25 Eylül 2017 Pazartesi

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK- BİR KÜÇÜK ÖDEV MESELESİ

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK?

Biz istesek de istemesek de, devlet okulu da olsa özel okulda, ev ödevi ülkemizin gerçeği. Evde tekrar olması için, aile katılımı için, çocuğun Tv, tablet elinde uyuşmaması için, öğretmen okulda her bir çocuğa tek tek yetişemediği için  vs vs nedenlerle ev ödevi veriliyor muhakkak. Nehir'in okulunda da henüz okul açılmadan yapılan bilgilendirme toplantısında "baştan söyleyelim, biz ödev veren bir okuluz" diye belirttiler. Ancak verilecek ödevlerin çocuğun yaş ve bilgi düzeyine, konsantrasyon süresine uyumlu, kısa sürede tamamlayabileceği ödevler olacağını da eklediler. Umarım öyle de olur.

Ben ev ödevi verilmesine karşı değilim; kendi öğrencilik yıllarımda da ödev yapmayı çok severdim; okuldan gelir gelmez, formalarımı bile çıkarmadan tüm kitap defterimi  ortaya döker, ödevlerimi yapmaya başlardım. Sadece bazı ödevlerin şekline karşıyım; velinin yapıp göndereceği baştan belli olan, çocuğa değil adeta veliye verilen ödevlere örneğin, ezberci ödevlere, çocukta merak duygusu uyandırmayan ödevlere, çocuğun tüm boş zamanını dolduracak kadar fazla olan ödevlere, öğretmenlik işini adeta anne ve babanın üzerine yıkan ödevlere,anne-baba-çocuk arasında gerilime neden olan ödevlere.. Çocuğun masa başı konsantrasyon süresine uyumlu, kendi başına yapıp tamamlayabileceği ve bu tamamlama duygusu ile kendisiyle gurur duyabileceği, makul bir sürede tamamlayıp, dinlenmeye, ailesiyle vakit geçirmeye, gezmeye, eğlenmeye, sevdiği bir hobiyi yapmaya, ders dışı kitaplar da okumaya vakit ayırabileceği ödevler ise benim kabulumdür.

Görünen o ki,  öyle ya da böyle ödevimiz daha doğrusu çocuğumuzun ödevleri olacağı muhakkak.  Peki nasıl yapsak, ev ödevlerinin çocuğun kendi sorumluluğu olduğu bilincini ve kendi başına ödev yapma alışkanlığını en baştan nasıl kazandırsak çocuklara? "Ödevin var mı, hadi yap" diye hiç sormasak mı; birkez hatırlatıp daha sonra kendisinin hatırlayıp yapmasını mı beklesek, ödevini yaparken yanında mı otursak, yoksa bittikten sonra kontrol mü etsek sadece? Henüz birinci sınıf çocuğu için biraz hatırlatma, küçük küçük destek olma, ödevini yaparken yanında olup varsa soruları yardımcı olma, bitirdiğinde birlikte kontrol etme uygun olur kanaatindeyim ben. Ama blogu takip eden tecrübeli annelerimizin ve varsa eğitimcilerimizin tavsiyelerini muhakkak duymak isterim. Yorum bırakırsınız değil mi? :-)

15 Eylül 2017 Cuma

OKULA HAZIRLIK

Okul hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Kıyafetler, kırtasiye malzemeleri, kitaplarımızı aldık. Nehir'in saçlarını - okulda bakımı kolay olsun diye- birazcık kısalttık. Bizim okulumuzda sistem olarak tüm kitaplar ve kırtasiye malzemeleri okula gönderilip, çocuğun okuldaki dolabında kalıp oradan kullanılacağı için, herşeyi tek tek etiketledik, Nehir'in ismini yazdık. Hazır isim basılı şekilde etiket yapıp gönderen internet sayfaları da var ama bana göre pahalı ve gereksiz geldi, tükenmez kalemle renkli etikete iki satır isim soyisim yazmak çok da zor değil. Kıyafetlerin de kendi etiketlerine asetat kalemle yazmak mümkün.

Çanta, matara, kalemlik herşey tamam oldu. Oryantasyon haftasını da mutlu bir şekilde atlattık şükür.

Tüm bu materyal hazırlıklarının yanında çok daha önemlisi, çocuğun ruhsal olarak okula hazırlanması konusu var tabi. Yeni bir okula ilk kez başlayacak çocuklar için durum daha da kaygılandırıcı olabilir tabi; biz koskoca adam ve kadınlar olarak bile yeni bir ortama gireceğimiz zaman hafif kaygı ve stres hissetmiyor muyuz? Çocuk da aynı şekilde, nasıl bir ortam, orada ne kadar kalacağım, öğretmenim nasıl birisi, bana kızacak mı, yeni çocuklarla arkadaş olmak zorunda mıyım, ya sevmezsem, hiç oyun oynamayıp sürekli ders mi çalışacağız artık gibi milyon tane soru soruyor kendi kendisine. Çocuğu rahatlatma görevi öncelikle evde biz anne babalara düşüyor büyük ölçüde. Bizim şansımız (aslında şans değil de bilinçli tercihimiz) Nehir'in bu okula anasınıfından başlamış olması. Okulda nerede yemek yenir, spor salonu nerdedir, servis düzeni, okula giriş çıkış gibi konularda zaten oryante olmuş olarak ilkokula başlıyor. Ama tabii o da ilkokul 1. sınıfın anasınıfından farklı olacağının bilincinde ve merak ettiği şeyler yok değil. Biz anne baba olarak Nehir karşısında rahat bir tutum sergilemeye, sorduğu tüm soruları cevaplamaya ve bu sayede merakını gidermeye çalıştık bu süreçte. Kendi eğlenceli, komik ilkokul 1. sınıf anılarımızı anlattık. Tüm hazırlık süreçlerine onu dahil ettik, heveslendirdik. Olumsuza değil, olumluya odaklandık, yani "korkacak bir şey yok" gibi cümleler kurmayıp, onun yerine "1. sınıf da yeni yeni şeyler öğreneceksin, yeni arkadaşlar edineceksin, herşey çok güzel olacak" dedik.

Sizlere nacizane tavsiyem; çocuğunuzun gideceği okulla ilgili önceden bilgi sahibi olup çocuğunuzun sorularına tam olarak cevap vermeniz, olumsuzu hatırlatacak cümleler kurmamanız (sakın ağlama, korkma sakın.. gibi), herşeyi hazır edip çocuğuzun önüne sunmak yerine, hazırlık süreçlerine onu dahil etmeniz (alışverişe birlikte çıkma, etiketlemeyi birlikte yapma... gibi), çocuğunuzu heveslendirmeniz, başka çocuklarla asla kıyaslamamanız (bak arkadaşın ağlıyor mu, bak o annesini hiç üzmüyor... gibi), kendi 1. sınıf anılarınızla (gergin ve stresli olanlar değil, eğlenceli ve komik olanlarla) ortamı neşelendirmeniz, tereddütsüz ve net olmanız, kendi heyecan ve kaygınızı çocuğunuza yansıtmamanız.. Çocuğunuz karşısında rahat davranan anne babasını gördükçe, mutlu bir şekilde ailecek hazırlık yapmanın keyfine vardıkça, okulda neyle karşılaşacağı, orada ne kadar süre kalacağı, nasıl gidip geleceği, kendisini kimin karşılayacağı vs konularda net bilgiler aldıkça rahatlayacak ve sıkıntısız olarak uyum sürecini atlatacaktır bana göre.
Şimdiden, eğitim hayatına ilk adımını atan tüm miniklerimizi kutluyor, gözlerinden öpüyorum. Hepimiz mutlu bir sene geçirelim, en büyük dileğim..



27 Ağustos 2017 Pazar

ŞİMDİ OKULLU BLOG OLDUK...

Bugün erkek kardeşimin hatırlatmasıyla, tabiri caizse silkelendim ve kendime geldim. "Abla bloğun nasıl gidiyor, Nehir'in okul yaşamını ve tecrübelerini de yazacaksın değil mi, eminim çok kişiye faydası olur" dedi. Evet çok haklı, bundan sonra bloğun rengi de şekli de değişiyor; artık okul öncesi aktivite, etkinlik vs. paylaşımlarının yerini bir ilkokul annesinin yaşadıkları ve tecrübelerine dair paylaşımlar alacak.

Bu da başlangıç yazımız olsun. Maalesef eğitim sistemimiz o kadar kötü ki, kaçabilen imkanı olan çok kişinin çocuklarını kapıp yurt dışına kaçtıklarını sıkça görüyoruz son zamanlarda. Böyle bir imkanı ya da isteği olmayan bizlerse, bu diyardan gidemiyorsak bu deveyi gütmek, en az hasarla süreci atlatmak, sistemin iyisini aramak bulmak zorundayız. Eskiden en azından lise son sınıfa kadar gelip, üniversitede bir sınav kazanma ve iyi bir okula yerleşme stres ve sıkıntısını yaşayan çocuklarımız şimdilerde maalesef daha orta son sınıfta on dört yaşında bu yükü sırtlarına yükleniyorlar, TEOG belası yüzünden, özel lise, gidemiyorsa açık lise seçmek zorunda kalıyor hatta hiç bir yere yerleşemezse açıkta kalabiliyorlar. Düşünebiliyor musunuz, eski sistemde hiç olmazsa lise diploması iyi kötü garantiyken şimdi o bile riske giriyor. Tüm okulların İmam Hatip konseptine dönüştürülmesi vs. konulara girmiyorum bile. Böyle olunca biraz önce de bahsettiğim gibi, sistemin iyisini arayıp bulmak bizler için kaçınılmaz oluyor.

Biz Nehir için, çok uzun zaman düşünüp, geçen sene ana sınıfı döneminde özel okulda karar kılmış ve Nehir ilkokula oryante olmuş bir şekilde geçsin, okulun düzenine alışsın düşüncesiyle ilkokul için karar verdiğimiz okulun, ana sınıfına kayıt yaptırmıştık. Bu sene de birinci sınıf için kaydımızı yeniledik. Ana sınıfı tecrübemiz, Nehir'in karakterine uyan, doğru okulu seçtiğimiz konusunda bizi yüreklendirdi. Umarım ilkokulda bu düşüncemiz değişmez ve Nehir aynen mutlu bir şekilde okuluna gider gelir.

Peki neydi bize doğru karar verdiğimizi düşündüren etkenler; 

Anne-baba olarak ilk ve en önemli kriterimiz ve de motivasyonumuz Nehir'in mutluluğu. Sabahları ayaklarının geri geri gitmemesi, okulunu severek, istekle gidip gelmesi. Güvenlik ikinci önemli mevzu. Yabancı dil, iyi bir akademik eğitim, çocuk üzerinde aşırı baskı kurulmaması, branş derslerine de yeterli özen ve zaman ayrılması, çocukların oyundan tamamen koparılmaması, aşırı ödev yüklemesi yapılmaması, ders-oyun-dinlenme-motivasyon zamanlarının iyi bir şekilde dengelenmesi diğer önemli kriterler. Nehir yeni şeyler öğrenmeye çok meraklı bir çocuk ama bunu eğlenceli yolla yapmaya alıştı hep, o yüzden okulun da bu sitem ve mantıkta olması bizim için çok önemliydi. Bunu ana sınıfında bulduğumuz için çok mutluyuz. Umarım ilkokulda da bu şekilde ilerleriz.

Nehir ana sınıfında okumayı söktü. Bu yüzden bir nebze içim rahat. El yazısının bu sene kalkmış olması ikinci içimi rahatlatan unsur. Bu seneyi okuduğunu daha iyi anlama ve daha düzenli ve düzgün yazmaya odaklanarak geçiririz diye tahmin ediyorum. Tüm bu süreçleri sizlerle de paylaşıyor olacağım elbet.

Bir sonraki yazı, okul hazırlıkları olacak. Şimdilik sevgiyle kalın..


13 Temmuz 2017 Perşembe

NEHİR 'İN YAZ OKUMA LISTESI ( KÜTÜPHANEMİZ 110-111-112-113-114-115-116 )

NEHİR'İN YAZ OKUMA LİSTESİ
Nehir'e yaz tatili okumalarımız için başlangıç olarak küçük bir liste yaptım. Kısa kısa paylaşmak istiyorum okudukça. Şu ana kadar okuduklarımız;

KÜÇÜK KIRMIZI DÜĞME
Küçük bir kızın paltosundan kopan düğmenin yerine dikilen, zamanla küçük kıza bağlanan, ona sesini duyuramasa da, onunla herdaim birlikte olmaktan büyük mutluluk duyan ama yaz gelirken bir dolaba kaldırılıp, ertesi sene de küçük kız büyüyüp aynı paltoyu giyemeyeceği için endişe duymaya başlayan küçük kırmızı düğmenin hikayesi. Kim bilir bu düğmeciğin seneye de küçük kızla birlikte olabilmesinin bir yolu vardır. Onu da okuyup öğreneceksiniz. Resimli, bol yazılı, biraz fazla sayfalı bir kitap. 




HAYAL KASABASI
Bu kitabı çok sevdik. Kitap kapanan bir yayınevi, rafa kaldırılan hayaller ve artık kitap okumayı bırakan çocuklar hakkında. Çocuklar tabii ki yeniden kitap okumaya başlayacaklar. Ama nasıl? Kitap o kadar sürükleyici ki, uyku saati geçmese Nehir bir gecede hepsini okuyup bitirmek istedi. Ertesi akşamı ve devamını okumayı sabırsızlıkla bekledi. (küçük boy az resim bol yazılı kitaplardan, 5-6 yaş+ ya da 1. sınıf ilk okuma kitaplarından olabilir)



BİTLERİMİ GERİ VERİ
Hayal kasabası gibi çok yazılı az resimli kitaplardan. Kitabımızın kahramanı, anne ve babası çok yoğun çalıştıklarından epey yalnız kalmış, kendisini bilgisayar oyunlarına vermiştir. Günün birinde bitlenir ve farkeder ki kelimeleri sihirli bir şekilde kullandığında bitleriyle konuşup anlaşabilmektedir. Öyle yalnız hissetmektedir ki bitleriyle arkadaş olur. Okurken BİTaz kaşınacağınız ama sizi güldürecek bir BİTap. Yine 5-6 yaş üzeri ya da 1. sınıf sonrası için uygun olur bence. 




UÇMAK İSTEYEN KEDİ
Nehir'in ilk gördüğünde çok sevindiği kitap. Bizim (anne-babasının) kitaplarımız gibi kalın ve ayraçla okuyabileceği bir kitap olduğu için. Ben de 1. sınıf çocukları için uygun bir kitap olduğunu okuyarak almıştım. Okuyunca da sevdik ama Nehir biraz sıkıldı çünkü dili biraz ağır ve fazla sürükleyiciliği olmayan bir kitap. Ama yine de okuyup bitireceğimiz ve belki birkaç ay sonra daha çok ilgi görebilecek bir kitap. Kütüphanemizde bulunacak. Sizlerin 7 yaş üzeri çocuklarınız için yine de öneririm. Çünkü hayalperest bir kedi ile yaşlı sahibesinin dostluğunu güzel bir şekilde anlatan bir kitap. 




SEN VE BAŞKALARI
Dünya üzerinde yaşayan milyonlarca insan, hepsi de birbirinden farklı. Zevkleri, inanışları, giyimleri, dış görünüşleri, konuştukları dil. Ama hiçbiri birlikte yaşamaya engel değil. Dünya üzerinde milyonlarca birbirinden farklı insan var ama senden birtane....




TEMİZ
Kahramanımız ormandaki kirliliğe ve düzensizliğe kafasını takmış durumdadır. Herşeyin tertemiz ve düzenli olmasını ister. Ama bu arzusunu biraz abartınca orman hiç de yaşanacak bir yer değildir artık. Sonunda herşeyi eski haline getirmesi gerektiğini anlar; tabii ki arkadaşlarının yardımıyla. 




SAKAR KRAL
Kitap, adı üstünde sürekli birşeyleri kırıp döken sakar bir kral hakkında. Ne yapsa derdine çare bulamayan Kral en son ünlü bir büyücüden yardım ister. Ama sorununu bu büyücü değil, bir başkası, bir başka şekilde çözecektir. Renkli, resimli, eğlenceli bir kitap. 


9 Temmuz 2017 Pazar

VİRGÜL, BİR GÜL...

Nehirin okulundan yaz çalışması olarak verdikleri STEM junior seti yapıyorduk beraber. Tohumlar projesine geldik. Proje kitapçığındaki soruları cevaplıyoruz önce sonra da küçük bir saksı süsleyip tohum ekip yetiştireceğiz.  Kitapçıktaki sorulardan biri "tohumlar nasıl yaşar?" Nehir, "suyla, güneşle"dedi. Çok güzel kızım, çok doğru, hadi şimdi yaz bu cevabı dedim. Suyla yazdı, bi virgül koy şimdi dedim; bisey çizdi ve arkasından güneşle yazdı. Bu çizdiğin nedir Nehircigim dedim. "Bir gül çiz dedin ya, gül çizdim" dedi...  Bazen nasıl da unutuyoruz, onların henüz ne kadar küçük olduklarını, nasıl da bizim bildiğimiz herşeyi bildikleri yanılgısına kapılıyoruz, onlar karşımızda bıcır bıcır konuştukça, nasıl da her şeyi bildiklerini ya da bilmeleri gerektiğini zannediyoruz.  Güldüm, bu masumiyeti anılara kazımalı dedim... 



15 Haziran 2017 Perşembe

FOÇA GEZİ NOTLARIM



Daha önce yazmaya fırsatım olmadı, 19 Mayıs tatilini fırsat bilip 3 günlük küçük bir tatil kaçamağı yaptık ailecek. Nehir'e zaten hep tatil olsun, bayılıyor gezmeye, yeni yerler görmeye. 


Bu tatilde yolculuk İzmir, Foça'ya oldu. İlk gittiğimiz gün hava epey rüzgarlıydı ama yine de gezmeye engel değildi. Yol yorgunluğunu atıp, eşyalarımızı bırakıp kahvaltı ettikten sonra çıktık dışarı. Yeni Foça'nın küçücük çarşısını ve sahilini gezdik. Biraz fotoğraf çekip Eski Foça'ya doğru yola çıktık. Eski Foça harika bir sahil kasabası. Sahilinde pekçok balıkçı restoranları, kafeler, çay bahçeleriyle tam bir keyif yeri. Eski taş binalarıyla, muhteşem deniz manzarasıyla da son derece seyirlik aynı zamanda. Tarihi girit dondurması, balık ekmek, kumru, boyoz gibi lezzetleriyle de midemize de hitap etti, evet. Nehir inanılmaz heyecanla, yorulmaksızın gezdi dolaştı bizimle. Yeni ve Eski Foça gezileriyle günü bitirdik. Akşam yol yorgunu erkenden uyuyan Nehir'i, babaanne ve dedesine emanet edip, Yeni Foça sahilinde canlı müzik yapan yerlerden birinde azıcık anne-baba akşamı yaptık eşimle.  


İkinci gün Sazlıca plajlarında deniz ve mangal günü olarak geçirdik. Foça'da bu şekilde hizmet veren pek çok tesis var. Yeşil ve mavi içiçe geçmiş, deniz enfes, su öylesine berrak. Mayıs ayı ve su oldukça soğuk olmasına rağmen Nehir'i alıkoyamadık denizden. Tabii kendimizi de. Suya giren Nehir'in iştahı da açıldı, magalda pişen köfteleri o yerken biz doyduk adeta. 


Üçüncü günümüzde yöresel pazarları ve köyleri gezdik. İlk olarak Foça Yeryüzü Pazarı'na uğradık; zeytin, zeytinyağı, ekşi mayalı ekmek, tarhana gibi bizzat köylülerin kendi el emeği ürünlerden ve elişi Foça takılarından aldık Nehir'le kendimize. Öğleden sonra Bağarası köylü pazarına uğrayıp, buradan turistlerce epey tanınmış ve oldukça ziyaretçi çeken Kozbeyli Köyü'ne geçtik. Burada meşhur Şakir'in Yeri'nde oturup, dibek kahvelerinin tadına baktık.


Dördüncü gün kahvaltı sonrası dönüş yoluna geçtik. Yolumuzu cok az uzatıp başka zaman belki gezip dolaşmaya firsat bulamayacağimiz Manyas Kuş Cenneti'ne uğradık. Iyi ki de uğramışız. Çesit çesit kuşlar, mis gibi ağaç ve toprak kokusu ile adeta büyülendik. Önce müzeyi gezdik, ardından dürbünlerimizi alıp gözetleme kulesine çıktık. Mevsim musaitti ve pek çok kuş görebildik. Muhakkak görülmesi gereken biryer bana göre.

Gezimiz biterken, duyduğum bir rivayete göre Foça'ya gelip, Eski Foça sahilinde biryerlerde gizli taşa farketmeden basan kişi vazgeçemez tekrar tekrar gelirmiş Foça'ya, biz o taşa bastık mı bilmiyorum ama artık Nehir'İn babaanne ve dedesi buraya yerleştiğine göre arada sırada muhakkak yolumuz düşeceği kesin.


Darısı yaz tatilimize diyorum ve bu minik tatilimizin minik yazısını burada noktalıyorum.










SCRABBLE ORIGINAL




Yine bir kutu oyunuyla karşınızdayım. Scrabble, kelime oyunu. Oyun 8 yaş+ Daha minikler için Junior seçeneği de var ancak ben orjinal olanını aldım. Okuma-yazma bilen 5,5-6 yaş+ miniğinizle gayet rahat oynayabilirsiniz bence. Bizim Nehir'le ilk denemelerimiz oldukça keyifli oldu. Nehir minik yardımlarımızla epey kelime buldu. Düşünme becerisini ve kelime haznesini geliştirecek mükemmel bir oyun. Nehir anlamını bilmediği pekçok yeni kelimeyle karşılaştı; kin gibi, zan gibi. Heryeni duyduğu kelimede bize sordu ne demek olduğunu, biz de açıkladık. Hiçbirşey olmasa ailecek, Tv kapalı, birarada geçirilen zaman demek bu kutu oyunları. Bu yüzden çok seviyorum. İndirim ya da fırsat yakaladıkça alıyorum. Bu oyunu da Migros'un 23 Nisan indiriminde denk getirip almıştım.


Dediğim gibi okuma-yazma bilen, 6 yaş miniklere öneririm. Ha bu oyunu alamadınızsa da dert etmeyin, alternatifi çok oyun var, evde bir kağıt kalemle oynanabilecek; çocukluğumuza dönüp bakmamız yeterli. İsim-şehir ya da adam asmaca gibi. Nehir bayılıyor bu oyunlara.


Sevgiyle kalın.


7 Haziran 2017 Çarşamba

MAKE'N BREAK



Ailecek birlikte eğlenceli vakit geçirmek için harika bir kutu oyunu tavsiye edeyim; Make'n Break. Oyun 8 yaş+ olarak geçiyor ama 5 yaş çok rahat oynar bence. Ben Nehir zorlanırsa kolaylarından başlar yaparız diyordum ama en zor kartlar bile Nehir'i zorlamadı, öyle söyleyeyim. (yaş, 5,5) Kutu içerisinde tahta bloklar, bu bloklarla oluşturulması gereken şekilleri gösteren kartlar, bir zamanlayıcı ve bir zar var. Zar atıp, gelen sayı kadar sürede mümkün olduğu kadar çok karttaki şekli bloklarla yapmaya çalışıyorsunuz. Her oyuncuğu yaptığı kartların üzerinde yazan sayıların toplamı kadar puan alıyor.


Bazı kartlar çok basit, bazıları daha komplike. Bu da oyunu daha eğlenceli kılıyor. Bir zor, bir kolay kart geliyor,ya da kimine zor kimine kolay. Zamana karşı yarışmak da ekstrası.


Biz çok güldük eğlendik. Tavsiye ederiz.




PAKOLİNO MAYIS AYI MİNİK BAHÇEM TEMASI




Bu ayki Pakolino kutusu yine süper. Zaten Nehir en çok elimde Pakolino kutusu ile eve gittiğim akşamlar mutlu oluyor. Tüm kutuyu hemen o hafta bitirmek istiyor ve artık aktivitelerin tamamını kendisi yapmak istiyor, bana çok fazla el sürdürtmüyor.


Bu ay ilk önce Vız Vız Arı oyununu hazırlayıp, ailece oynadık. Çok da eğlendik. 




Peşinden pencere serasını yaptık. Minik seralara fesleğen ve papatya tohumlarını ektik, tohum çubuklarını yerleştirdik, ilk sularını verip mutfak penceremize astık. İlk haftanın sonunda tohumlarımız epey boy verdi. Nehir hergün gözlemliyor, suluyor ve resmini çiziyor tohumlarının.  Sera şeffaf olduğundan bitkinin köklerini de görebiliyoruz. İnanılmaz faydalı, harika bir gözlem ve deney de oldu aynı zamanda.




Son etkinlik; çiçek kurutma çantası. Gül ve yaprak koyduk kartonların arasına, presledik. Kurumalarını bekliyoruz. Hani bizler küçükken kitaplarımızın, defterlerimizin rasında kuruturduk hatırlar mısınız? Nehir'in çiekleri kuruduğunda bir kart hazırlayacağız, babalar günü için. 



He bir de, geçen ay ve bu ay birer parça küçülen kağıt çıktı kutulardan; anneler ve babalar günü için. Anne için kolye, baba için anahtarlık yaptık. Bu kağıt çok ilginç; fırına girince küçülüp kalınlaşıyor, cam gibi oluyor adeta. 




Sizler de Pakolino aktivitelerini deneyimlemek isterseniz, www.pakolino.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...