20 Kasım 2016 Pazar

KÜTÜPHANEMİZ 100-101-102-103 ELMA ÇİÇEĞİ YARIŞI (İLKBAHAR)- YÜZME DERSİ (YAZ)- KÜÇÜK KIRINTININ BÜYÜK MACERASI (SONBAHAR)- MÜKEMMEL BİR BARINAK (KIŞ)

ELMA ÇİÇEĞİ YARIŞI (İLKBAHAR)- YÜZME DERSİ (YAZ)- KÜÇÜK KIRINTININ BÜYÜK MACERASI (SONBAHAR)- MÜKEMMEL BİR BARINAK (KIŞ)
Aysun Berktay Özmen
Altın Kitaplar 

Kitaplarının çizimlerini de kendisi yapan ve hayvanları çok seven Aysun Berktay Özmen, çok sevdiği hayvanları çocuk öykülerine taşıyarak, çocuklara doğa ve hayvan sevgisini aşılamaya çalışıyor ve bunu çok da güzel başarıyor bana göre. Yazarın ilk okuduğumuz kitapları bu mevsimler serisi ve devamı da gelecek diye umuyorum. 

Kitapları 4 yaş olarak etiketledim ama daha küçük yaş grubuna da hitap eder bana göre. Nehir'le severek okuyoruz. Konuları kısaca aşağıdaki gibi ve iç sayfalardan da birkaç örnek paylaşıyorum.

Sevgiyle kalın..


İlkbaharın en güzel günleri yaşanırken "Elma Çiçeği Yarışı" yapan Hızlı Kaplumbağa ile Zikzak Kirpi yarıştan daha önemli bir şey öğrenirler. Acaba onları bu yarıştan alıkoyacak kadar önemli olan şey nedir? Bunu öğrenmek istiyorsanız Elma Çiçeği Yarışı'na davetlisiniz!
 
Yazın yüzmek, eğlenmek ve sıcak güneşin tadını çıkarmak çok güzel... Yüzme Dersi'nde Baloncuk ile Köpük adlı iki yavru kunduzun, kendi başlarına yüzmeyi başarıyla öğrenmelerine tanıklık edeceksiniz. Eğlenceli bir öykü sizleri bekliyor!


Turuncuların, sarıların ve yeşillerin mevsimi olan sonbahar gelmişti... Küçük Fare Kırıntı yolculuğa çıkarken kendisini hangi sürprizlerin beklediğini bilmiyordu. Acaba bu, yaşadığı en sıra dışı yolculuk mu olacaktı? Heyecanlı bir maceraya hazır olun!

 Kış mevsimi bambaşka duygular çağrıştırır. Tipi hâlinde yağan karı evlerimizden seyrederek düş kurmanın tadına doyulmaz. Tipi altında barınak arayan Kırçıl Ayı ve küçük arkadaşı Kınalı Sincap acaba kendilerine düş kurabilecekleri mükemmel bir barınak bulabilecekler mi? Kalpleri ısıtacak sıcacık bir öykü sizleri bekliyor!






9 Kasım 2016 Çarşamba

DEDEKTİF KÖPEK DODO' YU İZLEDİK



DEDEKTİF KÖPEK DODO
Devlet Opera ve Balesi
Çocuk Müzikali
Geçen yıl Devlet Opera Balesi'nin muhteşem oyunu Kuklacı'yı izlemiştik. Bu sezon da Dedektif Köpek Dodo'yu izleme fırsatı bulduğumuz için çok mutluyum, hem de tarih kokan bir salonda, Kadıköy Süreyya Operası'nda. 

Nehir salona girer girmez etrafı incelemeye başladı. Opera salonunun tavanını inceledi, anne ne kadar güzel, çok eski zamanlarda mi yapılmış dedi, cami kubbesine benzetti tavanı, eskiden cami olarak mı kullanılıyormuş diye sordu. Sahnenin üstündeki resimlerle ilgilendi, hayran gözlerle resimlere baktı, babası ve bana gösterdi, ne harika değil mi diyerek. 

Oyun 2 perde olarak sahnelendi. Çok eğlenceli bir oyundu, aynı zamanda sonunu merak ettiren bir gizemi vardı. Çocuk dansçıların danslarına bayıldık. Kostümler, şarkılar rengarenk içaçıcıydı. Nehir çok mutlu oldu. Anlatmadan geçemeyeceğim, oyunun bir bölümünde ince sesli adam ve kalın sesli kadın vardı. İçtikleri sudan sesleri böyle olmuş, şarkı söylemek istiyorlar ama kimse onları dinlemiyor, dinlese de alkışlamıyormuş. Dodo onların seslerini düzeltmelerine yardım etti ve bir şarkı söylemelerini istedi. Burada iki sanatçı birlikte çok kısa bir opera parçası söylediler. Hani belki düşünürüz 5 yaşında çocuğun ilgisini çekmez diye ya da gerçekten bazı çocukların sıkılacakları bir bölüm olabilirdi burası ama Nehir bana döndü "annee ne harika diy mi" dedi. Çok çok hoşuma gitti. Nehir'in şimdi de büyüdüğünde de sanatla içiçe olmasını isterim ve bunun için şu yaşında yapabileceğimin gözünü ve kulağını doldurmak sadece. Bu yüzden de hikaye dinleme etkinliklerini, tiyatroları, atölyeleri takip ediyoruz.


Oyunun konusu:Hiç oyuncağı olmayan çocuklara, hayallerindeki oyuncağı vermek için icat edilen Oyu-Maki (Oyuncak Makinesi) çalınır. Onu bulabilecek tek bir isim vardır; Dedektif Köpek Dodo!Dodo,
icadın sahibi Mert ve arkadaşlarıyla Oyu-Maki'nin peşine düşer. İz sürerken, Reis Şişgöbek ile karşılaşırlar. Bencil Reis'in peşinde olduğu şey çok daha farklıdır; herkesi korkutarak, zorla kendini sevdirmek! Yıllardır yıkanmayan Reis'in kötü kokusu, en güçlü silahıdır. Yanına kimse yaklaşamaz.
Reis Şişgöbek, Dodo ve arkadaşlarıyla kedinin fareyle oynadığı gibi oynamaya başlar. En sonunda amacına ulaşır. Ekibi, sihirli kapıdan geçirerek bir masal dünyasına çeker. Dodo ve arkadaşları önce kendilerini garip sesli insanların arasında bulurlar. Sonra da hapşırarak konuşan bir toplulukla karşılaşırlar. Kendilerden yardım isteyen her iki guruba da yardım eder, sorunlarını çözerler.
Bu uzun yolculukta başkalarına yardım ettilerse de, Oyu-Maki'yi bulma konusunda hiç bir ilerleme kaydedemezler. Dedektiflik hayatında ilk kez başarısız olan Dodo, kendine olan tüm güvenini kaybeder.
Tekrar ortaya çıkan masal dünyası insanlarının (garip sesliler ve hapşıranlar) verdikleri ipuçlarını birleştiren Dodo, biranda Oyu-Maki'nin sırrını çözer.
Oyu-Maki'yi Reis Şişgöbek çalmıştır. Günlerdir icadı değiştirmeye uğraşıyordur. Amacına ulaşırsa icat, oyuncak yerine, oyuncakları parçalayacak 'GümBom-Maki' bombaları atacaktır.
Masal dünyasından çıkış yolunu bulan Dodo ve arkadaşları soluğu Reis Şişgöbek'in yanında alırlar. Reis'in sakladığı Oyu-Maki bulunur. Koku kalkanını çalıştıran Oyuncak Makinesi, Reis Şişgöbek'i yakalar.
Suçunu itiraf eden Şişgöbek, forsunu ve paralarını Dodo'ya verir. Onun yeni Reis Şişgöbek olduğunu, herkesi korkutmasını, herkesin de onu sevmek zorunda kalacağını söyler. Cevap Piti'den gelir: "Zorla sevmek mi olurmuş, biz zaten birbirimizi seviyoruz!"...
Süt dökmüş kediye dönen Reis'e, Oyu-Maki bir sürpriz yapar ve çocukken parçalanan ayıcığını verir. Reis çok mutlu olur. Geriye tek bir şey kalmıştır. Artık yıkanıp, şu kötü kokusundan kurtulması ve insanların yanına yaklaşmasına izin vermesi. Sevinç çığlıkları eşliğinde bunu da kabul eder.
Dodo'nun da bir sürprizi vardır. Arkadaşlarına yeni iş ortağını tanıştırır. Bu, daha ilk görüşte güzel tüylerine bayıldığı, ümitsiz anlarındaki en iyi arkadaşı, dişi köpek Piti'dir. Dodo ve Piti pati patiye verir, haksızlıkları çözmek üzere gözden kaybolurlar.
Artık Oyu-Maki'nin yola çıkma vakti gelmiştir. Oyuncak Makinesi, oyuncaksız çocuklar için yola koyulur. Oyuncaklarına kavuşan çocukların mutluluk şarkısı dünyanın dört bir tarafından duyulur.


TEKFEN FLAR-MİNİ ÇOCUK KONSERİ



TEKFEN FLAR-MİNİ ÇOCUK KONSERİ
Konser tanıtım bülteninden : Tekfen Filarmoni Orkestrası, çocuklara klasik müziği erken yaşta sevdirmek amacıyla kasım ayında küçükler için çalmaya hazırlanıyor. Konsere özel “Tekfen Filar-Mini” ismiyle çıkacak olan orkestra, genç Özbek şef Aziz Shokhakimov yönetiminde 6 Kasım Pazar günü Zorlu PSM Ana Tiyatro Sahnesi’nde çocuklarla buluşacak.
Tiyatro ve sinema oyuncusu Serra Yılmaz’ın anlatımıyla küçükleri keyifli bir klasik müzik yolculuğuna çıkaracak konserde, Strauss’un sevilen polkalarından, Saint-Saëns'ın Hayvanlar Karnavalı’na ve Rimsky Korsakov’un Yaban Arısının Uçuşu’na eğlenceli olduğu kadar öğretici eserler seslendirilecek. Renkli kişiliği ile Serra Yılmaz müzisyenler, çalgılar ve müziğe dair değerli bilgilerle çocuklara rehberlik ederken, çocukları konserde ve konser arasında renkli sürprizler bekliyor  dolu olacak.

Tekfen Flarmoni orkestrasının çocuklar için hazırlanmış klasik müzik konserini 6 Kasım Pazar günü Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde izledik. Nasıl olacak, çocuklar nasıl izleyecekler, çocukların ilgisini nasıl canlı tutacaklar merak içindeydim konserden önce. Ancak Nehir'in seveceğinden emindim. Nehir'in görsel sanatlara ilgisi büyük. Bir tiyatro oyununu da, sinema filmini de, dans gösterisini de büyük beğeniyle izler; müzeleri, sergileri ilgiyle, her parçayla tek tek alakadar olarak gezer. Bu konseri de başından sonuna ilgiyle izledi. Orkestra muhteşemdi. Her parçadan önce Serra Yılmaz'ın parçanın bestecisiyle ilgili verdiği bilgiler, parçanın hikayesini anlatışı ve flar-minilerle yaptığı espirili diyaloglar hem eğlenceli hem bilgilendiriciydi. Flar-minilerin müzik parçaları çalınırken sahnede sergiledikleri performanslar müthişti, kukla ve dans gösterileri sırasında sahne kimi zaman fosforlu deniz canlılarının dolaştığı bir okyanusa kimi zaman hayvanlar karnavalına dönüştü, kimi zaman bir kuğunun dansını, kimi zaman dağ kralının mağarasın içinde neler olduğunu  izledik. Nehir kadar ben de keyif aldım bu konserden. Sahnede olan herkes ayrı bir yetenekti. Konser tanıtım kitapçığından tek tek okuduk Nehir'le, herbiri küçük yaşlarda yetenekleriyle kendilerini belli etmiş birer sanat dahisi. Bu kitapçık iki akşamdır uykudan önce kitabımız oldu inanın.

Seyirci kısmına gelirsek işte burada ufak tefek sıkıntılar vardı ancak onları da görmezden gelmek istiyorum. Ben kızımı bu tarz gösterilere biraz da adab ve davranış kurallarını öğrenmesi, bir konser ya da tiyatro oyunu nasıl izlenir kültürünü edinmesi için götürüyorum. Çocukların ses çıkarmasına, kıpırdanmasına hiçbir itirazım yok, çocuktur sıkılabilir, ilgisi dağılabilir. Ancak çocuğuna konsere girerken haşır huşur paketle yiyecek şeyler veren, konser boyunca video çekimi yapan (telefonun ışığını kısmadan), güne gelmiş gibi çocukları yanyana oturtup kendileri de yanyana oturan, bu sırada ayağa kalkıp duran yükses sesle konuşan çocuklarına en ufak bir uyarıda bulunmayan anne-babalar bu konsere gelerek çocuklarına yarardan çok zarar sağladılar, bunu bilsinler. Öylesine kötü örnek teşkil ettiler çünkü. 

Bunun dışında yukarıda da belirttiğim gibi Tekfen Flarmoni- Üç Denizin Sesi kulaklarımızın pasını sildi. Ufacık çocuklara yaklaşık iki saat boyunca zevkle klasik müzit dinletmeyi başaran ekibe bir kez daha gönülden tebrikler. Çocuklara yönelik bu tip organizasyonların devamını diliyorum. Daha çok kişinin faydalanabilmesi için konserin tekrarı olur umarım. 





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...