17 Ağustos 2015 Pazartesi

4 YAŞINDAKİ NEHİR'DEN MEKTUP

Ben Nehir. Tam 4 yaşındayım. Boyum neredeyse 1 metre, yaklaşık 16 kiloyum. Çok akıllıyım, çok konuşkan, çok duyarlıyım, bir o kadar da meraklıyım. Bu günlere kolay gelmedik elbette. Annem, babam ve ben çok zor günleri atlatarak geldik bugünlere. Annem ve ben doğumumda çok zor zamanlar yaşamışız. Annemin rahminde beni besleyen şu plesanta denen illet görevini tamamlamadan beni ve annemin rahmini terketmeye kalkınca  ben de çok sıkıntılı bir ortamda kalmışım. Ama çok mücadeleci bir kız olacağım o zamandan belliymiş, direnmişim, sağlıkla dünyaya gözlerimi açmışım. 1.790 gram, 42 cmmişim. O kadar küçükmüşüm ki, annem ve babam beni yastık üzerinde taşımışlar, kucağa alınacak kadar bile yokmuşum. Annem çok rahatsızlanmış; 3 gün yoğun bakımda kalmış, 8 gün hastanede kalıp çıktıktan sonra bile, yataktan yardımsız kalkamayacak, tuvalete kendisi gidemeyecek kadar kötüymüş.  Ama ah vah dememiş yine de,  o halinde başlamış bana ninniler, şarkılar söylemeye. İçi kan ağlıyormuş o ayrı. Kimse anlamıyormuş onu, ağlama şükret kurtulduğunuza diyorlarmış ama o her gözünü kapattığında baştan yaşıyormuş herşeyi, ya bebeğime birşey olsaydı diye düşünmeden edemiyormuş, bütün bunlar bizim başımıza gerçekten geldi mi diyormuş, inanamıyormuş olanlara. Tek istediği birilerinin saçlarını okşayıp ah yavrum sen ne zor bir süreçten geçtin, seni çok iyi anlıyoruz ama hepsi geçecek, tüm yaralar zamanla iyileşecek, eskisinden de iyi olacaksın demesiymiş. Hep şükretmiş annem, hep dualar etmiş, beni her uyuttuğunda yüzüme bakıp ağlamış. Biz bunları yaşarken babam ne üzüntüler yaşamış, ömründen ömür gitmiş.

Babam demişken, ah ne mükemmel bir babadır o. Çoğu annenin yapamadığını yapar. Bebekliğimde gecelerce uykusuz kalıp bana bakmıştır, ağrıyan beline rağmen beni kucağına yüzüstü yatırıp, gaz sancılarım hafiflesin diye saatlerce sırtımı ovalamıştır. Herşeyimle ilgilenir, benimle konuşur, oynar, yedirir, giydirir, okula yollar, okuldan alır; her fırsatta beni ne çok sevdiğini söyler.

Dedim ya çok küçük doğmuşum diye, küçük doğduğumdan emme refleksim yokmuş, çenem de çok güçsüzmüş, e annem yoğun bakımdayken biberonla da beslenmişim kaç gün. Annem ne uğraşmış beni emzirebilmek için; kan ter içinde kalana kadar mücadele etmiş, her yolu denemiş, haftalarca aylarca mücadele etmiş ama yok emmeyi reddetmişim hep. Bu arada bebeğim sütsüz kalmasın diye sütünü sağmış annem, 10,5 ay kendi sütüyle beslemiş beni bu sayede. Bu öyle kolay bişey değilmiş, 2-3 saate bir muhakkak sağmak lazımmış ve bu işlem yarım saatten fazla sürüyormuş. Gece dahil 2 saatte bir kalkmış bu iş için. Ama gurur duymuş bu yaptığıyla, ben de gurur duyuyorum anneciğim seninle. Şimdi kitaplarda görüp soruyorum; anne ben senin karnında mıydım,  nasıl doğdum, nasıl meme emiyordum? Annem bunca şeyi şimdi bana nasıl anlatsın; emiyordun kızım, ama bazen de ben sütümü biberona koyuyordum, baban, ben ya da anneannen biberonla içiriyorduk sana diyor.

Göbek deliğimi soruyorum niye var diye; orada göbek bağı vardı diyor annem, o bağ ile birbirimize bağlıymışız ben doğana kadar, annem ne yerse o bağdan bana da geçiyormuş. Bu öyküyü dinlemek çok hoşuma gidiyor, tekrar tekrar anlattırıyorum anneme.  Annemin babamın sorularımı, sabırla uzun uzun yanıtlamaları çok hoşuma gidiyor, bu yüzden cevabını bildiğim soruları da tekrar tekrar soruyorum bazen.

Benim en iyi arkadaşların annem ve babam, en çok onlarla oynamayı seviyorum. Elimizde kağıttan bir kukla ya da küçüçük plastik bir oyuncak bile olsa yeter onlarla oynarken. Ama yalnızsam, en kıymetli oyuncaklara bile kıymet vermem. 

Annem, babam çok duygusallar. Ben oyun oynarken, bişeyler anlatırken, ortalıkta amaçsızca koştururken ya da yemek yerken, hatta çizgi film izlerken beni izlediklerini biliyorum. Hiçbir anımı kaçırmak istemiyorlar çünkü, güldüğümde, mutlu olduğumda, heyecanlandığımda ya da korktuğumda, her mimiğimi görmek istiyorlar; hafızalarına hiç silinmemek üzere kazımak istiyorlar adeta. Şimdiden büyüyüp de yanlarında uzaklaşacağım zamanların endişesini taşıyorlar, bu yüzden heranımızı değerlendirmek dolu dolu geçirmek istiyorlar.

Annem babam çok duygusallar dedim ya, çok da komikler ayrıca. Geçen akşam müzik gurubu kuralım dedim anneme, çıkardık tüm oyuncak müzik aletlerini hem çaldık hem arkadaşım eşşek'i söyledik bağıra çağıra.  

Kaç yaşındaki halime sesleniyorum, bu yazıyı ne zaman oturur kendi başıma okurum bilmiyorum ama şunu söylemek istiyorum; Ey Nehir! Şu an hayatında pekçok şey eskisine göre değişmiş olabilir ama bir şeyin değişmediğine emin olabilirsin annen ve baban seni çok çok çok seviyorlar ve bu hep böyle olacak..




Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...