30 Eylül 2015 Çarşamba

HAFTALIK ETKİNLİK KÖŞESİ-2

Uzay Temalı Nokta Boyama (Fen ve Doğa/ Uzayı Keşfediyorum)






Makas Çalışması- Kes-Yapıştır Kaplumbağa (İnce Motor/ Günlük Yaşam Becerisi)






Kabaran Boya (Sanatsal Beceriler)

3 kaşık un, 1 kaşık tuz, 1 çay kaşığı karbonat, gıda boyası (ya da sıvı parmak boya), biraz su. Boyadıktan sonra fırında kabartıyoruz resmimizi...





Oluşum Sıralama Kartları (Dil Gelişimi)

Gün Yayıncılık dikkat güçlendirme seti içerisinden çıkan oluşum sıralama kartları ile, olayları oluş sırasına göre dizme, yaşam döngülerini öğrenme, resimlere göre hikaye anlatma.






Sayı Kadar Boncuk Dizme (Matematik Becerileri)

Rakamları tanıma, rakamların nesnel karşılığını görme, tane hesabı







(Nehir 4 yaşında)


21 Eylül 2015 Pazartesi

RAHMİ KOÇ MÜZESİ GEZİMİZ

Geçtiğimiz haftasonu, uzun zamandır aklımda olan Rahmi M. Koç müzesi ziyaretini gerçekleştirdik. İstanbul'da çocuklarla birlikte gidilebilecek, hem bu kadar eğitici, hem bu kadar eğlenceli, ufuk açan bir başka mekan daha var mı bilmiyorum. Rahmi Koç müzesi bir müzeden çok daha öte gerçekten.

Biz; eşim, ben Nehir ve yiğenim kahvaltımızı yapıp yola çıktık, öğlene doğru müzedeydik. İlk olarak müze ve planetaryom (keşif küresi) gösterisi için biletlertimizi aldık. Planetaryum seans saatine kadar bahçedeki atlı karınca ve çocuk oyun alanında biraz oynadı eğlendi Nehir. Coca-cola sponsorluğu ile kurulan, yine bahçede yeralan minik büfe de oldukça keyifliydi. Burada birşeyler içtik, Nehir Çelik ve Çeliknaz maketleri ile fotoğraf çekildi.






Planetaryum seans saatimizde keşif küresinin içerisinde hazır bulunduk. Tavana yansıtılan, uzay asansörü isimli gösteri beni çok etkiledi. Biraz için gerçekten uzaya yolculuk yaptığımı düşündüm. Anlatılmak istenen Nehir için biraz karmaşıktı ancak o da renk ve ışık gösterilerinden hoşlandı, güneş sistemi, yıldızlar, evren, uzay, galaksiler hakkında ufak da olsa fikir edindi. 



Gösteri sonrası bahçede eski otomobil, uçak gbi ulaşım araçlarının sergilendiği bölümü gezdik.



Her saat başı hareket eden Haliç-Sütlüce nostaljik treni için de biletlerimiz hazırdı. Çocuklar bu bu tren seferinden oldukça etkilendiler. Tabii biz de.. Manzara müthişti. Çocuklar için de harika bir deneyim oldu.







Buradan sonra, bahçedeki DC-3 yolcu uçağına çıktık. Uçağın içini gezdik, koltuklarına oturup kokpite gözattık.






Sonraki durak Fenerbahçe vapuru oldu. Fenerbahçe Vapuru içerisindeki cafede birşeyler yiyip içtik. Yeme-içme alternatifi çok olmasa da, börek ve sandviç seçenekleri hem çocuklar hem bizim için gayet yeterli ve doyurucu oldu.

Vapur içerisinde Yalvaç Abi Oyuncak Sergisini de gezdik. Ancak Nehir oyuncakları camekanlarından çıkarıp oynamak isteyince biraz zor anlar yaşadık. Bu oyuncakların oynamak için değil, gezip görmemiz için olduğunu, dokunup oynayabileceğimiz oyun ve etkinliklerin bir başka bölümde olduğunu anlatarak ikna ettim kendisini.. Böylece sonraki durak belirlenmiş oldu: Renkli Matematik Dünyası.







Renkli Matematik Dünyası'na bir girdik, birdaha da çıkamadık :-) Şaka bir yana hem çocuklar hem eşim ve ben bayağ kendimizi kaybettik bu bölümde. Birkaç saat kaldık sanırım.  Burada onlarca deney seti çocukların ve büyüklerin kullanımına hazır bekliyor. 

Nehir köpük duvarını çok sevdi. Defalarca yaptı. Ayna döndürüldüğünde resimlerdeki atın koşmaya başlaması; Da Vinci kulesi, parça-bütün ve lego setleri, aynalardaki gizem, ördekleri sayarak matematiği keşfetmek, bir çarkı döndürdüğünde diğerlerinin de dönüşünü üzlemek, bilgisayarda bir zar atarak beste yapmak ve daha daha fazlası.. Nehir bir deney setinden diğerine koşturup durdu. Matematiğin bu kadar eğlenceli birşey olabileceğini bu yaşımda öğrendim ben de..















Faber Castell anasınıfı etkinlikleri bölümünde Nehir ve Berke, biraz oyun hamuru ile nesneler yapıp, bu bölümdeki oyuncak evin içine koydular. Nehir güzel bir meyve sepeti yaptı. Burada etkinliği tamamladığında yine matematik dünyasına döndük :-)




Nehir'i renkli matematik dünyasından çıkarabildiğimizde epey yorulmuştuk ve saat ilerlemişti. Müzede arabalar ve motorsikletler bölümlerini gezdik. Nehir arabların içine binmek istedi, zor engel olduk :-)




Çamaşır makinesi, fırın, ocak, bulaşık makinesi gibi evde kullandığımız eşyaların nasıl çalıştıklarını gösteren şeffaf makineler de oldukça ilgi çekiciydi. Nehir herbirinin düğmelerine basıp çalıştırdı, izledi.






Akşam 5'e doğru ancak müzeden ayrılabildik. Çok keyifli hatıralarla, görerek ve yaşayarak öğrenmiş ve eğlenmiş olarak..






Müze hakkında detayli bilgi için:Rahmi M. Koç Müzesi
Haftasonu çocuk atölyeleri bilgi için:RMK Müzesi Haftasonu Çocuk Atölyeleri
Müze bilet fiyatları için: RMK Müzesi Bilet Fyatları


16 Eylül 2015 Çarşamba

MONTESSORİ TEMELLİ HAFTALIK ETKİNLİK KÖŞESİ

Son zamanlarda hem ülkemizin içinde bulunduğu durum hem de sonrasında annemin yaşadığı rahatsızlık morallerimizi alt üst etti. Günlerce dalgın, bıkkın, suratsız dolaştıktan sonra Nehir'i bu şekilde ihmal etmeye hakkım olmadığımı düşündüm ve günlük yaşantımıza yeniden dönmeye başladık. Pazar günü birkaç dakikamı ayırıp Nehir için bir etkinlik köşesi hazırladım. Köşemizden Nehir istediği etkinliği seçecek ve birlikte hergün birtanesini yapacağız. Neler yok ki bu köşede; makas çalışmaları, yazmaya hazırlık çizgi çalışmaları, Tübitak Sayabilirim kitabı ile patates baskı resimler, fasulye çimlendirme deneyi, maşa ile aktarma..




1- FASULYE ÇİMLENDİRME (FEN VE DOĞA)

 




2-  MAŞA İLE AKTARMA (KÜÇÜK KAS GELİŞİMİ / SOLDAN SAĞA YAZMAYA HAZIRLIK)






3-  TÜBİTAK SAYABİLİRİM KİTABI İLE PATATES BASKI RESİMLER (MATEMATİK/ SANAT)






4- ÇİZGİ ÇALIŞMALARI (YAZMAYA HAZIRLIK)







5- MAKAS ÇALIŞMALARI (KÜÇÜK KAS GELİŞİMİ / GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİ)












(Nehir 4 yaşında)

12 Eylül 2015 Cumartesi

ÇOCUK DEYİP GEÇMEYİN NOTLARI

Çocuk Deyip Geçmeyin
Adem Güneş
Timaş Yayınları

Adem Güneş'in kitaplarını bu zamana kadar alıp okumamıştım (nedense). Gecikmeli de olsa birkaç kitabını alıp okumaya başladım ve okudukça benim 4 yaşına kadar Nehir'e karşı yaklaşımımın Adem Güneş'in fikirleri ile çoğunlukla örtüştüğünü gördüm. Daha kitabın önyazısı bana "işte budur" dedirtti. Önyazıda kısaca bahsettiği; çocukların belli bir yaşa kadar akılları ile değil hisleri ile öğrenmesi meselesi benim de hep savunduğum birşeydir. Bana "şimdi onca uğraşıyorsun, büyüyünce bunları hatırlamayacak" söylemlerine, önemli olan hatırlaması değil, o anlarda mutlu hissetmesi diye yanıt vermişimdir hep. Adem Güneş de diyor ki, "çocuğa ebeveyni bağırır, çocuk birkaç dakika sonra yine peşinde, ayaklarında dolanmaya başlar, ebeveyn de çocuktur unutur yanılgısına düşer. Hayır çocuk unutmaz, çocuk aklı ile değil, hisleri ile öğrenir ve bu hisler birikerek kişiliği oluşturur" 

Adem Güneş'in genel yaklaşımı benim de hep savunduğum, ödülsüz- cezasız, çocukları sonsuz bir sevgiyle severek yetiştirmek gerektiği şeklinde. Daha önceki yazılarımı takip edenler hatırlarlar, ben de Nehir'e bu yaşına kadar ödül vadederek birşey yaptırdığımı ya da istediğim gibi davranması için onu cezalandırdığımı hiç hatırlamıyorum. Ufak tefek şu an anımsanamayacak kadar küçük örnekler yaşanmıştır belki. Ama Nehir hiç de bunu suistimal edecek, durdurulamaz, söz geçirilemez, disiplinsiz, başına buyruk, anne-babayı avuçlarına almış şekilde yetişmedi. Ona 2 yaşından itibaren herşeyin nedenini, sonucunu, sebep olabileceklerini açıkladım, anlattım çünkü. Sonra eşim ve ben Nehir için rol-model olduğumuzun farkında olarak davrandık. Şöyle ki, çocuğunuz yalan söylemesin istiyorsanız, önce siz yalan söylememelisiniz, çocuğa çevre bilinci aşılamaya çalışıyorsanız, bu iş sözle anlatmakla olmaz, siz geri dönüşüme emek vermeli, çöpünüzü çöpe atmalısınız önce. Örnekler çoğaltılabilir. Şiddet gören çocuk, şiddet uygular. Kötü söz duyarsa, kötü söz söyler. Biz mükemmeliz, Nehir otur derim oturur, kalk derim kalkar ; demiyorum. Bu zaten normal olmazdı. Çocuk dediğiniz çevresini keşfetmek için ortalıkta koşturur, sorar, sorgular, haksızlığa uğradığını hissederse tepki gösterir, zaman zaman öfkelenir; ve tüm bunlar olması gerekenlerdir. Asıl, çocuk bir köşede ses çıkarmadan oturuyor, robotize olmuş gibi her dediğinizi yapıyorsa problem var demektir.

Bunlar benim Adem Güneş ile hemfikir olduğum konular. Daha fazlası da var; ama uzun uzun yazmam zor. Onun yerine kitabı okurken aldığım kısa kısa notları sizlerle olduğu gibi paylaşmak istiyorum. (Yorum katarsam yazı çok uzayacak ve bitiremeyeceğim. )

Notlara geçmeden kitabı tüm anne-babalara ve anne-baba adaylarına tavsiye ederim.

- Kaygılı çocuğun ilacı, güven duygusudur. Çocuğun kaygıdan arınması için kendisini emniyette hissetmesi gerekir.

- Narsist kişilik bozukluğu: kendini birşey zannetme, başkalarını yetersiz görme ;
Çocukken annesi ile güvenli bağlanmamış,
Çocukken aşağılanmış,
Çocukken çok fazla övülmüş (senin eşin benzerin yok) 
kişiler potansiyel narsisttir.

- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite diye birşey yoktur, bu normal çocukluk halidir.

- Ceza ile çocuk eğitimi olmaz. Ceza alan, ceza vermeye başlar  ve bu şiddete dönüşür.

- Aktif iletişim becerisi çocukluk yıllarında kazanılır. Kendisini dinleyen ebeveyn yanında dili tatlanan çocuk, kendisini ifade etmenin tadını çıkarır. Küçükken sürekli sözü kesilen ya da eleştirilen çocuk, bir süre sonra kısa kısa konuşmaya başlar.

- Anne babalar, öğretmenler terbiye adına çocuklarını aşağılıyor, ayıplarını yüzlerine vuruyorlar.

- Bir çocuğa yapılabilecek en büyük haksızlık, onun merak duygusunu yoketmektir.

- Çocuğa irade kazandırmak; kendi kendine yemesi, giyinmesi, düştüğünde kendisi yerden kalkması, hepsi irade kazanım ( birşeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü) örnekleri.

- Çocuklar arkadaşlarıyla oynadıkça sağlıklı bir ruha sahip olurlar.

- Öğrenme ne kadar doğal ve kendiliğinden olursa o kadar kalıcı olur.

- Çocukları ceza ile sindirmeden, mükafat ile kandırmadan, yetenek ve kabiliyetleri ne ise onları keşfedip, geliştirmeleri için rehberlik eden, eğitim modellerini ülkemiz artık keşfetmelidir.

- Bir çocuğun davranış kazanması; anlatarak, ikna ederek değil, görerek olur.  Araba koltuğuna oturup kemerini takmasını istiyorsak, önce kendimiz kemerimizi bağlamalıyız.

- "Çocuğa yeterine oyun, eğlence ve dinlenme imkanı sağlanmazsa kalbi ölür ve zekası söner." İmam Gazali

- Çocuklar spor ile sosyalleşir.

- Karne, yalnızca o çocuğa ait değildir; daha çok anne babaya, o çocuğa ders anlatan öğretmene ve o çocuğun eğitim alması için kitaplar, ders notları hazırlayan milli eğitime aittir. Azıcık vicdanınız varsa, koca sistemin sorumluluğunu çocuğunuza yüklemeyin.

- Pedagojik olarak en zoru, tek çocuğa annelik yapmaktır; o çocuğun he annesi, hem arkadaşı, hem de kardeşi olmak zorundasınız.

- "Güvenli bağlanma" yoksa, "Kaygılı bağlanma" olur. Güven duygusuna ihtiyaç duyan çocuk bulamadığı tesellinin huzursuzluğu ile daha çok hırçınlaşır, annesini daha çok rahatsız eder. Böylesi bir çocuk annesinin varlığı içinde, anne yokluğu ile büyür.





4 Eylül 2015 Cuma

AĞUSTOS AYI MONTESSORİ ETKİNLİKLERİMİZ

Planlı programlı olmasa da, Ağustos ayı içerisinde de Nehir'le evde olduğumuz zamanları boş geçirmemeye birşeyler yapmaya çalıştık. Buraya yansımayan oyunlarımız da çok oldu tabii. Montessori temelli olanları paylaşayım sizlerle.

GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİ

Makas çalışması yaptık. Eski dergilerden resimler kesip yapıştırarak bir kolaj oluşturdu Nehir. 









MATEMATİK ETKİNLİKLERİ

Rakamlar çalışma sayfalarını Education.com sitesinden aldım. Bu sayfalardan çalışıp arkasından traş köpüğü üzerinde ya da irmik tepsisinde rakamları yazmayı denedik. Şimdilik 0,1,2 ve 3 yazmaya çalıştık. Diğer rakamlara da zaman buldukça devam edeceğiz.

Wedgits bloklar ile kartta verilen şeklin aynısı yapmaya çalıştık. Arkasından da serbest olarak değişik şekiller yapıp yaratıcılığımızı geliştirdik.










FEN VE DOĞA

Balon şişirme deneyi yaptık. Dar ağızlı şişeye 3-4 parmak kadar sirke koyduk. Şişmemiş balonumuzun içine 2-3 çay kaşığı karbonat koyup şişenin ağzına geçirdik ve kendi kendine şişmesini gözlemledik. Şaşırdık, heyecan duyduk, eğlendik..










Şimdilik bizden bu kadar. Sevgiler herkese...





(Nehir 4 yaşında)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...