20 Nisan 2015 Pazartesi

NİSAN AYININ ÖZEL GÜNLERİ

Nisan ayında 2 özel hafta peşpeşe geliyor. Hz. Muhammed'in doğum haftası ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Haftası. Ben peygamberimizi anmak için minik de olsa birşey yapalım istedim Nehir'le ve kağıda bir gül çizdim. Peçeteleri koparıp yuvarlayarak gül resmini tamamlayıp sulu boya ile boyadık. 



23 Nisan için zaten Meraklı Minik ekleri ile odamızı süslemiştik. Bir Atatürk fotoğrafı bulup çerçevesini süslemek fikri vardı aklımda. Yapa kitabında tam istediğim etkinliği hazır bulunca da çok sevindim. Çerçevedeki üçgen, daire ve kareleri renklerine gore boyadı Nehir. Bir de 23 Nisan temalı resim boyadı Nehir. Tüm resmi kırmızı yaptı, ben de karışmadım tabii..




(Nehir 44 aylık)



17 Nisan 2015 Cuma

CANIM KIZIMA..

Bugün bu anda, ortada bir sebep de yokken Nehir'i yazmak geldi içimden. Ay dönümü değil, yeni yaşımıza dört ay var daha. Fazla vaktim de yok aslında uzun uzun düşünecek, güzel kelimeler seçecek, cümlelerimi süsleyecek. Ama ben yazmak istiyorum.

Benim canım kızım, Nehir'im. Sen doğduğundan beri bizim hergünümüz özel, hergünümüz sevgi dolu. Ben başka biriyim, baban başka biri artık. Artık kendi ismimden önce Nehir'in annesiyim ben, senin annenim. Önceliğim sensin, mutluluğum senin mutluluğun. Herşeyi daha farklı gözle görüyorum, daha az kızıyorum, hayatın tadı yeni yeni çıkıyor sanki. Eskiden de küçük şeylerle mutlu olan birisiydim ama ben iki çift gözün içindeki iki çift pırıltıdan bu kadar mutlu olabileceğimi hiç bilmezdim. Söylediğin bir sözle, bir bakışınla günlerce yetecek mutluluk yaşatıyorsun bize. Akşamları işten eve koşa koşa geliyorum, evde yapılacak işlerimi sen uyuduktan sonraya bırakıyorum ki evdeki tüm zamanım seninle geçsin. Bazen çok yoruluyorum, kızdırdığın da oluyor beni; özellikle uyku saatlerinde uyumamak için baban ve beni adeta emir erin yapıyorsun; su istiyorum, tuvaletim geldi, hayır bu bardağı istememiştim... Ama sana birkeresinde anne-babaların bazen kızmasının çok doğal olduğunu ama kızdığımız anlarda bile seni çok sevdiğimi söylemiştim ya hemen bu sözü hatırlatıyosun bana " anne beni seviyosun diy mi" diyorsun, "kimsenin annesi olmazsın, sadece benim annemsin diy mi" diyorsun, sarmaş dolaş oluyoruz hemen.

Sen öyle duygusal, sevilmeyi ilgi görmeyi o kadar çok seven bir çocuksun ki. Mutlu olduğun anlarda seni seviyorum demekten hiç çekinmiyorsun. Haftasonlarımızı senin seveceğin, eğleneceğin yerlerde dolu dolu geçirmeye çalışıyoruz ve sen eğlenirken mutlu olduğun anlarda elimize, yüzümüze dolanıp "seni çok seviyorum anne, seni çok seviyorum baba" diyorsun kaç kez. Baban da ben de, sen yeter ki anlat diye gözünün içine bakıyoruz, her söylediğini büyük bir özenle dikkatle dinliyor, sevgimizi sık sık ifade ediyor, seninle çocuk olup oyunlar oynuyoruz. 

Sevgi dolu bir çocuk olarak büyüyorsun evet. Ama bir o kadar da dediğim dedik, otoriter aslan burcu çocuğusun. Akşam seni uykuya babanın mı benim mi götüreceğime karar vermek için ikimizi karşına dizip "o piti piti karamela sepetini" söyleyerek seçim yapacak kadar da ukalasın. :-) Oyunlarda hep kazanmak istiyorsun, hırslısın, bizim kazanmamıza izin vermiyorsun. İtiraf ediyorum şans oyunlarında bazen gelen zarımı çaktırmadan çeviriyorum ki sen kazan. Ama yenildiğimde anlatıyorum, önemli olan kazanmak değil, oynarken eğlenmek, bu yüzden seni tebrik ederim diyorum. Sen de oyuna başlamadan önce bilmiş bilmiş anlatıyorsun "yenilsek bile üzülmemeliyiz, her zaman kazanamayız, önemli olan yenmek değil, eğlenmek" diyorsun da uygulamada bozulup kızıyorsun yenildiğinde. Hatta geçenlerde bir oyunumuzda dedin ki " anne okulda bazen sandalye kapmaca filan oynarken ben yenildiğim zaman utanıyorum". Üzüldüm böyle söylemene, yine anlattım uzun uzun sana. Yaşının gereği mi, karakter özelliği mi bakalım zaman gösterecek.

Rekabetçi bir yapın var. Ben de öyleydim, hep en iyi olmak isterdim. Umarım bana çekmemişsindir. Ayda bir eve ödev gönderiyorlar okuldan. Ödevi yaparken "anne öğretmenim bana yıldız verecek" dedin. Tabii kızım dedim. "ama diğer arkadaşlarıma vermeyecek, onlar hiç güzel yapamıyorlar" dedin. Onlar da alsın anneciğim yıldız diye anlattım ama pek başarılı olamadım sanki.

Çok dikkatlisin. Görsel hafızan babanı ve beni hayretler içinde bırakıyor. Geçenlerde etkinlik kitabımızda çok detay minik bir balonlu çocuk resmi vardı. Birden heyecanlandın, "aa anne bak aynısı" dedin, kızım neyin aynısı, "hani var ya oyunumuz", hangi oyunumuz kızım? gidip getirdin aynı yayınevine ait kutu oyununda da bir çizim bu çocuğun aynısıymış. Benim hiç mi hiç dikkatimi çekmemişti oysa ki. Babanla şaşırıp kaldık bu görsel hafızana. Ama birkez değil, hep böylesin. Gördüğün birşeyi unutmuyorsun, gittiğimiz yerleri, 1-2 yıl önce yaptığımız birşeyi. Kütüphanende arkalarda kalmış ve belki aylardır okumadığımız bir kitabı elimize alıyoruz ve oradaki isimleri dahi unutmamış oluyorsun. 

Bu yaş grubu çocuklar herşeyin ne olduğunu sorar, sabırla cevap verin diye yazıyor sağda solda. Ama bakıyorum da sen soru sormuyorsun çok, sanki herşeyi zaten biliyor gibisin. Çok kitap okumamızdan mı, televizyon izlemeden büyümüş olmandan mı yoksa zaten sen sormasan bile biz seninle hep karşımızda bir büyük varmış gibi konuştuğumuzdan mı, etrafında olup bitenlerin farkındasın. Kelime haznen çok geniş ve yerli yerinde bir yetişkin gibi kullanıyorsun. Bir cümle kalıbı ya da kelimeyi yeni öğrendiğinde bir süre sıklıkla onu kullanıyorsun. Geçen akşam uykudan önce kaç kitap diye pazarlık yaparken "başka çaren yok anne, bunları okuyacağız" dedin mesela :-) Bunu çok bilmişlikten yapmadın, "başka çaren yok" u kullanmak için yaptın, biliyorum ben ;-)

Kahvaltıda herşeyi yemezdin birkaç ay önceye kadar. Krep, omlet, patates kızartması.. Okula başladıktan sonra alıştın, benim yediremediklerimi orda yemeye başladın. Geçenlerde "ben gri helva seviyorum, siyah helva da seviyorum, okulda yiyorum" dedin, babanla havalara uçtuk. Baban sana her renkten tahin helvalar aldı. Kaşar peyniri de okulda yaptıkları gibi kare kare kestiğimiz zaman yiyorsun. Herşeyi yemediğin için kahvaltılara giderken seni evde yedirip öyle çıkıyordum. Geçenlerde ilk kez sen de bizimle birlikte orada yaptın kahvaltını, herşeyden azar azar yedin. Aman ne mutlu olduk. Bugünleri de gördük ya çok şükür dedim babana. Oh bu sene tatilde rahat edicez dedi o da :-))

İletişimin çok güçlü, arkadaş canlısısın. Utangaç, çekingen değilsin. İsteklerini ifade edebiliyorsun. 

Oyuncakların eşyaların çok kıymetli. Paylaşmayı fazla sevmiyorsun. Okuldaki kitap, oyuncak günlerine en sevdiklerini götürmüyorsun arkadaşlarım yırtar, bozar diye. Eşyalarını koruman güzel birşey, paylaşma konusunda da 2 yaşına göre şimdi daha paylaşımcısın aslında ama her çocuk gibi senin olana fazla kimsenin dokunmasını istemiyorsun. 

Etkinlik kitaplarını, kesmeyi yapıştırmayı seviyorsun, birşeyler çizmeyi de seviyorsun ama boyama yapmayı pek sevdiğin söylenemez. Deneyler çok ilgini çekiyor. Kitaplar en sevdiklerin. Lego tarzı inşaat oyuncakları çok ilgini çekmiyor. Baban ya da benimle oynamak favorin. Tek başına olduğunda ise ilgilenmiyorsun ne oyuncak ne de başka birşeyle.  Odanda yalnız başına vakit geçirdiğin zamanlar, kitaplarına daldığın zamanlar. Sanırım kütüphanendeki tüm kitaplar hafızanda. Yazı yazmaya heves ediyorsun sanki bu aralar, kağıda yazı yazar gibi birşeyler çiziktirip anne bak seni sevdiğimi yazdım diyorsun. 

Sen bir hediyesin. İnsanın hayatında alabileceği en büyük hediye. Babanla bana bir lütufsun. Kelimelere sığmayacak kadar büyük bir sevgisin. Canımın içi, Allah'ım sana çok uzun sağlıklı bir ömür versin. Hep mutlu ol sen inşallah..



15 Nisan 2015 Çarşamba

MONTESSORİ HAFTALIK PLAN/ 5. HAFTA

1- DİL GELİŞİMİ

Ö sesini tanıdık. Ö sesi ile başlayan nesneleri bulduk. Şu ana kadar öğrendiğimiz A,E, Ö,O sesleri ile harf avı oynadık. 






2- DUYUSAL GELİŞİM

Migros'un bu aralar hediye ettiği küçük çiftlik hayvanları ve nesneleri maketlerini yaparken, evdeki çiftlik oyuncaklarımızı ve Tübitak yayınlarının Çiftlikte kitabını çıkarıp mini bir çiftlik duyusalı hazırladık. Kendiliğinden gelişen bir etkinlikti ama bir akşamımızı doldurdu. Çok seviyorum böyle verimli akşamları ben..






3- MATEMATİKSEL BECERİLER

Gruplandırma, uzunluk-kısalık ölçme ve örüntü çalışmaları yaptık.










4- BİLİMSEL BECERİLER

Lav lambası deneyi yaptık. Malzemeler ve yapılışı çok kolay. Bir kavanoz ya da büyük bir cam bardağa 3/4 oranında sıvıyağ, kalan 1/4'üne de boyalı su dolduruyoruz. Sonra evimizde bulunan, son kullanma tarihi geçmiş suda eriyen sandoz ilaçları 3-4 parçaya kırıp tek tek atıyoruz kavanozun içine. Görüntü muhteşem oluyor. Çocuğunuz tekrar tekrar denemek isteyeceğinden hazırda fazla sandoz bulundurmanızı öneririm. 





5- GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİ

Günlük yaşam ya da pratik yaşam becerisi olarak makas çalışması yaptık bu hafta. Kağıdı çizgili yerlerinden kesip, yukarı katlayıp, yeşile boyayarak; böceklerin saklanması için çimenler yaptı Nehir. Sonra da babasıyla çimenlerin arkasında hangi hayvan var, tahmin etmece oynadılar. Nehir hayvanları tarif etmeye çalıştı; babası da tahmin etmeye. Dil gelişimi için de süper bir etkinlik bu ve şu anda aklıma geldi de çok farklı versiyonları oynanabilir. Deneyelim bunu :-)






Print edilebilir çalışmalar için link burada.


(Nehir 44 aylık)

14 Nisan 2015 Salı

VİALAND' DE SINIRSIZ EĞLENCE

Vialand Tema Park' ı duymayan kalmamıştır sanırım. Türkiye'nin en büyük kapasiteye sahip tema parkı. 7'den 77'ye herkes için eğlencenin adresi. Biz geçtiğimiz haftasonu Cumartesi günü Vialand tema parka gittik ve eğlence dolu bir gün geçirdik. Eşim, ben 3,5 yaşındaki Nehir, 11 ve 15 yaşındaki yiğenlerim Emre ve Berke; hepimiz için unutulmaz bir gün oldu. 



Tema parkın girişindeki 2 katlı Atlı Karınca ile eğlence başladı. Bu sırada eşim ve Emre Nefeskesen Roller Coaster ile heyecanın zirvesine ulaştılar. 4D Sünger Bob için Nehir 105 cm'lik boy sınırına takıldı. Az ilerdeki Minik Kaşifler'e koştuk. Küçük bir kayığa binip, kanallardan geçip dünya ülkelerine ait figürleri gezdik. O kadar hoşumuza gitti ki, iki tur attık burada. 




Biraz aşağıya inip Nehir'in yaş grubuna çok uyan oyun alanına geldik. Burada önce Kahraman İtfaiyeciler'i denedik. İtfaiye arabası ile dönerek, binanın üzerindeki yangın başlayan noktalara su sıktık.




Sonra Neşeli Çiftlik'te traktöre binip 2 tur attı Nehir. Traktörü kendisi kullanıyormuş duygusu çok hoşuna gitti miniğimin.




Sihirli Aynalar Nehir'in en çok güldüğü şey oldu parktaki. Sihirli Odaya girip fotoğraf çekildik. 2 kişi odaya giriyor, 3. kişi de kendi kamera ya da telefonuyla fotoğraf çekiyor karşıdan. İnanılmaz şaşırtıcı birşey. Nehir dev gibi, ben minicik oldum fotoğraflarda. 





Uçan Çocuklar ünitesinde köpekçik uçaklara da bindi Nehir.




4D Dora ve Diego'nun Maceraları süperdi. Dora ve Diego ile birlikte sarmaşıklarla atlamayı, okyanusun üzerinde uçakla yüzümüze vuran rüzgarla uçmayı yaşadık adeta. Nehir bayıldı.






Fatih'in Rüyası'na hep birlikte girdik. Büyük bir tekneye bindik. Kanalların içinde ilerlerken, İstanbul'un fethine tanıklık ettik. Hareketli robotlar, bu alan için özel olarak bestelenmiş senfoni ve kompozisyon harikaydı. O anları yaşıyormuş gibi hissettik, tüylerimiz diken diken oldu zaman zaman.




Berke Çarpışan Arabaları, çocuklar için olan Jet Ski'yi denedi. Birlikte Saray Salıncağı'na bindik. Epey çığlık atıp, indikten sonra da halimize güldük:-) 




Eşim ve yiğenim Emre Maceraperest'i de denediler. Bana göre çok korkunç olan bu hız treni, Nefeskesen'den sonra gıdıklanma gibi gelmiş bizimkilere :-))


Aşağı kadar inip, bu kadar eğlenceli üniteyi denedikten sonra epey yorulmuştuk elbet. Tekrar yukarı çıkmak için atladık Bulut Expresi'ne, eğlenceli bir şekilde 5 dakikada yeniden Tema Park'ın girişindeydik.




Denemediğimiz sadece Vikingler ve bakımda olduğu için Adalet Kulesi kaldı sanırım. Vikingleri de ıslanmayı göze alamadığımız için denemedik :-)

Tema Park'ı bitirdikten sonra, Hayvansız Sirk Olympia'yı izleme zamanı gelmişti. Gösteriler son derece etkileyiciydi. Özellikle Sambacı Jonklör'ün gösterilerini çocuklar çok sevdi. Ben de topuklu ayakkabılarla ipte yürüyen bayana hayran kaldım. Sirk arasında sahneye gelen Minnie Ve Mickey Mousse ile fotoğraf çektirmek için, Nehir arkasına bakmadan koştu sahneye. O anki mutluluğu görülmeye değerdi.




Bu kadar eğlenceli dolu dolu bir gün geçirmemiştim ne zamandır. Çocuklar da inanılmaz mutlu oldular. Bizi davet eden Vialand yetkililerine çok çok teşekkür ediyorum birkez daha. Tekrar tekrar gidilesi bir yer. En başta yazdığım gibi 3 yaşındaki çocuğunuzunda 30 küsür yaşındaki sizlerin de çok çok eğleneceğinize garanti veriyorum :-) 



9 Nisan 2015 Perşembe

ÇİÇEĞİM SOLMASIN' I İZLEDİK

ÇİÇEĞİM SOLMASIN
Yazan: Kerem GÖKÇER
Yöneten: Duygu GÖKHAN

Devlet tiyatrolarının Çiçeğim Solmasın isimli çocuk oyununu Nehir arkadaşlarıyla birlikte izledi. 3-11 yaş grubuna yönelik hazırlanmış oyunda, okulun haylaz ve biraz sorumsuz erkek öğrencisi, öğretmenin verdiği çiçek yetiştirme ödevi için çiçeğini arkadaşlarının aksine bir saksıya değil bahçeye diker. Kış gelmiş hava soğumuştur, çiçeğin tohumuna saklanıp baharın gelişini beklemesi gerekir, aksi halde bu soğukta ölüp gidecektir. Ancak o, kendisini pek de umursamayan hatta sulamayan çocuk ödevinden kötü not almasın diye direnmektedir. Arkadaşı kelebek ve kış kralının oğlu Aralık da çiçeğin birkaç gün daha canlı kalabilmesi için kendilerini tehlikeye atarak kış kıralından ricada bulunurlar. 

Doğayı sevmek, korumak, sorumluluk ve en önemlisi sevgi ve arkadaşlıkla ilgili güzel mesajlar veren içten bir oyundu.

Oyunu Üsküdar Stüdyo Sahne'de izledik ve oyuncularla neredeyse içiçe en önden izleyen kuzular oldukça eğlendiler. 

Bloğa şöyle bir gözattım da, baktım ki bu sezon Nehir'le 6 tiyatro oyunu izlemişiz, bir kez de okuluyla gittiler. Çok verimli bir sene oldu, ne güzel. Artık bahar geliyor ve sezonu yavaş yavaş kapatıyoruz. Zaten devlet tiyatrolarında Nehir'in yaş grubuna uyan oyunlardan izlemediğimiz kalmadı sanırım. Önümüzdeki yıl, sağlıkla, başka güzel oyunlar paylaşmak dileğiyle...



7 Nisan 2015 Salı

MERAKLI MİNİK NİSAN 2015 SAYISI/ MERAKLI MİNİK NASIL HAZIRLANIYOR?

Meraklı Minik 100. sayısını kutluyor. Bu özel sayıda derginin nasıl hazırlanıp bayilere, evlerimize ulaştırıldığını detaylı olarak anlatmışlar çocuklara. Oyunlar, kartlar, çıkartmalar.. Hepsi çok güzel ve eğlenceli yine. Nehir' le dergi içi etkinlikleri tamamladık, eklerde verilen oyun ve elişlerini de yaptık birlikte.

Meraklı Minik Tombalası

Nehir bu tarz masa oyunlarını zaten çok seviyor. Bu oyun da bir akşamımızı kurtardı.



Meraklı Minik Dergi Kapakları Eşleştirme Kartları

Nehir bu tarz kendisine kolay gelen eşleştirmeleri tekrar tekrar yapmıyor. Bir kez yapıp bitiriyor çabucak, ben tekrar yapmayı teklif ettiğimde de "yaptık ya" diyor. :-) Yine de eğlenceli kartlar.



Meraklı Minik Süsleri 

100. sayı kutlamasına özel, 23 Nisan süsleri olarak da kullanılabilecek süsler vermiş Meraklı Minik. Biz bayrakları yapıp Nehir'in odasını süsledik. Çok mutlu oldu Nehir. Yalnız bu etkinlik aşkı ufak çaplı bir kazaya neden oldu; makas gözünün altına çarptı kuzumun, her an her saniye çok dikkatli olmak gerekiyor çocuklar için.. Allah'a emanet olsunlar, Allah hepsini korusun.







(Nehir 44 aylık)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...