28 Ekim 2016 Cuma

27 Ekim 2016 Perşembe

HAYAT BENİ NEDEN YORUYOSUN...

Başlık saçma ama şu anki durumuma çok uygun. Yorgun hissediyorum hem de çok. Kış ayları gelince hayat enerjim çekiliyor sanki; depresif, yorgun, mutsuz hissediyorum. Halbu ki yaz ayları ne güzeldi. Sabahları daha geç uyanıyor, akşam eve daha erken varıyordum, servisten indiğimde hala aydınlık oluyordu. Nehir'e de evdeki işlerime de zamanım yetiyor, haftasonu gezmeleri bir sonraki hafta için motive ediyordu. Ama okulların açılması, havaların erken kararması, İstanbul trafiğinin çilesi; son birkaç kıştır her kışa girerken olduğu gibi bu sene de beni depresyonlara sürüklüyor. Sabah evden yarım saat daha erken çıkıyorum (öyle insani bir saat de değil hani, sabah ezanı ben yola çıktıktan sonra okunuyor öyle söyleyim), akşam yarım saat 45 dakika daha geç giriyorum. Eve geldikten sonra Nehir'in uyku satine kadar sadece 1 ya da 1,5 saatimiz oluyor. O kadarcık :-( Yemek yemek için, elimi yüzümü yıkayıp üzerimi değişmek için, Nehir'le oyun oynamak için, onu uykuya hazırlamak, yatırmak masalını okumak için; ertesi gün için kıyafetlerini, çantasını hazırlamak için, sabahları ondan önce çıktığımdan saçını akşamdan örmek için....Hepsi için 1,5 saat...  Bana dokunan da bu işte. Nehir için çalışıyorum, herşey onun geleceği için derken ona vakit ayıramamak, görüşememek, ofis arkadaşlarımı eşimden kızımdan daha çok gördüğümü bilmek... 

İki satır kitap okuyayım diyorum yorgunluktan gözlerim kapanıyor, eşimle bir film izleyelim diyoruz yarısında uyuyup kapatıp yatıyoruz. Ne yapacağız, nasıl dinleneceğiz hiç bilmiyorum. İşler yoğun, izinsiz çalışıyoruz.. Of of... Hani şu son yıllarda moda olan tükenmişlik sendromuna yakalandım sanırım, aklıma gelmişken açıp okuyayım detayını, gerçekten yakalanmış olabilir miyim acaba ?

Aile huzurumuz ve sağlığımız yerinde çok şükür. Sanırım en büyük sıkıntım İstanbul trafiğinde gidip geldiğim yol. Bu da şimdilik çözümsüz bir problem olarak duruyor ve bir süre daha beni bunaltmaya devam edecek gibi ....

Ne diyelim, can sağlığı olsun, huzurlu ve birarada olalım.....

21 Ekim 2016 Cuma

TUZ TEPSİSİ ÇİZGİ ÇALIŞMALARI

Okuma yazmaya hazırlık çalışması olarak tuz tepsisi çizgi çalışmalarını yaptık Nehir'le. Çizgi çalışma örneklerini daha önce internetten indirip bilgisayarıma kaydetmiştim. Çıktı alıp dosyaladım. Nehir çalışmanın tamamını zorlanmadan yaptı. Malum seneye 1. sınıf olacağız ve malesef el yazısıyla tanışacağız, hatta anasınıfında şimdiden tanışmaya başladık. Bu tarz çalışmalar hem görsel olarak harflere sembollere aşina olma hem de ince motor gelişimi açısından faydalı olacaktır diye umuyorum.




19 Ekim 2016 Çarşamba

PAKOLİNO AKTİVİTE KUTULARI- EĞLENCELİ SANAT TEMASI

Pakolino aktivite kutularının bu ay konusu, eğlenceli sanat. Nehir bu yıl anasınıfına başladı malum, tek sayfalık da olsa ödevlerimiz oluyor. Ya da okuldaki bazı aktiviteler için ön hazırlık yapmamız, okula bazı malzemeler göndermemiz vs gerekebiliyor. Haftaiçi günler Nehir'in oldukça erken de yatması gerektiğinden çok fazla etkinlik yapma fırsatımız olamıyor bu aralar. Ama Pakolino kutusu eve geldiğinde Nehir çok mutlu oluyor. Hele sanat kutusunu çok sevdik.

İlk etkinlik olarak geometrik boyamayı yaptık. Tuvalin üzerine gelişigüzel renkli bantları yapıştırdık. Bantların arasında kalan boşlukları Nehir farklı renklerle boyadı. Ertesi akşam boyalar kuruduğunda bantları çıkardık ve ortaya çıkan eser çok güzeldi. Evimizin bir köşesine astık hemen.

Mıknatıslı renkler ve boncuk boyama etkinliklerini bu haftasonu için sakladık. Ay bitmeden sizler de bu kutuyu denemek isterseniz www.pakolino.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.





11 Ekim 2016 Salı

İLGİSİZ OLANI BUL

Burada bahsettiğim "ben pikniğe gidiyorum" oyunu gibi malzeme gerektirmeyen, zihinden oynanabilen bir başka oyun İlgisiz Olanı Bul. Bu oyunda çocuğunuza 3 ya da 4 (yaşına göre daha fazla) kelime veriyorsunuz ve içlerinden biri diğerlerinden farklı oluyor. Çocuğunuz ilgisiz olan kelimeyi buluyor. Örneğin " ahtapot, balina, martı, deniz anası" gibi. Çocuğunuzdan "martı" cevabını aldığınızda da "sence neden martı farklı?" diye soruyoruz ve yaklaşık olarak "diğerleri denizde yaşar martı karada" cevabını bekliyoruz. 

Nehir bu oyunu da çok sevdi. Hatta o da bize soru hazırlayıp sordu. Öyle basit değil oldukça etkileyici soruları oldu. Epey kazanımı olan bir oyun. Okul öncesi çağındaki çocuklarınızla birlikte eğlenceli, kaliteli zaman geçirmek hem de zeka egzersizi yapmak isterseniz tavsiyemizdir. 

BEN PİKNİĞE GİDİYORUM



Okulumuzun rehberlik servisinin yayınladığı bültende yeralan bir aile oyunundan bahsetmek istiyorum. Hiçbir malzeme gerektirmeyen, zihnimizle oynanan, restoranda, yolculukta ya da akşam evde otururken oynanabilen eğlenceli bir hafıza oyunu. Biz bu aralar oynuyor ve oynarken çok eğleniyoruz; kahkahalarımız birbirine karışıyor öyle söyleyeyim.

Oyun basit; ilk oyuncu söze başlıyor "ben pikniğe gidiyorum, yanıma ... alıyorum" diyerek başlıyor. İkinci oyuncu listeye bir kelime daha ekleyerek devam ediyor. Mesela "ben pikniğe gidiyorum, yanıma elma alıyorum" diye başlıyorsunuz, sıradaki oyuncu "ben pikniğe gidiyorum, yanıma elma, ayran alıyorum" diyor. Üçüncü "ben pikniğe gidiyorum, yanıma elma, ayran ve ekmek alıyorum" diyor. Liste uzadıkça hatırlamak için hafızayı epey zorlamak gerekiyor. Eğlencenin de dozu artıyor. 

Biz ilk oynadığımızda bir süre sonra Nehir "ee hep pikniğe mi gideceğiz" dedi; onun önerisiyle oyunu çeşitlendirdik. "Ben tatile gidiyorum yanıma mayo, şapka, güneş gözlüğü... alıyorum" şeklinde bazen de "Ben uzaya gidiyorum yanıma uzay başlığı, fotoğraf makinesi, su... alıyorum" şeklinde oyunuyoruz. 

Ailecek kaliteli zaman önerisi isteyenlere tavsiyemizdir.

10 Ekim 2016 Pazartesi

DÜŞTEPE OYUN MÜZESİ



Sunay Akın'ın İstanbul için ve çocuklar için emek verdiği güzelliklerden biri daha. Birkaç sene evvel İstanbul Oyuncak Müzesi'ni gezmiştik Nehir'le. Bu kez Ekim ayı çocuk atölyeleri bahanesiyle Düştepe Oyun Müzesi'ni gezme şansı bulduk. Nehir artık müze gezme kültürüne iyice alıştı. Her bölümü ayrı ayrı geziyor, soruyor, dinliyor. Bu gezimizden de inanılmaz keyif aldı. Tabii eşim ve ben de. Alf'den Tenten'e, Çakmaktaşlar'dan Laurel Hardy'e çocukluğumuzun unuttuğumuz kahramanlarını yeniden hatırlayıp, duygulandık. Müze gezisi bittiğinde Nehir "ne güzel oldu değil mi anne, anılarımız canlandı" dediğinde istem dışı gülümsedim, senin de mi anıların canlandı dedim. "Tabii benim de tanıdığım karakterler yok muydu, mickey mousse, pamuk prenses, oz büyücüsü filan" dedi. :-))


Müze gezisinin ardından etkinlik saatine kadar dışarıda parkta oynadı Nehir. Daha sonra atölye bölümüne geçip, Masal Yazım ve Anlatım Atölyesi'ne katıldık. Nehir önce yaratıcı drama içerikli masalı dinledi. (tanıdık bir masaldı; koş balkabağım koş) Sonra verilen boya ile kağıda kendi masalını çizdi. "Trende giden bir çocuk varmış masalında, bir de dev leylek; hava hem bulutlu, hem güneşli, çok rüzgarlı ve de yağmurluymuş. Çocuğun camı açıkmış ve leylek çocuğun topunu alıp kaçmış, sonra da okyanusa atmış."


İlgilenenler için, müze girişi ve etkinlikler ücretsiz.


 

6 Ekim 2016 Perşembe

İYİ SÖZLER MİKROFONU



Bir akşam otururken ailecek oynamak için küçük bir oyun bulduk. Nehir'in bir oyuncağını mikrofon gibi aldık elimize. Bu iyi sözler söyleme mikrofonu dedik. Mikrofonu eline alanın diğerleri  hakkında güzel sözler söylemesiydi kural. Nehir -benim sevgi kelebeğim, o kadar sevdi ki bu oyunu, bizi çok sevdiğini defalarca söyleyip durdu. Söylediklerinden bazıları "annemi ve babamı çok seviyorum, ailecek birarada olmayı, annem ve babamın benimle oyunlar oynamasını çok seviyorum. Birlikte yeni yerlere, gezmeye gitmeyi çok seviyorum. Kıvrım'ı da (Nehir'in su kaplumbağası) çok seviyorum, o da bizim ailemizin bir parçası..." 

Bana sıra geldiğinde Nehir için ve eşim için birşeyler söyledim ben de. Nehir'in çok iyi bir çocuk olduğunu, çok anlayışlı ve iyi kalpli olduğunu, onu çok sevdiğimi, onunla vakit geçirmekten çok mutlu olduğumu, ona kitap okumayı, oyun oynamayı, banyo yaptırıp, saçlarını taramayı, onun için yemek pişirmeyi çok sevdiğimi söyledim. Eşimle ilgili de güzel sözlerimi tamamladığımda Nehir eklemeler yaptı "Sana yemek hazırlarken mutfakta yardım etmesi, sen kızdığında seni teselli etmesi...."   :-))))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...