17 Nisan 2015 Cuma

CANIM KIZIMA..

Bugün bu anda, ortada bir sebep de yokken Nehir'i yazmak geldi içimden. Ay dönümü değil, yeni yaşımıza dört ay var daha. Fazla vaktim de yok aslında uzun uzun düşünecek, güzel kelimeler seçecek, cümlelerimi süsleyecek. Ama ben yazmak istiyorum.

Benim canım kızım, Nehir'im. Sen doğduğundan beri bizim hergünümüz özel, hergünümüz sevgi dolu. Ben başka biriyim, baban başka biri artık. Artık kendi ismimden önce Nehir'in annesiyim ben, senin annenim. Önceliğim sensin, mutluluğum senin mutluluğun. Herşeyi daha farklı gözle görüyorum, daha az kızıyorum, hayatın tadı yeni yeni çıkıyor sanki. Eskiden de küçük şeylerle mutlu olan birisiydim ama ben iki çift gözün içindeki iki çift pırıltıdan bu kadar mutlu olabileceğimi hiç bilmezdim. Söylediğin bir sözle, bir bakışınla günlerce yetecek mutluluk yaşatıyorsun bize. Akşamları işten eve koşa koşa geliyorum, evde yapılacak işlerimi sen uyuduktan sonraya bırakıyorum ki evdeki tüm zamanım seninle geçsin. Bazen çok yoruluyorum, kızdırdığın da oluyor beni; özellikle uyku saatlerinde uyumamak için baban ve beni adeta emir erin yapıyorsun; su istiyorum, tuvaletim geldi, hayır bu bardağı istememiştim... Ama sana birkeresinde anne-babaların bazen kızmasının çok doğal olduğunu ama kızdığımız anlarda bile seni çok sevdiğimi söylemiştim ya hemen bu sözü hatırlatıyosun bana " anne beni seviyosun diy mi" diyorsun, "kimsenin annesi olmazsın, sadece benim annemsin diy mi" diyorsun, sarmaş dolaş oluyoruz hemen.

Sen öyle duygusal, sevilmeyi ilgi görmeyi o kadar çok seven bir çocuksun ki. Mutlu olduğun anlarda seni seviyorum demekten hiç çekinmiyorsun. Haftasonlarımızı senin seveceğin, eğleneceğin yerlerde dolu dolu geçirmeye çalışıyoruz ve sen eğlenirken mutlu olduğun anlarda elimize, yüzümüze dolanıp "seni çok seviyorum anne, seni çok seviyorum baba" diyorsun kaç kez. Baban da ben de, sen yeter ki anlat diye gözünün içine bakıyoruz, her söylediğini büyük bir özenle dikkatle dinliyor, sevgimizi sık sık ifade ediyor, seninle çocuk olup oyunlar oynuyoruz. 

Sevgi dolu bir çocuk olarak büyüyorsun evet. Ama bir o kadar da dediğim dedik, otoriter aslan burcu çocuğusun. Akşam seni uykuya babanın mı benim mi götüreceğime karar vermek için ikimizi karşına dizip "o piti piti karamela sepetini" söyleyerek seçim yapacak kadar da ukalasın. :-) Oyunlarda hep kazanmak istiyorsun, hırslısın, bizim kazanmamıza izin vermiyorsun. İtiraf ediyorum şans oyunlarında bazen gelen zarımı çaktırmadan çeviriyorum ki sen kazan. Ama yenildiğimde anlatıyorum, önemli olan kazanmak değil, oynarken eğlenmek, bu yüzden seni tebrik ederim diyorum. Sen de oyuna başlamadan önce bilmiş bilmiş anlatıyorsun "yenilsek bile üzülmemeliyiz, her zaman kazanamayız, önemli olan yenmek değil, eğlenmek" diyorsun da uygulamada bozulup kızıyorsun yenildiğinde. Hatta geçenlerde bir oyunumuzda dedin ki " anne okulda bazen sandalye kapmaca filan oynarken ben yenildiğim zaman utanıyorum". Üzüldüm böyle söylemene, yine anlattım uzun uzun sana. Yaşının gereği mi, karakter özelliği mi bakalım zaman gösterecek.

Rekabetçi bir yapın var. Ben de öyleydim, hep en iyi olmak isterdim. Umarım bana çekmemişsindir. Ayda bir eve ödev gönderiyorlar okuldan. Ödevi yaparken "anne öğretmenim bana yıldız verecek" dedin. Tabii kızım dedim. "ama diğer arkadaşlarıma vermeyecek, onlar hiç güzel yapamıyorlar" dedin. Onlar da alsın anneciğim yıldız diye anlattım ama pek başarılı olamadım sanki.

Çok dikkatlisin. Görsel hafızan babanı ve beni hayretler içinde bırakıyor. Geçenlerde etkinlik kitabımızda çok detay minik bir balonlu çocuk resmi vardı. Birden heyecanlandın, "aa anne bak aynısı" dedin, kızım neyin aynısı, "hani var ya oyunumuz", hangi oyunumuz kızım? gidip getirdin aynı yayınevine ait kutu oyununda da bir çizim bu çocuğun aynısıymış. Benim hiç mi hiç dikkatimi çekmemişti oysa ki. Babanla şaşırıp kaldık bu görsel hafızana. Ama birkez değil, hep böylesin. Gördüğün birşeyi unutmuyorsun, gittiğimiz yerleri, 1-2 yıl önce yaptığımız birşeyi. Kütüphanende arkalarda kalmış ve belki aylardır okumadığımız bir kitabı elimize alıyoruz ve oradaki isimleri dahi unutmamış oluyorsun. 

Bu yaş grubu çocuklar herşeyin ne olduğunu sorar, sabırla cevap verin diye yazıyor sağda solda. Ama bakıyorum da sen soru sormuyorsun çok, sanki herşeyi zaten biliyor gibisin. Çok kitap okumamızdan mı, televizyon izlemeden büyümüş olmandan mı yoksa zaten sen sormasan bile biz seninle hep karşımızda bir büyük varmış gibi konuştuğumuzdan mı, etrafında olup bitenlerin farkındasın. Kelime haznen çok geniş ve yerli yerinde bir yetişkin gibi kullanıyorsun. Bir cümle kalıbı ya da kelimeyi yeni öğrendiğinde bir süre sıklıkla onu kullanıyorsun. Geçen akşam uykudan önce kaç kitap diye pazarlık yaparken "başka çaren yok anne, bunları okuyacağız" dedin mesela :-) Bunu çok bilmişlikten yapmadın, "başka çaren yok" u kullanmak için yaptın, biliyorum ben ;-)

Kahvaltıda herşeyi yemezdin birkaç ay önceye kadar. Krep, omlet, patates kızartması.. Okula başladıktan sonra alıştın, benim yediremediklerimi orda yemeye başladın. Geçenlerde "ben gri helva seviyorum, siyah helva da seviyorum, okulda yiyorum" dedin, babanla havalara uçtuk. Baban sana her renkten tahin helvalar aldı. Kaşar peyniri de okulda yaptıkları gibi kare kare kestiğimiz zaman yiyorsun. Herşeyi yemediğin için kahvaltılara giderken seni evde yedirip öyle çıkıyordum. Geçenlerde ilk kez sen de bizimle birlikte orada yaptın kahvaltını, herşeyden azar azar yedin. Aman ne mutlu olduk. Bugünleri de gördük ya çok şükür dedim babana. Oh bu sene tatilde rahat edicez dedi o da :-))

İletişimin çok güçlü, arkadaş canlısısın. Utangaç, çekingen değilsin. İsteklerini ifade edebiliyorsun. 

Oyuncakların eşyaların çok kıymetli. Paylaşmayı fazla sevmiyorsun. Okuldaki kitap, oyuncak günlerine en sevdiklerini götürmüyorsun arkadaşlarım yırtar, bozar diye. Eşyalarını koruman güzel birşey, paylaşma konusunda da 2 yaşına göre şimdi daha paylaşımcısın aslında ama her çocuk gibi senin olana fazla kimsenin dokunmasını istemiyorsun. 

Etkinlik kitaplarını, kesmeyi yapıştırmayı seviyorsun, birşeyler çizmeyi de seviyorsun ama boyama yapmayı pek sevdiğin söylenemez. Deneyler çok ilgini çekiyor. Kitaplar en sevdiklerin. Lego tarzı inşaat oyuncakları çok ilgini çekmiyor. Baban ya da benimle oynamak favorin. Tek başına olduğunda ise ilgilenmiyorsun ne oyuncak ne de başka birşeyle.  Odanda yalnız başına vakit geçirdiğin zamanlar, kitaplarına daldığın zamanlar. Sanırım kütüphanendeki tüm kitaplar hafızanda. Yazı yazmaya heves ediyorsun sanki bu aralar, kağıda yazı yazar gibi birşeyler çiziktirip anne bak seni sevdiğimi yazdım diyorsun. 

Sen bir hediyesin. İnsanın hayatında alabileceği en büyük hediye. Babanla bana bir lütufsun. Kelimelere sığmayacak kadar büyük bir sevgisin. Canımın içi, Allah'ım sana çok uzun sağlıklı bir ömür versin. Hep mutlu ol sen inşallah..



Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...