21 Aralık 2015 Pazartesi

KÜTÜPHANEMİZ 76-77-78 KUMKURDU- DAHA FAZLA KUMKURDU- DAHA DA FAZLA KUMKURDU

KUMKURDU
DAHA FAZLA KUMKURDU
DAHA DA FAZLA KUMKURDU
Asa LIND
Pegasus Yayınları

İçimden geldi, birşeyler karalamak istedim bloğa. Asa Lind'in Kumkurdu serisi kitaplarını biliyorsunuz değil mi? Hani baskısı tükenmişti ve uzunca zamandır bulunamıyordu. Ben de kitabı epeyce aradıktan sonra Pegasus yayınlarından yeniden basıldığını duyunca hemen ön sipariş verdim ve piyasaya çıkar çıkmaz da aldım. Kitap ilk kez 2002 yılında basılmış, bizim çocukluğumuza rastlamıyor dolayısıyla. Zaten Nehir'le birlikte yeniden çocuk oluyor, yeniden öğreniyor, yeniden büyüyorum adeta. İlk kitaptan başladık okumaya. Gece uykudan önce ilaç niyetine üç hikaye okuyoruz. İkinci kitabı yarıladık bile. Okurken çoğu yerde içim burkuluyor. Ebeveyn olarak kendimi sorguluyorum, Nehir'in yerine koyuyorum kendimi. Hayatımız hep bir acele ve koşturmaca içinde geçiyor. Çocuklar da bu koşturmacadan nasibini almış, rüzgarımıza kapılmış sürüklenip gidiyorlar.

Hikayelerden birinde Zackarina sabah annesinin yanına gidiyor, "saklambaç oynayalım mı" diye soruyor. Annesi işe yetişmek zorundadır. Babasına gidiyor, o da çalışma odasında işlerine gömülmüştür. Neden hep işleri çok önemli, neden hep aceleleri var, diye düşünüyor Zackarina. Bizlerin de öyle değil mi? Haftaiçi sabahları ben Nehir'den önce evden çıkıyorum. Babası hazırlayıp okula gönderiyor, 7 de kalkıp 7,30 da servise biniyor Nehir. O yarım satte uyanıp kendine gelmesi, giyinmesi, el yüz yıkaması, ilaçlarını içmesi, iki lokma birşeyler atıştırması lazım. Eşim çocuğa da üzülüyorum ama elimden birşey gelmiyor diyor, sürekli "hadi Nehir, hadi Nehir" demek benim de hiç hoşuma gitmiyor diyor. Eh akşam uyku saatleri yaklaştığında da aynı koşturmaca. Hadi Nehir dişlerini fırçala, hadi Nehir pijamalarını giy, hadi Nehir kitaplarını seç...... vs vs.. :-(   Keşke istediği saatte yatabilse, keşke istediği saatte uyanabilse.. Gerçi en azından onunla oyun oynayan, her gece ona kitap okuyan, birşeyler anlattığında can kulağı ile dinleyen, sorularını sabırla yanıtlayan anne ve babaya sahip Nehir. Böyle düşünüp teselli ediyorum kendimi. Ancak kızımla zaman zaman hiçbirşey yapmadan boş boş evde zaman geçirmenin keyfini yaşamak isterdim doğrusu. Anne-baba olmak böyle birşey, kendimizde de çevremdeki arkadaşlarımda da gördüğüm, ne yaparsak yapalım hep bir yetersizlik hissi, hep bir vicdan azabı. Ama bu hisler bizlerin daha ilgili ve anlayışlı ebeveyn olma yolumuzda itekleyici güç oluyor sanırım. 

Kitaba dönelim; Zackarina 5 yaşında bir kız çocuğudur, anne ve babası ile birlikte deniz kıyısında bir evde yaşarlar. Her çocuk gibi meraklıdır Zackarina. Çoğu şeyi merak ediyor. Mesela annesinin karnına düşmeden önce nerdedir? Ya da bisikletini dik yamaçtan aşağı hızla sürerse denize yumuşak bir iniş yapabilir mi? Evren sonsuz diye duymuştur babasından, peki sonsuz nedir, herşeyin bir sonu yok mudur? Zaman zaman da huysuzdur Zackarina. Öfkelenenir; anne ve babasını anlayamaz ya da anne ve babası tarafından anlaşılmadığını düşünür. Kumlara tekmeler savurduğu, güzlerinden ateş çıktığı, ayaklarını pat pat yere vurduğu zamanlar vardır.. Ama günün birinde kumkurdu ile tanışır ve tüm bu kafa karışıklığı yaşadığı anlarda, tüm sorularının yanıtlarını Kumkurdu'nda bulur. Kumkurdu onun sorularını direkt olarak yanıtlamamaktadır ama kendisi keşfetmesi için yönlendirmektedir. Anne ve babasının davranışlarını anlamasını sağlamaktadır.  Denemeden bilemeyeceği şeyler için de yüreklendirmektedir Zackarina'yı. 

Kısa kısa öykülerden oluşuyor Kumkurdu. Nehir'le çok hoşumuza giden birtanesini kısaca anlatmak isterim sizlere.  Birgün yemek masasında otururlarken Zackarina'nın bacakları bir türlü yerinde duramamaktadır. Anne ve babası, Zackarina yeter artık masa sallanıyor derler. Zackarina bacaklarını zaptetmeye çalışsa da başarılı olamaz. Dışarı çıkar. Kumkurdu oradadır. Kumkurduna kıpırdamadan durmaya çalıştığını çünkü anne ve babasının sürekli hareket etmesinden rahatsız olduklarını anlatır. Kumkurdu "onlar için söylemesi kolay tabii, büyüdüler ya unuttular" der. "Nasıl yani?" diye sorar Zackarina "Neyi unuttular?"..  "Büyürken eklemlerimizin patlayan mısırlar gibi olduğunu, yerinde duramadığını." Sonra bir şarkıya başlar:  

" Ölü bir balık gibi oturamaz insan... Bedeni büyür ve gelişirken... Koşmalı oynamalı zıplamak, hop hop hop hop hoplamak...."  

Bu şarkıyı söyleyerek hoplayıp zıplarlar birlikte. Zackarina eve döndüğünde anne ve babası kapıya çıkmış onu aramaktadırlar. Zackarina ile elele tutuşurlar, Zackarina bu şarkıyı söyler, kendilerinden geçerek dans ederler hep birlikte..

" Yetişkin bir balık gibi oturamaz insan... Bedeni büyür ve gelişirken... Koşmalı oynamalı zıplamak, hop hop hop hop hoplamak...."  


Hem küçükler hem büyükler için olan kitaplardan. Tüm anne-babalara tavsiyemdir, okumaları ve de çocuklarına okutmaları... Küçük Prens'i seven yetişkinler bu kitapları da sevecekler muhakkak..









Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...