5 Mart 2015 Perşembe

HAYAT BAYRAM OLSA... AMA DEĞİL

Hayatımız her zaman toz pembe değil; hergünümüz aktivitelerle, haftasonlarımız tiyatrolarda, parklarda bahçelerde geçmiyor. İyi günümüz olduğu kadar hastalıklar da var, sıkıntılarda. Pek sevmiyorum olumsuz şeyler yazmayı, özellikle de hastalıkları yazmayı. Hele ki çocuğunun hasta yatağında kolunda serumla, yüzünde maskeyle poz poz fotolarını çekip sosyal ağlarda paylaşanlara çok fena sinirleniyorum. Nehir'imin alerjik astımı var malum; 8-9 aylıktan bu yana. Yaklaşık 3 yılımız bununla geçti; nebulizatörler, inhalerler evde çift çift. Mutfak dolabımızın birisi ilaç kutularıyla dolu. Nehir de her çocuk gibi hasta oluyor; 3-4 gün, 1 hafta okula gidemediği oluyor; evde günde 5-6 kez hava verdiğimiz de oluyor. Ama ben Nehir'in yüzünde nebulizatör maskesiyle fotoğrafını çekip, "yavrucuğum yine çok hasta, sabaha kadar başını bekledik, perişanız" diyerek paylaşmayı, bunu yaparak kendimce kendimi çok fedakar anne olarak göstermeyi hiç doğru bulmadığım gibi, kızımın da haklarına saygı duymam grektiğini biliyorum ve onu bu şekilde rencide etmek aklımın köşesinden bile geçmez. Her anne fedakardır, her anne çocuğu hastayken sabahlar başında; bu normal olandır, olması gerekendir bana göre.

Şöyle bir eleştiri gelebilir, ama siz de etkinlik fotolarınızı paylaşıyorsunuz şeklinde. Evet paylaşıyorum; ben de nette yerli ve yabancı takip ettiğim bloglarda bu paylaşımlardan çok şey öğreniyorum ve bizleri takip edenler için de bu paylaşımları yapmayı artık bir misyon olarak görüyorum. Foto paylaşmadan açıklama yazan bloglar da var, o şekilde yapılabilir ama o zaman da kızım büyüyüp bu sayfaları okurken çok da anlamlı gelmez bu hatıra defteri ona- bana göre. 

Bir de bazen düşünüyorum; anneler neden bu kadar çok blog yazmaya başladılar; instagram, facebook hesaplarında neden sürekli çocuklarıyla ilgili paylaşım yapıyorlar diye.. Sanırım, eskiden anneler evdeydi, komşuları, akrabaları, arkadaşları vardı- yaşıt çocukları olan. Onlarla paylaşabiliyorlardı "bizimkinin dişi çıktı, yeni bir şarkı öğrendi, bak ne güzel resim çizmiş" şeklinde. Artık bu imkan (çoğunlukla) olmadığı için anneler bu paylaşımları sanal alemde yapıyorlar, galiba bu da bir ihtiyaç. İhtiyaç olmaz mı hiç; Nehir daha doğmadan tanıştığım anne grubumuzla 4 seneyi aşkındır herşeyimizi paylaşıp, fikir alışverişi yapıyoruz; ve onlar olmasa napardım bilmem.

Neyse, Nehir birkaç gündür hasta ve dün gece öksürük yüzünden sabaha karşı 4'e 5'e kadar uyuyamadı, tabii eşim ve ben de.. Böyle bir gecenin sabahında bu yazıyı yazmak geldi içimden..  Blogcuanne'nin dediği gibi annelik(babalık da) her zaman toz pembe değil.



Ama ben yine Nehir'le ilgili eğlenceli birşeyler yazmadan bitiremem bu yazıyı;

Nehir gece öksürükle uyanmış, ben su getirmek ya da başka birşey için mutfağa gitmiştim; gözünü açmış, tam karşısında etkinliklerini astığımız dolabı var ve ben birkaç gün önce panoyu yenilemiştim; eski faaliyetleri kaldırıp son yaptıklarımızı asmıştım (bunu Nehir'le birlikte yapmadım çünkü ona kalırsa herşeyi asmak ve hiç kaldırmamak istiyor ama bizim için bu imkansız, çok fazla elişlerimiz var). Neyse gözünü açan Nehir öfkeyle bana sesleniyor " anneee koyun russell'i kaldırmışsın, neden kaldırdıınnn"... Gecenin bir yarısı, hasta ve uykuluyken dahi bize trip atma potansiyeline sahip, ayrıca bir o kadar da dikkatli kuzu :-))))

Bir de Nehir'in odasında İkea'dan aldığımız gece lambası var, bana göre çok aydınlık. Dün gece artık uykusuzluk canıma tak ettiği bir ara Nehir'e söylendim "bu ışığı da kapattırmıyosun bak o da zorlaştırıyor uyumanı" . Nehir'in yanıtı " ama o zaten gece ışığııı, ben onu uyumak için kullanıyorum"  :-))



(Bu arada Nehir'in alerjik astımla ilgili şikayetleri birkaç aydır çok çok azaldı, çok şükür, bin şükür. Viral enfeksiyonlar, soğuk algınlıkları kreşe giden her çocukta olduğu kadar olacak tabii, Allah beterinden korusun)




Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...