10 Mayıs 2016 Salı

GÜNÜBİRLİK AĞVA GEZİMİZ



Bahar geldiğinden beri; İstanbul'un trafiğinde biryerden biryere 2 saat trafik çilesi çekerek ulaşmaktansa, aynı süre yol giderek İstanbul'un biraz dışına çıkmayı tercih ediyoruz. Hem yeni yerler görmek, hem temiz hava almak, hem ailecek birarada olmak için güzel fırsat oluyor. Hem İstanbul'dan uzaklaşınca birgünlük kaçamak, birkaç gün tatil yapmış gibi hissettiriyor. 



Bu kez İstanbul'un cennet köşesi Ağva'yı tercih ettik. Yıllar evvel eşimle gitmiştik, Nehir'le ilk oldu. Sabah 7.30 gibi evden çıkıp, orman yolunu kullanarak, gördüğümüz manzaralar karşısında hayranlık duyarak ve yeşilin her tonuna doyarak  9.30 gibi vardık. Bildiğiniz gibi ağva denize akan Göksu ve Yeşilçay derelerinin ortasında yer alıyor ve isminin anlamı da iki nehir arasında kalan yer demekmiş bildiğim kadarıyla. Biz kahvaltı için Göksu deresi kenarındaki motellerden birine rezervasyon yaptırmıştık. Motelin dere üzerine kurulu verandasında pırıl pırıl güneşli bir havada, suya ve yeşile bakmanın hissettirdiği huzur ile hem de sessizliği dinleyerek çok keyifli bir kahvaltı yaptık. Cumartesi gitmenin avantajı bu sessizlik oldu sanırım. Huzur bulduğumuzu hissettik. Uzun bir kahvaltı faslının ardından Nehir, deniz bisikleti ile gezmek istedi. Biz eşimle gönülsüzdük ama iyi ki Nehir istemiş. 40ar dakikalık iki tur attık. Dere boyunca su kaplumbağalarını izleyerek, yüzümüzü yalayan hafif rüzgarın içinden geçerek, kuş cıvıltaları arasında ilerlemek o kadar keyifliydi ki. Sonra motel bahçesinde  biraz dinlendik. Biz kahvelerimizi içerken Nehir  hamakta sallanıp dinlendi, motelin köpeğini ve kedileri sevdi. Bahçedeki küçük masada biraz resim yaptı. (sandala binmiş güneşlenen bir kız çizdi:-)



Öğleden sonra buradan ayrılıp Ağva merkeze indik. Sahilde yürüyüş yapıp, deniz fenerinde fotoğraf çekildik. Hava sıcacıktı, deniz de çok güzel; yine Nehir'in ısrarıyla paçalarımızı sıvayıp biraz suya girdik. Çok özlemişiz denizi, çok iyi geldi. Özellikle Nehir çok eğlendi, izin versek tamamen atlayacaktı suya.



Akşam üzeri acıkmıştık, deniz kenarındaki küçük bir otele ait restoranda muhteşem deniz manzarasına karşı birşeyler atıştırdık. Yemek sonrası sahilde yürüyüş ve dondurma keyfi ile günü noktalayıp dönüş yoluna geçtik. Dönüşte köylü teyzelerden küçük bir alışveriş yapıp, taze yumurta vs aldık. Akşam 20.00 gibi evimizdeydik.

İstanbul'un bu cennet köşesini fırsat buldukça ziyaret etmek, suya, yeşile ve bol oksijene kavuşmak için kendimize söz verdik.






Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...