29 Şubat 2016 Pazartesi

ŞUBAT AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

Anladım ki plan yapmadan olmuyor, yine boş durmuyoruz, muhakkak birşeyler yapıyoruz ama düzensiz oluyor. O yüzden yine eskisi gibi arada 10ar günlük etkinlik planları hazırlamaya karar verdim. Bunları keyfekeder, canımız istedikçe, Nehir istekli oldukça ve yapabildiğimiz kadar yapıp tamamlamaya çalışacağız. Şubat ayının son on günü için planımızı resimli olarak hazırladım bu kez; böylece Nehir bakıp seçti karar verdi ne yapacağımıza. Planda, duyusal, dil gelişimine yönelik, matematik, sanat vs etkinliklerinin ayrı ayrı yer almasına dikkat ettim, ayrıca haftasonu planlarımızı da ekledim.

Programımızı gerçekleştirmeye başladık. Etkinliklerimizi peyderpey yaptık, tiyatroya, kütüphaneye gittik ama bilim merkezi gezimiz Mart ayına sarkacak gibi görünüyor.



1- Günlük yaşam becerisi- takı tasarım
H&m magazasından aldığım takı seti ile kolye, bileklik, yüzük yaptık. Nehir miniminnacık boncukları dahi misinaya güzelce dizdi, epey ustalaşmış; zevkli ve becerikli kız doğrusu :-)



2- Duyusal gelişim- ev yapımı oyun hamuru
Bir ölçü nişasta, 1 ölçü saç kremi ve gıda boyası ile yumuşacık, mis kokulu bir hamur elde ettik. Hamurumuzla heykeller, şekiller tasarladık.

 
 

3- Dil gelişimi- ingilizce aile fertlerinin tekrarı
İngilizce aile fertleri isimlerinin tekrarı için parmak kukla ailesi yaptık Nehir'le. Kesmesi, boyaması, yapıştırması Nehir'den. Makas çalışmasında da artık çok çok iyi Nehir. Küçük kaslarını bayağ çalıştırdık sanırım yaptığımız onca etkinlikle.



4- Bilimsel beceriler- deterjan kirleri nasıl uzaklaştırıyor deneyi
Bir tabağa biraz süt koyup birkaç renk boya damlattık. Sonra sıvı deterjana batırılmış pamuklu çubuğu süte değdirdiğimizde renkler kaçışmaya başladı. Sıvı gıda boyamız olsaydı renk şöleni daha bariz olacaktı ama yine de Nehir'i oldukça şaşırttı ve deney amacına ulaştı diye düşünüyorum.




5- Sanatsal beceriler- resim tamamlama

Ben Nehir'e 2 tane üçgen verdim, o da bana bu rüya gören kızı çizdi. Kız rüyasında hırsızlardan kaçıyormuş. (bu hırsız korkusu da başka bir zamanın konusu :-(






Gezelim görelim

Tiyatro gezimizi burada yazmıştım. Ayrıca kütüphaneye bir gezi gerçekleştirdik. Bilim merkezi gezisi planımız ileriki zamanlara kaldı.




Şimdilik bu kadar ;-)



23 Şubat 2016 Salı

PALYAÇO PRENS'İ İZLEDİK

Bu ay şehir tiyatrolarının Palyaço Prens isimli oyununu Kadıköy Haldun Taner sahnesinde izledik. Bu yıl premieri yapılan oyun 3 yaş+ seyircilere hitap ediyor. Süresi 45 dakika ve müzikli bir oyun.

Oyundan kısaca bahsedecek olursam, masal tadında, bol oyunculu, çok renkli dekor ve kostümlere sahip, bol gülmeli, kahkahalı, perili, cadılı, sihirli, müzikli, danslı, şişman kralı ayrı komik, hokkabazı ayrı komik çok eğlenceli bir oyun. Oyun farklı bir konseptte hazırlanmış. Bir anlatıcının olması oyuna masal dinliyormuşuz havasını katıyor. Çok sayıda karakter var ve oyuncular birçok role girip çıkıyorlar. Masalsı olduğu kadar komik bir oyun. Çocukları da dahil eden interaktif bir oyun aynı zamanda. Bir bölümünde sihirbazlık gösterileri de dahil pek çok sirk numarası izledik hatta. Bu kısmı da oldukça ilginç ve eğlenceliydi. Nehir (ve arkadaşı Eylül) gözlerini kırpmadan izlediler. Kah gülerek kah şaşırarak izlediler oyunu başından sonuna.


İmkanı olanların izlemelerini tavsiye ederim. Çocukları tiyatroya müzelere, sergilere götürmenin, farklı sanat dalları ile buluşturmanın gerekliliğine inanıyorum her zaman.



Şehir tiyatroları tanıtım bülteninden
Yazan: TURGAY YILDIZ
Yöneten: SÜEDA ÇİL
Koreografi: HAMİT ERENTÜRK
Müzik: ESİN ENGİN
Sahne Tasarımı: EMRA ALBAYRAK ŞAHİN
Işık Tasarımı: OSMAN AKTAN
Kostüm Tasarımı: EMRA ALBAYRAK ŞAHİN
Yönetmen Yardımcısı: VİLDAN TÜRKBAŞ, DENİZ YEŞİL MAVİ, LALE KABUL
Süre: 45 DAKİKA
Oyun Yaşgurubu: 3+
OYUNCULAR
ASLI ŞAHİNAYBAR TAŞTEKİNAYŞECAN TATARİCEM BAZADENİZ YEŞİL MAVİEDİP TEPELİGÜRKAN BAŞBUĞHAKAN GÜMÜŞHAZAL UPRAK,MUSA ARSLANALİÖZGÜR DAĞ
KONUSU
Palçayo prens, çocukların hayal dünyalarının masal olgusu ile beslenmesi için kurguladığımız bir oyun. Kahramanlar, olaylar, olup biten her şey bir masal. Tiyatro, bu masalın onlara anlatılabilmesi için kullandığımız araçlardan sadece biri. Günümüzde prensler, prensesler yok ama masalımızda onlara ait gördüğümüz tüm duygular hala var. Şefkat-acımasızlık, iyilik-kötülük, mutluluk-mutsuzluk... En önemlisi sevgi... O hep vardı, hala var. Palyaço prens sevgiyi renklerle anlatan bir oyun.



19 Şubat 2016 Cuma

AYNA AYNA...

Aşağıdaki fotoğrafı facebookta bir sayfada gördüm. Bir anne kızı için yazmış bu şiiri. Çok hoşuma gitti. Ben de kafiyeli olmasına çalışarak kendimce Türkçe'ye çevirdim. Güzelce yazıp, küçük bir çerçeve yapıp evdeki aynalardan birinin yanına iliştirsem, arada Nehir'e okusam diye düşündüm. Biraz daha büyüyüp okuma öğrendiğinde, her aynaya baktığında gözucuyla bakar ve dış güzelliğin hiç önemli olmadığını tekrar tekrar anımsar. Tabii ki tek bir şiir okumakla bu bilincin gelişmesini beklemek çok mantıksız. Ama anne baba olarak davranışlarımızla da bunu desteklersek, çocuğumuzun iyi davranışlarını över, güzel birşey düşündüğünde takdir edersek, yaptığı iyiliklere, temiz kalbine, merhametine, vicdanına vurgu yaparsak - güzel saçlarına, gözlerine ya da pamuk tenine yaptığımız kadar- o da dış görünüşten önce, güzel bir kalbe sahip olmanın çok daha önemli olduğunu kavrayacaktır.

Geçenlerde yine bir paylaşımda "vicdanlı çocuklar" yetiştirmekten bahsediliyordu. Ben de " henüz 2 yaşındayken Çanakkale gezimiz esnasında yanlışlıkla bir salyangoz ezdiği için kahrolan, teyzesinin evinin mermer merdivenleri arasından çıkmayı başarmış minicik bir bitkiye özen gösteren, anne basmayalım yazık ezilir diyen, yere su şişesi atan yaşıtını görünce, eyvah anne dünyamızı kirletiyorlar, sonra hiç nefes alamayız, hiç denizde yüzemeyiz diye panik olan, kaç zamandır kedi evi yapmak için eve uygun bir karton koli gelmesini bekleyen, yazın sıcakta sokak hayvaları için dışarıya temiz su bırakan vicdanlı mı vicdanlı bir miniğin annesiyim" diye yazmıştım. 

Çevresinde olan bitene çok duyarlı bir çocuk Nehir. Daha 1,5 yaşlarındayken beni, babasını ya da anneannesini biraz üzgün görse "mutlu musun?" diye sorardı. Hala da böyledir. Ben de onun bu temiz kalbini gördüğümü, farkettiğimi belli ederim hep ona. Sen çok iyi bir çocuksun, bitkilere zarar vermiyorsun, ne güzel, derim mesela. Ben sabahları Nehir ve babasından önce evden çıktığım için, bazı zamanlar küçük notlar hazırlar bırakırım Nehir'e, bazen de eşime. "Nehir sen çok iyi kalpli bir çocuksun, hem de benim birtanemsin, seni çok seviyorum" diye yazarım mesela.

Bir ara tartışması çok olmuştu "güzel kızım, yakışıklı oğlum" vs şeklinde çocuklarınıza hitap etmeyin, dış güzelliğine vurgu yapmayın diye. Bunu yapıyorum açıkçası. Ama dengeyi koruduğum sürece bir sakıncası olmadığını düşünüyorum. O kadar da baskılamak istemiyorum kendimi. Sürekli hayatın anlamı sırf güzel görünmekmişcesine bir davranış biçimi içerisinde değiliz neticede. 

Oradan buradan biraz karışık yazdım ama gelelim asıl yazma amacım olan Ayna şiirine:







Ayna  ayna, duvardaki ayna
Hiç önemli değil olsam upuzun ya da kıpkısa
Bacaklarım incecikse ya da göbeğim koskoca
İçerden kim olduğum önemli olan aslında
Mavi gözler, kahverengi, yeşil ya da kapkara
Beni güzel yapan şey içimde, değil dışarıda
Bana baktığın zaman sakın beni yargılama
Benim en güzel yanım kalbim, inan buna






10 Şubat 2016 Çarşamba

TELEVİZYONSUZ HAYAT, OH NE RAHAT..

Bizim evi bilen bilir, bilmeyen söyleriz inanmaz televizyon izlemeyiz ailecek. Televizyon çoğu zaman kapalıdır, çok nadir maç varsa açıktır hatta uzun zamandır o da kapalıdır (eşim mobil tv almış, tabletin küçücük ekranından izler garibim maçlarını). Nehir de izlemez biz de. Nehir' e bazı güzel, yaşına uygun olduğunu düşündüğümüz, kavgasız gürültüsüz animasyonların cdsini alırız ya da internetten online bağlanır açarız, yanına mısır patlatır ailecek izleriz. Biz eşimle Nehir uyuduktan sonra ya sinema filmi ya da takip ettiğimiz yabancı dizi varsa o sıralar, açar izleriz. 

Bazen işyerinde ya da arkadaş çevresinde bir Tv programı ya da dizi ile ilgili konuşmalar geçerken cahil kalıyor eşlik edemiyorum, ben izlemiyorum televizyon diyorum. Gülüyorlar, tabii sadece belgesel diy mi diyorlar. Hayır kendimi cool ya da entel gösterme çabam yok, hayır yalan söylemiyorum; sadece böyle bir vaktim yok ve akşamları çocuğumla birlikte geçireceğimiz kısacık zamanımız televizyonun gürültüsü ile kirlensin istemiyorum. Çocuğum TV'deki Türkçe mi bir başka dil mi olduğu belli olmayan o garip dile maruz kalacağına, kitaplardaki şiirsel dile maruz kalsın istiyorum. Ayrıca zamanında ben de izlerdim ama artık televizyondaki hep birbirini tekrar eden dizilerden ve saçma sapan programlardan sıkıldım. Haber ya da doğru dürüst tartışma programı da kalmadığına göre.. Belki ilgimi çekebilecek kaliteli programlar da vardır ama onlardan da bihaberim. Eşim de benimle aynı fikirde, Nehir'i münkün mertebe tablet, tv ve televizyondan uzak tutmaya çalışıyoruz. Yaş grubu, ilgi alanı ayırt edilmeksizin herkesin aynı anda aynı Tv programını hipnotize olmuşlar gibi izlemelerinde zaten bir yanlışlık olmalı düşününce değil mi.

Anneliğimde hatalarım olmuştur, oluyordur; eksik kaldığım noktalar vardır muhakkak. Ancak eşimle ekran kullanımı konusunda içimiz rahat, çok şükür. Nehir ancak hasta olduğu zamanlar, okula gidemeyip anneannesine gittiğinde çizgi film kanallarını izliyor. Bildiği çizgi filmler varsa da oradan biliyor. He bir de birkez bile filmini izlemeyip tanıdığı sevdiği çizgi film kahramanları yok mu var. Elsa örneğin. Yaklaşık 1 yıldır Elsa hayranlığı var Nehir'in. Çizgi filmini ise ilk kez geçen Cuma, okulda cd gününde izlemiş. 

Küçük bir anı paylaşayım geçen haftasonundan. Nehir kuzeninden mi bir arkadaşından mı duymuş; "akşam saat dokuz buçukta süper kahramanlar çizgi filmi başlayacak açabilir miyiz" dedi. Kızım o saatte yatacağız filan dediysek de yok, çok meraklanmış. Açtık söylediği kanalı ama baktım pek de yaşına göre olmayan acayip çizgi filmler oynuyor. Bu sıralar okuduğumuz bir masal kitabı var, bölümler halinde çeşit çeşit masallar var içinde. Bir gün önce kurbağa prensin birkaç bölümünü okumuştuk. "Nehir, hadi kapat televizyonu da kurbağa prensin kalan bölümlerini okuyalım" dedim. "Hepsini mii" dedi. Tabii dedim. Koştu televizyonu kapattı, kitabını alıp geldi. Ne mutlu bize, diye düşündüm içimden, kitapları televizyona tercih eden bir çocuğumuz var. "Banane ben televizyon seyredeceğim" diyebilirdi, ben "oh hazır çocuk televizyon izlerken ben de rahatça işlerimi yapayım, telefonumu karıştırayım" diyebilirdim. Demedik. Umarım televizyonsuz hayatımız böyle devam eder. 




9 Şubat 2016 Salı

MERAKLI MİNİK- ŞUBAT/2016 SAYISI- KARDAN ADAM NASIL YAPILIR?

Meraklı Minik Şubat/2016 sayısı, çocukların çok sevdiği kardan adam konusunu işlemiş. Kızak yarışı oyunu, hikaye anlatma küpleri, eldiven hafıza kartları ve çıkartma sayfası ile yine çok eğlenceli bir sayı olmuş. Bir cumartesi günü hepsini bitiriverdik. Hafıza oyunu turnuvası yaptık; eşimle ben oynadık, kazanan Nehir'le oynadı ve şampiyon Nehir kupayı kaldırdı. Kızak yarışını oyunun kendi piyonları yerine Nehir'in Minnie'leri ile oynadık. Hikaye anlatma küpleri ile oynarken sıra Nehir'e geldiğinde Nehir gözlerimizi kapatıp anlattıklarını hayal etmemizi istedi, biz de öyle yaptık. Çıkartma sayfalarını tamamladık. Çok eğlendik. Teşekkürler Meraklı Minik.





8 Şubat 2016 Pazartesi

UYANIK ŞEKERCİ' Yİ İZLEDİK

UYANIK ŞEKERCİ
Migros Çocuk Tiyatrosu
Yazan: Enis Fosforoğlu

Migros'un bir sosyal sorumluluk projesi olarak, ücretsiz olarak çocuklarla buluşturduğu çocuk oyunlarından biri olan Uyanık Şekerci adlı tiyatro oyununu, Novada Ataşehir Avm' de izledik. Konu güzeldi, çocukları kahkahalarla güldüren espiriler çoktu, oyunun müzikli danslı olması çocukların ilgisini canlı tuttu. Ancak kostüm ve dekor için biraz daha özen gösterilebilirmiş. Sağlıklı beslenmenin önemini vurgulayan oyunu, Nehir kuzenleriyle birlikte izlemekten çok keyif aldı. 

Tiyatro sonrası oyun parkı ve yemek ile eğlenceli bir tatil gününü daha tamamlamış olduk. 




İYİ BİR DİNOZOR İZLEDİK

İYİ BİR DİNOZOR
Yönetmen: Peter Shon
Animasyon


Çocuklu aileler sömestr tatilindeler. Bizim ilköğretime giden çocuğumuz olmadığından, henüz kreş aşamasında olduğumuzdan sömestr tatilimiz yok. Okul sadece bir hafta ara verdi, onda da denk getirip izin alamadık malesef. Nehircik orta kulak iltihabı olunca,3 gün annenesinde 2 gün haftasonu bizimleydi, bundan bile mutlu oldu canım kızım, tam 5 gün tatil yaptım dedi durdu. Seneye Allah ömür verirse yıllık izinlerimin bir haftasını sömestrda kullanacağım.

Neyse, Nehir'in kendisini daha iyi hissettiği gün ailecek sinemaya gittik. Nehir'le birkaç haftadır haftasonları Avm'ye gidiyoruz cimnastik sonrası. İncik boncuk, süs eşyası satan mağazaları geziyoruz, birlikte birşeyler yiyoruz, kitapçıya gidip en az 1 saat kitapları karıştırıyor, okuyor, bir iki kitap almadan da dönmüyoruz. Havalar çok soğuk, eşim de bu aralar kursta olduğundan bu anne-kız zamanı iyi geliyor bize. Bir de hayatımız hep koşturmaca içinde ve "hadi Nehir, hadi Nehir" diyerek geçtiğinden; Nehir'le dolaşırken hiç hadi Nehir dememeye özen gösteriyorum. İstediği gibi kitapları karıştırıyor, birini bırakıp diğerini alıyor, dükkanlarda raflar arasında dolaşıp merak ettiklerini soruyor. Normalde avm gezmelerini sevmem ama kış için tiyatro ya da başka bir etkinliğe gitmediğimiz zamanlar için bir alternatif oluyor. Çok uzattım farkındayım; böyle bir günün devamı sinema oldu. Eşim de kurs çıkışı yetişti. 3D iyi bir dinozor filmini hepbirlikte izledik. Filmde dinozor neslini yokeden göktaşı yağmuru dünyamızı teğet geiyor ve dinozorlar yaşamaya devam ediyor. Çiftçilikle yaşamlarını sağlayan dinozor ailemizin en küçük, zayıf ve biraz da korkak olarak dünyaya gelen yavruları Arlo, yıllar geçip büyüse de henüz ailesini gururlandıracak birşey yapamamıştır. Küçücük şeylerden bile korktuğundan içindeki gücün farkında değildir. Kötü bir tesadüf sonrası tanıştığı arkadaşı minik insan yavrusu Spot'la hayatta kalabilmek için çetin mücadeleler vermeleri gerekir, birbirlerine yardım ederler ve sonunda Arlo kendi gücünün farkına varır.

Dostluk ve aile olmakla ilgili güzel bir film. Birkaç ürkütücü sahnesi yok değildi. Hatta ben bile biraz irkildim ve eyvah Nehir korkacak diye düşündüm ama baktım Nehir halinden gayet memnun görünüyordu.  

Sinema günümüzden minik bir kare...



1 Şubat 2016 Pazartesi

KÜTÜPHANEMİZ 79-80-81-82 DENİZALTINDAN MASALLAR CUP CUP - MASAL OTOBÜSÜ DÜT DÜT- MASAL BALONU PUF PUF- NASREDDİN HOCA İLE KIKIR KIKIR

DENİZALTINDAN MASALLAR CUP CUP
MASAL OTOBÜSÜ DÜT DÜT
MASAL BALONU PUF PUF
NASREDDİN HOCA İLE KIKIR KIKIR
Timaş Yayınları

Timaş Yayınları'ndan çıkan bu masal kitaplarına Nehir bayılıyor. Kitapların bir çoğu masallar ile değerler eğitimi içerikli. Herbiri bir başka güzel davranışı öven kısa kısa masallardan oluşuyor. Nasreddin Hoca kitabı ise fıkralar ile değerler eğitimi içeriyor. Nehir, Nasreddin Hoca fıkraları dinlemeye bayılıyor bir süredir, o yüzden bu kitabı da çok sevdi. Özellikle Kazan Doğurdu, Başını Camda Unutmasın, Elimi Al favori fıkraları. Nasreddin Hoca gibi kültürümüzün önemli bir figürünü Nehir'in tanımasını istiyordum, bu fıkra kitabı bu bakımdan da çok iyi oldu. 

Biz her akşam uyku öncesi üçer masal okuyoruz bu aralar. Bir de Nehir odasına çekilip, kendi kendisine okuyup anlatıyor. Bazen satır satır ezberden anlatıyor, bazen de tamamen hayal gücü ile yazıyor (ya da uyduruyor diyeyim)  :-)

Burada aklıma gelmişken Nehir odasında kendi kendine kitap okurken kulak misafiri olduğum bir andan aklımda kalanları yazayım. Bu kitaplar değildi, Kumkurdu idi. Kitabı açmış anlatıyordu. (Zackarina bir sabah sulu boya yapmak istemiş, boyalarını ve cam bardakla suyunu almış. Ama boya yaparken eli çarpmış su dökülmüş, annesi gelmiş, ne oldu diye sormuş, Zackarina -ben döktüm ama istemeden oldu- demiş, annesi - doğruyu söylediğin için o zaman ben de sana çok teşekkür ederim, gel seni bir öpeyim- demiş, -ama lütfen rica ediyorum, cam bardaktan uzak dur, basma- demiş. Sonra annesi yerleri temizlemiş, Zackarina boyasına devam etmiş, birden aklına su gelmiş. Annesinden bir bardak su istemiş, o da bir bardak çeşme suyu doldurup, Zackarina'ya vermiş......"  hikaye devam ediyor.  

 Bir başka hikayeden duyabildiklerim (duyabildiklerim diyorum çünkü bunları anlatırken, bizi odasına almıyor .-)   "Zackarina'nın babası birgün kursa gitmiş, ayakkabılarının altında üçgen ve kare şekiller varmış, yürürken pati pati ayak izleri oluşuyormuş, Zackarina bu izleri takip edip babasının kursuna gitmiş; birgün de izleri takip edip babasının işyerine gitmiş. Babası, -ama Zackarina burası çocuklar için değil, büyüklere göre biryer, hadi aynı izleri takip edip eve dön- demiş...." bu hikaye de daha uzuyor... 

Bir başkası; " Zackarina bir sabah uyanmış ve güneşe dokunmak istemiş. Kitaplarını üstüste dizmiş ve kitaplarının üzerine çıkarak çatıya çıkmış ve uzanıp güneşe dokunmuş. Sonra babası gelmiş, -Zackarina nerdesin- demiş. -Çatıya çıkıp, güneşe dokundum- demiş Zackarina, -ne harika bir fikir, ben de çıkmak isterim- demiş babası. -tamam, sen büyüksün ya, kitapları dizmene gerek yok, atlayıp çık çatıya- demiş Zackarina, ama Zackarina çatıya sabun sürdüğü için babası kaymış ve çıkamamış. Üzülme demiş Zackarina, -birdahaki sefer tekrar denersin-.     :-)))))

Hayal gücüne hayran kalmıyor değilim. Bir de kendimize ayna tutmuş gibi hissediyorum Nehir'i dinlerken. Nehir'le ilişkimiz hakkında az çok fikir vermiştir size de.. Yalnız babası için bu hain plan neden onu anlayamadım, sabun sürüp düşürmeler falan :-)))  

Kitaplara dönersek, kitaplarımızın kapak sayfa fotoğrafları ve birkaç örnek sayfa aşağıda.







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...