dönüş yolculuğumuz başladı.

Biliyorsunuz, sağlıklı olduğumuz müddetçe baha geldimi biz durmayız evde. Hem Nehir hem kendimiz için çok çok iyi oluyor bu geziler. Bu da bu senenin açılışı olun; leyleği havada görürüz inşallah bu sene de ..



 



14 Şubat 2017 Salı

KÜTÜPHANEMİZ 104- ÇOCUK OLMAK ZOR

ÇOCUK OLMAK ZOR
Tübitak Yayınları 

Takip edenler farketmiştir, artık blogta kitap paylaşımı yapamıyorum çok fazla. Kitaplarımız çoğaldı, tek tek yazmam imkansız. Ama arada bize farklı gelen, ilgi çekici ve Nehir'in yorumu olan kitapları kısaca yazacağım. 

Bu kitap çocuk gözünden, çocuk olmanın zorluklarını anlatarak başlıyor. Yetişkinler tarafından konulmuş kurallarla çevrelenmiş bir dünyada büyümeye, birey olmaya çalışmanın zorluklarından bahsediyor. Ama yetişkin olmanın da apayrı soumluluklar taşımak anlamına geldiği, o yüzden büyümek için acele etmeden, çocuk olmanın zevkini çıkarmanın en doğrusu olduğu mesajıyla bitiyor. Çocuklar ve yetişkinler için, birbirlerinin yaşamlarına farklı bir pencereden bakmalarını sağlamayı amaçlıyor kitap. 

Nehir'in kitabı okurken yorumu; "Çocuk olmak hiç de zor değil, aslında yetişkin olmak zor; hergün işe gitmek zorundasınız, işte hep aynı işleri yapmak zorundasınız, hem de hiç oyun saati olmadan, evdeki işleri yapmak zorundasınız, yemek yapomak zorundasınız.... Keşke yetişkinler olmasaydı diyen çocuklar çok yanlış düşünüyor; yetişkinler olmasa bize kim bakardı, kim yemek yapardı, aç kalırdık, yetişkinler olmasa çocuklar da olmazdı, hatta her çocuk bir yetişkinden doğduğuna göre, dünyada hayat olmazdı o zaman"

Ne diyeyim, aklına sağlık çocuk.

İzninizle ben işe döneyim, malum oyun saatim bile yok :-)




 

12 Şubat 2017 Pazar

PAKOLİNO AKTİVİTE KUTULARI- ŞUBAT AYI KUTUPLARA YOLCULUK TEMASI

Bu ay Pakolino kutusunun teması Kutuplara Yolculuk. Tam da Nehir'ler geçtiğimiz ay okulda GEMS etkinlikleri kapsamında penguenleri ve kutupları tanımışlarken bu kutu çok iyi geldi üzerine. Nehir'e kalsa bir akşamda tüm etkinlikleri yapıp bitirecek ama 1 etkinlik bile uyku saatini kaydırdığından, kendisini zor da olsa ikna ediyorum tek etkinliğe.

İlk olarak kutup ayısı bowling oyununu hazırlayıp, oynadık. Babası da katıldı bize. Bayağ gülüp eğlendik. Kaç akşamımız bu bowling oyunu ile geçti.
 



İkinci etkinlik olarak cam süslerini hazırladık Nehir'le ve odasının camını kar taneleriyle ve Nehir'in ismi ile süsledik.




Son etkinliğimiz kızaktan kalemlikti. Nehir'le kızağı hazırladık, Nehir stickerlarla tek tek süsledi. İşyerindeki masam için istedim nehir'den bu kalemliği ama Nehir izin vermedi, hem kalemlik hem oyuncak olarak kullanacakmış kendisi. Zaten epey hayali oyun oynadı kızakla.  




Pakolino'nun bu ayki etkinliklerini bir çırpıda bitirdik. Gerçekten de çok paralar verip aldığımız çoğu oyuncaktan daha verimli, daha oyalayıcı oluyor şu Pakolino. Sizler de incelemek, abone olmak, 3-7 yaş aktivite kutularının evinize gelmesini isterseniz www.pakolino.com' u ziyaret edebilirsiniz.

6 Şubat 2017 Pazartesi

SÖMESTR VS.

15 günlük sömestr tatilini geride bıraktık. Çalışan anne-baba olarak bu 15 günü yapabileceğimiz en iyi şekilde planlamaya, Nehir'e güzel anılar biriktirip, eğlenebileceği ve dinlenebileceği bir tatil geçirtmeye çalıştık. 15 günlük tatil demek, 3 adet haftasonu demek bizim için. Bu zamana 1 tiyatro oyunu, 2 sinema, akvaryum gezisi, ailecek kahvaltı, birlikte yenen yemekler ve Nehir'in devam eden bale kursunu sığdırmayı başardık.

İzlediğimiz tiyatro oyunu Devlet Opera Balesi'nden izlediğimiz 3. oyun; Kitap Kurdu ve Can Haylazlara Karşı  

Oyun harikaydı, kostümler, dekorlar, oyunculuklar, müzikler ve özellikle çocuk oyuncuların dansları muhteşemdi. Nehir inanılmaz eğlendi.
 
Akvaryum gezimiz; İstanbul Anadolu yakasında ViaSea'de idi. Nehir'in ikinci akvaryum gezisi oldu. Akvaryum ve balıklar genel olarak harikaydı, Nehir her bölümde ayrı mutlu oldu. Deniz anaları, deniz yıldızları, vatozlar, köpek balıkları, deniz atları hepsine bayıldık. Kayıp Balık Dori ve Memo'nun orjinallerini gördük, ne kadar minik olduklarına şaştık. Denizaltına girip bir maceraya atıldık. Kumla topografik yeryüzü haritası yapmayı deneyimledik. Biberonla koi balığı besledik. Sömestr tatili kapsamında hazırlanan eğlenceli bilim gösterisini izledik ve atıklarla sanat etkinliğine katıldık. 

2 sinema filminden biri Peppee idi, Nehir babasıyla izledi. Nehir çok eğlenmiş ancak eşim pedagojik açıdan yanlışlarla dolu bir çizgi film olduğunu söyledi, çok da beğenmemiş açıkçası. 

İkincisi ailecek izlediğimiz Moana, prenses olmayan ilk Disney kahramanı; cesur, kabilesini kurtarmak için maceraya atılmaktan korkmayan küçük bir kızın öyküsü. Bir iki ürkütücü sahnesi, küçük yaş gurubu için uygun değildi, bir de mitolojik tanrı, yarı-tanrı vs kavramlar kafa karıştırıcı olabilir, onun dışında öyküsü, dansları, müzikleri, görüntü kalitesi ile Nehir'in ve bizim beğenimizi aldı.



3 Şubat 2017 Cuma

A SOSYAL MEDYA!!



Geçenlerde instagram hesabımda bir paylaşım yaptım; "ne doğru düzgün selfie çekebilirim, ne laf sokmalı yazılar paylaşırım, yemek yaparsam oturur yeriz, öncesinde boy boy foto çekmez, kurdeleyle açıLış yapmayız, eşime güzel birşey söyleyeceksem akşam evde yüzüne söylerim, hediye vereceksem eline veririm, sosyal medyayı aracı etmem. O halde ne işim var benim bu sosyal medyada?" demiştim.

Öncelikle şöyle söyleyeyim, ben sosyal medyada yokken ilk olarak bloğum vardı. Bu kadar anne-çocuk paylaşım grupları, facebook hesapları, instagram fenomenleri yokken, ben Nehir'e kitaplardan okuyarak, yabancı sayfalardan uğraşıp çevirerek, copy-paste değil, uğraşıp didinerek etkinlikler hazırlıyordum. Herkes benim kadar uğraşmasın, çevreme bir faydam dokunsun diyerek blogta bunları paylaşmaya başladım. Sadece oyun, etkinlik değil, çocuk kitaplarımızı, Nehir'le gidip gördüğümüz, çocukla gitmeye elverişli, çocuğun hayattına bir değer katacak etkinlikleri; müze, sergi, tiyatro, sinema ve diğer sosyal faaliyetlerimizi paylaştım yıllarca. Kimileri son derece komplekssizce (ki bence komplekse girecek hiçbir durum yok, atla deve değil, küçücük araştırmayla, istekle ve az biraz özveriyle her ebeveynin uygulayabileceği şeylerdi) yaptıklarımı örnek aldı, sayende pekçok şey öğrendik, senden ilham aldık, çocuğumuzla daha verimli vakit geçirmeye başladık, dediler. Kimileri ise haset etti, kıskandı, kendi içlerinde bir rekabet duygusana kapılıp bunu bir yarışa dönüştürdüler. Benim pozitif örnek olması için yaptığım paylaşımlarımdan çıkarılabilecek en negatif sonuçları çıkardılar. Evet yaptılar. En nefret ettiğim şey ufacık çocukların birbirleriyle karşılaştırılması, yarıştırılması iken beni ve çocuğumu böyle bir yarışın içine çekmeye çalıştılar. El kadar çocuğun karşısına geçip, sen oralara gittiysen, şunu şunu yaptıysan, biz de bunu bunu yaptık tadında nispet yapmaya çalıştılar.

Ama bilmiyorlar ki, çocuklar yetişkinler gibi değildir, onlar hava atmayı bilmediği gibi, kendilerine hava atılmaya çalışıldığını da anlamazlar; ellerinde olanla mutlu olurlar, ilgi ve sevgi onlar için yeterlidir, fazlasını istemezler, eksiklik, yoksunluk duygusu büyüklere aittir, çocuklara değil.  En azından benim çocuğum için bu böyledir. Böyle yetişiyor çünkü; doyumlu yetişiyor, duyarlı, sevgi dolu, elindekilerden mutlu olacak şekilde ve sahip olduklarının kıymetini bilecek şekilde. Yarışacaksanız bu manevi değerlerle yarışın.

Bu da benim ilk laf sokmalı paylaşımım olsun o halde buyrun..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...