31 Mart 2015 Salı

KÜTÜPHANEMİZ 55- ORMANDAKİ SAAT (SİHİRLİ MATEMATİK HİKAYELERİ DİZİSİ/ ZAMAN KAVRAMI)

ORMANDAKİ SAAT
FİNAL KÜLTÜR SANAT YAYINLARI
Sihirli Matematik Hikayeleri Dizisi
Zaman Kavramı

Sihirli Matematik Hikayeleri Dizisi kitaplarından Muhteşem Bal Kabağı Evi'nden burada, Büyümek ve Küçülmek 'ten burada bahsetmiştim. Üçüncü kitap Ormandaki Saat ise çocuklara zaman kavramını eğlenceli bir hikaye ile anlatmaya çalışıyor. Ormandaki en yüksek ağaçta asılı büyük bir saat vardır ve ormandaki tüm hayvanlar bu saate göre işlerini düzenlemektedirler. Saatin çalışmasından koala kardeşler sorumludur. Ancak küçük kardeş koalanın sorumsuz davranışları yüzünden birkaç kez saat durur ve küçük koala işlerin nasıl karıştığını, zamanın herkes için ne denli önemli olduğunu tecrübe ederek öğrenir.

Tam olarak saati okumayı öğretmeyi hedeflemiyor kitap ancak zamanın önemini, akrebi yelkovanı, yelkovanın her tam tur hareketinde 1 saat geçtiğini ve akrebin bir adım hareket ettiğini; zamanın ilerleyişini hikaye içerisinde çok güzel anlatıyor. 

3 yaş ve üzeri için tavsiye edebilirim. 

Kitap sonunda saati okumaya yönelik etkinlikler de var, bunları ben biraz daha ilerde yaptırmayı düşünüyorum Nehir'e. Bir de kesip birleştirerek yapabileceğimiz bir saat modeli var, biz bu saati yaptık, bir de evadan saat yaptık ve kitabı okurken saatlerimizi de yanımıza alıp, kitapta saat kaçsa aynı saate ayarlamaya çalıştık. Nehir çok mutlu oldu.










BİZ BU ARALAR...

Nehir'in ruh hali de, ikizler burcu annesi gibi, kimi zaman dalgalı, kimi zaman durgun, parçalı bulutlu devam ediyor. Bazı zamanlar tadından yenmiyor; aman öyle kibar, öyle sevecen, sevgi kelebeği. Bazı zamanlar ise huysuzluklar kraliçesi :-) "Kızım yerdeki puzzle parçalarını topyalabilir misin, senden rica etsem" kadar kibar bir cümle kuruyorum ve "of hep bana kızıyosunuzzz" şeklinde bir yanıt alabiliyorum :-) Bazen o konuşurken dudaklarımızı ısırıyoruz eşimle gülmemek için. 

Hani şöyle birşey var, çocuklar hiç ilgi görmemektense kötü ilgiyi tercih eder; o yüzden anne babalarını kızdıracak, ilgilerini çekecek şeyler yapmaya çalışırlarmış. Çocuk hırçınsa, söz dinlemiyorsa ve sürekli yaramazlık(!) yapıyorlarsa nedeni ilgisiz ya da sevgisiz kalmaları olabilirmiş. Eşimle konuşuyorduk da, bizde böyle bir durum hiç yok çok şükür; Nehir'e onu sevdiğimizi eşim de be de çok sık söylüyoruz, her anlattığını dikkatle dinliyor, sözlerine isteklerine önem veriyoruz. Göz teması kuruyor, boy hizasına iniyoruz. Onunla oynuyor, haftasonları gezmelere götürüyoruz, birlikte çokça vakit geçiriyoruz. Bu yüzden Nehir genel olarak mutlu bir çocuk. Daha da mutlu olsun inşallah. Yalnız dediğim gibi bu aralar "hıhh bana kızıyosunuz, hıhh seni babama söylicem (hıhh seni anneme söylicem), hıhh benimle oyun oynamıyosunuz, hıhh bana yemek ye diyosunuz, hıhh oyuncaklarımı tek başıma toplayamam... " tavırlarına giriyor ara ara ..bunun da 2 yaş sendromu, 3 yaş bunalımı vs vs gibi geçici bir dönem olduğunu düşünüyorum, ya da okulda arkadaşlarıyla birbirlerine yapıyorlarsa, evde de bunu devam ettiriyor olabilir.

Geçen hafta bizi güldüren halleri vardı Nehir'in;

Babasıyla magnet yüz tamamlama yapbozu ile oynuyorlar, mesleklerden hırsızı yapmışlar.
Nehir: Hırsızlar kötü müdür baba?
Babası: Evet kızım kötüdürler
Nehir: Ne yapar hırsızlar?
Babası: Başkalarının eşyalarını izinsiz alırlar.
Nehir: Ama bizim ülkemizde hırsızlar yaşamıyor diy mi baba?
Babası: Ah keşke kızım, ah keşkee   .... (manidar )   :-)))

Nehir dün akşam anlatıyor.
"Bugün okulda öğlen uykusunda benim elim uyuştu".
Babasıyla sorduk: aa neden kızım?
Nehir: öğlen uyurken arkadaşım Çınar elimi tutmuştu da ondan uyuşmuş olabilir  :-))))
İçin için güldük.. Ama böyle arkadaşlıklar kurmasına çok sevindim okulda. Yerim ya, o halleri gözümün önüne geliyor da, nasıl da tatlıdırlar..

Geçen Cuma Nehir biraz hastaydı, ikimiz evdeydik; ablam ve annem ziyaretimize geldiler. Nehir gelip gidip birşeyler gösteriyor, annemle şunu yaptık, bunu yaptık; ektiği çiçekleri gösteriyor, kitaplarını taşıyor içeriye vs. Annem biraz sonra dedi ki "ya siz aynı çizgi filmlerdeki ailelere benziyorsunuz" . Çok güldüm, sordum nasıl yani diye. "Yani işte böyle mutlu, çocuk anne babasına karşı kibar, anne babası çocuğa karşı..." dedi. Ablam da dedi ki ki "bak Feza ne güzel söyledi annem, unutma çizgi filmlerdeki aileler hep mükemmel olurlar"  :-) Mükemmellik iddiam asla olamaz, sadece çocuğuma yeterli bir anne olmaya çalışıyorum ama bazen de çevreme baktığım zaman eşimin de benim de Nehir için mutlu, ilgili bir aile ortamı sağladığımızı görüp, kendimizle gurur duymuyor değilim açıkçası. 

Güzel zamanlar, ailecek biraradayız, sağlıklı, huzurluyuz. Binlerce kez şükürler olsun...


28 Mart 2015 Cumartesi

MONTESSORİ HAFTALIK PLAN / 4. HAFTA

Haftalık planlı montessori uygulamalarına devam ediyoruz. Ne kadar haftalık plan desem de biz bunları bazen 10-15 günde tamamlıyoruz; çalışan anne olunca her zaman aynı enerji olmuyor. Sonra bazen hastalıklar oluyor, ya da bazı akşamlar sadece serbest oyun oynuyoruz. Bazen de Nehir kendisi birtakım etkinlikler istiyor; puzzle oynamak istiyor mesela, ya da müzik açıp dansetmek, kutu oyunlarıyla oynamak vs.

(Diğer haftalara sol taraftaki menüden MONTESSORI kategorisini seçerek ulaşabilirsiniz.)


1- DİL GELİŞİMİ

O sesini tanıdık bu hafta. Okul, orman, ornitorenk, oyuncak bebek, fil, top resimlerimden O sesiyle başlayanları işarerledik.







2- DUYUSAL GELİŞİM
Bu hafta dinozorlar duyusal havuzu hazırladım Nehir için. Zeminde kum olarak traş köpüğü irmik karışını kullandım. Birkaç taş, dinozor figürleri, küçük ağaçlarla duyusal havuz kolayca hazır oldu. Nehir biraz oynadıktan sonra dinozorları çıkardı; babasıyla ya da benimle dinozorları konuşturup eğleniyor :-)


Karbonat ve su karıştırarak yaptığım hamurun içine küçük bir dinozor saklayarak bir dinozor yumurtası yapıp sertleşmesi için birkaç gün bekletmiştim. Yumurtaya sprey şişesiyle sirke sıkarak erittik ve içinden yavru dinozoru çıkartık. (Atölye Bambini'ye fikir için teşekkürler)





3- MATEMATİKSEL BECERİLER

Örüntü çalışması Caillou Evde Anaokulu Seti' nden. (Setten ayrıca bahsedeceğim.)








4- BİLİMSEL BECERİLER

2 deney yaptık bu hafta;

İlki, Nehir küçükken yaptığımız yağmur deneyini tekrar ettik. Yarım bardak suyun üzerine traş köpüğü sıktık; üzerine de damlalıkla mavi su damlattık. Bir süre sonra mavi yağmur damlalarının beyaz köpüklerden (bulut) süzülüp yağmalarını izledik.




İkincisi karışmayan sıvılar deneyi: Zeytinyağı, ayçiçek yağı, boyalı su ve nar ekşisini sırayla bardağa yavaş yavaş boşaltıp, nasıl karışmadan durduklarını gözlemledik.





5- GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİ

Nehir'in okulunda Pazartesi günleri süpriz günü. Bu hafta sıra bizdeydi. Biz de Nehir'in arkadaşları için güzel kurabiyeler yaptık birlikte. Nehir bana tek bir kalıp kurabiye bile çıkarttırmadı, hepsini kendisi yaptı. Piştikten sonra glazürle süslemelerini de yine birlikte yaptık.



Bir başka akşam Nehir'in canı pasta istemiş; biz de şipşak mini bir pasta yaptık evdeki malzemelerle..





Bunlardan başka, parmak boya ile özgür boyama yaptık. Çanakkale şehitlerimizi andık, bilim çocuk dergisinin eki olan Çanakkale'de geziyorum oyununu oynadık. Magnet yüz tamamlama puzzle ile eğlendik...







(Nehir 43 aylık)

MERAKLI MİNİK MART 2015/ ÇİĞDEMLER ÇİÇEK AÇIYOR

Ay bitmeden Meraklı Minik etkinliklerimizi paylaşalım. Bu ay ilkbahar teması vardı dergide. Biz de tohumlar ektik, çiçekler yetiştirdik. Kitapta bahsi geçen soğanlı çiçeklerden de aldim ama henüz onları ekmek için firsatimız olmadı. Bir de derginin son sayfasındaki ebru çalışması da yapılacaklar listesine eklendi.



Çiğdemler çiçek açıyor oyunu;





Botanik bahçesinde çiçeklerin eşini bulma;




Labirenti tamamlama;




Parktaki yanlışları bulma;




Örüntü oluşturma;




Çıkartmalarla hikayeyi tamamlama;



Mini kitap;




İlkbaharda keşif kartları ( havalar ısınır ısınmaz değerlendireceğiz)



25 Mart 2015 Çarşamba

KÜTÜPHANEMİZ 54- BÜYÜMEK VE KÜÇÜLMEK (SİHİRLİ MATEMATİK HİKAYELERİ DİZİSİ/ ZIT KAVRAMLAR)

BÜYÜMEK VE KÜÇÜLMEK
FİNAL KÜLTÜR SANAT YAYINLARI
Sihirli Matematik Hikayeleri Dizisi
Zıt Kavramlar


Sihirli Matematik Hikayeleri Dizisi'nin ilk kitabı olan Muhteşem Bal Kabağı Evi'nden burada bahsetmiştim. Dizinin diğer kitabı olan Büyümek ve Küçülmek, büyük küçük kavramlarını içeren güzel bir kitap. Fil ve tavşan arkadaştır ama birisi çok büyük diğeri çok küçük olduğundan hep problem yaşamaktadırlar. Mesela tavşan fili evine davet eder ancak filin sadece hortumu sığar tavşanın evine. İki arkadaşın da çok üzgün olduğu bir akşam minik bir peri gelir yanlarına ve tek bir dileklerini gerçekleştirecek sihirli iksiri verir. Ertesi sabah karşılaştıklarında büyük bir süpriz olur ikisi için de, çünkü bu kez de tavşan çok büyük olmayı, fil ise küçük olmayı dilemiştir. Sihrin etkisi geçtiğinde iki arkadaş yine eskisi gibi dost olurlar.

3 yaş+ önerebileceğim çok güzel bir kitap. Kavramları hikaye içinde öğretiyor olması, miniklerin eğlenerek öğrenmeleri için büyük avantaj. Resimler ve baskı kalitesi de gayet iyi. 

Kitap sonunda da öğrenilenleri pekiştirecek birkaç etkinlik var yine.










21 Mart 2015 Cumartesi

KÜTÜPHANEMİZ 53- BU KİTAP AY-AY'A AİTTİR

BU KİTAP AY-AY'A AİTTİR
Richard BYRNE
Formül Yayıncılık

Ay-Ay, her ne kadar ilk bakışta fare gibi görünse de aslında o Madagascar ormanlarında yaşayan bir çeşit lemurdur. Ay-Ay resimleri ve hikayeleri çok sevmektedir, dolayısıyla resimli kitaplara bayılır. En büyük hayali ise bir resimli çocuk kitabında yeralmaktadır. Bayan Geyik'in resimli kitap kahramanları sınıfına katılır. Ancak sınıf arkadaşları tavşan ikizler, Ay-Ay 'ın bu iş için hiç uygun olmadığını düşünürler, Ay-Ay ne pofuduk ne de sevimlidir onlara göre.

Günün birinde Bayan Geyik sınıftaki en yardımsever hayvanın o hafta özel bir ödül alacağını açıklar. Ancak sınıftan birileri sürekli hile yapmaktadır. Ancak Ay-Ay'ın özel birşey yapmasına gerek yoktur; çünkü o zaten arkadaşlarına yardım etmeyi çok seven, çok iyi niyetli bir hayvandır. Üstelik pratik zekası ve yaratıcılığı sayesinde yapılan hileler de ona hiç etki etmez. Sonunda kazanan Ay-Ay olur, üstelik de en çok arzuladığı şey gerçekleşir.

Okula giden birsürü sevimli hayvan olunca bu öyküyü çok sevdik haliyle. Üstelik kitaptan, arkadaşlık, yardımlaşma, pozitif düşünme, olumsuz durumlarda dahi moral bozmadan kendi bildiğimiz gibi davranarak durumu olumluya çevirme hakkında çok şey öğrendik.









18 Mart 2015 Çarşamba

AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ (KİM KORKAR MİKROPTAN)

AH KARAGÖZ VAH KARAGÖZ (KİM KORKAR MİKROPTAN)
Yazan: Fikret TERZİ
Yöneten: Fikret TERZİ
Oyuncular: Fikret Terzi, Adil İrfanoğlu, Selda Şafak , Hayrettin Mutlu

Devlet tiyatrolarının Ah Karagöz Vah Karagöz Oyunu'nu Beykoz Ahmet Mithad Efendi Sahnesi'nde izledik. Nehir yaklaşık bir seneden beri Karagöz-Hacivat oyunu izlemek istiyordu, şehir tiyatrolarının broşüründe görmüştü ama Anadolu yakası'na bir türlü gelmemişti, epeydir takip etmeme rağmen. Bir kez de okullarında sergilendi ancak o zamanda Nehir hastaydı ve okula gidemediğinden kaçırdı. Neyse kısmet bu zamanaymış diyelim. Hem belki de böylesi daha iyi oldu çünkü klasik bir gölge oyununun ötesinde; gölge oyununun orta oyunu ile harmanlanmış ve çocukları da içine alacak şekilde interaktif olarak 3-6 yaş grubu çocukların ilgisini son derece çekecek şekilde hazırlanmış versiyonunu izledik.

Oyunda Hayali Küpeşte Usta, yardımcısı Memiş, Bebe Ruhi, Karagöz, Hacıvat ve çocuklara sirayet etmeye uğraşan kötü Mikrop başroldeler. Mikrop'un, Memiş'in, Bebe Ruhi'nin söyledikleri şarkılar çok çok eğlenceli. Çocukları başrole alan senaryo son derece başarılı. Ayrıca oyunun ilk yarısında Karagöz Hacivat ve gölge oyunu sunumunun yapılması ve çocuklara tanıtılması fikrini de çok beğendim. Üstelik Hayali Küpeşte Usta'nın çocukları sahneye davet edip onlara da Karagöz ve Hacivat'i oynatma fırsatını vermesi süperdi. Bu esnada Nehir'de çok heves etti ve ben onu da çıkardım sahneye. Çocuklardan biri Karagöz, biri Hacıvat, biri sunucu, biri düdükçü oldu; Nehir de gülücü oldu :-)))  

2 perdelik epey uzun bir oyun, ama Nehir'in ilgisi hiç dağılmadığı gibi aksine sonuna kadar çok eğlendi.


16 Mart 2015 Pazartesi

MONTESSORİ HAFTALIK PLAN/ 3. HAFTA

Haftalık planlı montessori uygulamalarına devam ediyoruz. Diğer haftalara sol taraftaki menüden MONTESSORI kategorisini seçerek ulaşabilirsiniz.

Gelelim bu haftanın etkinliklerine

1- DİL GELİŞİMİ





Alfabe yapbozunun parçalarını tek tek folyaya sardım. Nehir folyoları açıp harfleri bulup yerlerine taktı. Hem ince motor aktivitesi oldu, hem de harflere aşinalık kazandı Nehir.




Haftanın harfi E sesi ve E sesi ile başlayan elma ve eşek resimleri nokta boyama yaptık. 




Bir sepete çeşitli nesneler koydum. Nehir E sesi ile başlayanları ayırdı. E-lmo, e-lma, e-kmek, e-ldiven. Çok başarılıydı. 




2- DUYUSAL GELİŞİM

Bahçe ve böcekler duyusal havuzu Nehir'le birlikte hazırladık. Nehir kürekle kaba toprak doldurdu, yapay çiçekleri ekti, taşları dizdi. Sonra da kelebek, arı, çekirge, karınca, yusufçuk, akrep, tırtıl vs böcekleri konuşturup eğlendi. 






3- MATEMATİKSEL BECERİLER

Matematik sadece tane hesabı ya da 1,2,3 rakamlar değil. Bu hafta biz matematiğin temeli olan örüntü oluşturma çalıştık, bu ayın Meraklı Minik sayısında güzel bir örüntü çalışması vardı. Ben de bazı çıktılar hazırlamıştım ama onları yapmaya fırsat olmadı, haftaya kaldı. Biraz da eskiden beri ara çıkarıp oynadığımız örüntü bloklarla oynadık. 




4- BİLİMSEL BECERİLER

Nehir'le birlikte çiçek tohumu ektik, Mart ayında ekilirse Mayıs gibi çiçeklerimiz açarmış. Umarım filizlenir tohumlarımız, Nehir çok heveslendi.





5- GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİ

Günlük yaşam becerisi olarak çiçek suladık bu hafta. Bir de birlikte poğaça yaptık kızımla. 








Plan dışı birşeyler de yaptık. Mesela kendi kukla tiyatromuzu ve parmak kuklalarımızı yapıp eğlendik. Haftanın sanat etkinliği olsun bu da. 



Sonra, bol bol kitap okuduk tabii. Bir de haftasonu tiyatroya gittik. Fotoğrafları toparladığımda ayrıca yazarım onu da..





(Nehir 43 aylık)


9 Mart 2015 Pazartesi

Mucize Kadınlar...

Migros Ailesi olarak çok iyi biliyoruz ki, bir yere kadın eli değdi mi orada imkansız diye bir şey yoktur. Bizler de 9.000 kadın çalışanımızla, Türkiye’nin en çok kadın çalışanına sahip şirketlerinden biri olarak, içimizde fark yaratan 5 kadın çalışanımızı seçtik ve yanımıza da Türkiye’de fark yaratmış 5 öncü kadın rol modelini aldık. Her biri alanlarında fark yaratmış ve yeniliklere imza atmış Mucize Kadınlarımızın hikayelerini, Türkiye’de fark yaratmış yazarımız Ayşe Arman’ın kaleminden paylaşarak, siz değerli müşterilerimize sunuyoruz.

8 Mart’tan itibaren, #KadinEliDeğince hikayeleri ile Ayşe Arman’ın röportajlarını okumak için tüm Migros mağazalarımızdan “Mucize Kadınlar” dergimizi ücretsiz alabilir veya online olarak dergimize http://www.migros.com.tr/dunya_kadinlar_gunu sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Paylaşmak ve fark yaratmak hepimize iyi gelecek! Fark yaratan hikayelerinizi, hep birlikte paylaşmak için #KadinEliDeğince hashtagi ile tweetlerinizi bekliyoruz. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu ve mutlu olsun!

https://twitter.com/Migros_Turkiye

Bir boomads advertorial içeriğidir.

5 Mart 2015 Perşembe

HAYAT BAYRAM OLSA... AMA DEĞİL

Hayatımız her zaman toz pembe değil; hergünümüz aktivitelerle, haftasonlarımız tiyatrolarda, parklarda bahçelerde geçmiyor. İyi günümüz olduğu kadar hastalıklar da var, sıkıntılarda. Pek sevmiyorum olumsuz şeyler yazmayı, özellikle de hastalıkları yazmayı. Hele ki çocuğunun hasta yatağında kolunda serumla, yüzünde maskeyle poz poz fotolarını çekip sosyal ağlarda paylaşanlara çok fena sinirleniyorum. Nehir'imin alerjik astımı var malum; 8-9 aylıktan bu yana. Yaklaşık 3 yılımız bununla geçti; nebulizatörler, inhalerler evde çift çift. Mutfak dolabımızın birisi ilaç kutularıyla dolu. Nehir de her çocuk gibi hasta oluyor; 3-4 gün, 1 hafta okula gidemediği oluyor; evde günde 5-6 kez hava verdiğimiz de oluyor. Ama ben Nehir'in yüzünde nebulizatör maskesiyle fotoğrafını çekip, "yavrucuğum yine çok hasta, sabaha kadar başını bekledik, perişanız" diyerek paylaşmayı, bunu yaparak kendimce kendimi çok fedakar anne olarak göstermeyi hiç doğru bulmadığım gibi, kızımın da haklarına saygı duymam grektiğini biliyorum ve onu bu şekilde rencide etmek aklımın köşesinden bile geçmez. Her anne fedakardır, her anne çocuğu hastayken sabahlar başında; bu normal olandır, olması gerekendir bana göre.

Şöyle bir eleştiri gelebilir, ama siz de etkinlik fotolarınızı paylaşıyorsunuz şeklinde. Evet paylaşıyorum; ben de nette yerli ve yabancı takip ettiğim bloglarda bu paylaşımlardan çok şey öğreniyorum ve bizleri takip edenler için de bu paylaşımları yapmayı artık bir misyon olarak görüyorum. Foto paylaşmadan açıklama yazan bloglar da var, o şekilde yapılabilir ama o zaman da kızım büyüyüp bu sayfaları okurken çok da anlamlı gelmez bu hatıra defteri ona- bana göre. 

Bir de bazen düşünüyorum; anneler neden bu kadar çok blog yazmaya başladılar; instagram, facebook hesaplarında neden sürekli çocuklarıyla ilgili paylaşım yapıyorlar diye.. Sanırım, eskiden anneler evdeydi, komşuları, akrabaları, arkadaşları vardı- yaşıt çocukları olan. Onlarla paylaşabiliyorlardı "bizimkinin dişi çıktı, yeni bir şarkı öğrendi, bak ne güzel resim çizmiş" şeklinde. Artık bu imkan (çoğunlukla) olmadığı için anneler bu paylaşımları sanal alemde yapıyorlar, galiba bu da bir ihtiyaç. İhtiyaç olmaz mı hiç; Nehir daha doğmadan tanıştığım anne grubumuzla 4 seneyi aşkındır herşeyimizi paylaşıp, fikir alışverişi yapıyoruz; ve onlar olmasa napardım bilmem.

Neyse, Nehir birkaç gündür hasta ve dün gece öksürük yüzünden sabaha karşı 4'e 5'e kadar uyuyamadı, tabii eşim ve ben de.. Böyle bir gecenin sabahında bu yazıyı yazmak geldi içimden..  Blogcuanne'nin dediği gibi annelik(babalık da) her zaman toz pembe değil.



Ama ben yine Nehir'le ilgili eğlenceli birşeyler yazmadan bitiremem bu yazıyı;

Nehir gece öksürükle uyanmış, ben su getirmek ya da başka birşey için mutfağa gitmiştim; gözünü açmış, tam karşısında etkinliklerini astığımız dolabı var ve ben birkaç gün önce panoyu yenilemiştim; eski faaliyetleri kaldırıp son yaptıklarımızı asmıştım (bunu Nehir'le birlikte yapmadım çünkü ona kalırsa herşeyi asmak ve hiç kaldırmamak istiyor ama bizim için bu imkansız, çok fazla elişlerimiz var). Neyse gözünü açan Nehir öfkeyle bana sesleniyor " anneee koyun russell'i kaldırmışsın, neden kaldırdıınnn"... Gecenin bir yarısı, hasta ve uykuluyken dahi bize trip atma potansiyeline sahip, ayrıca bir o kadar da dikkatli kuzu :-))))

Bir de Nehir'in odasında İkea'dan aldığımız gece lambası var, bana göre çok aydınlık. Dün gece artık uykusuzluk canıma tak ettiği bir ara Nehir'e söylendim "bu ışığı da kapattırmıyosun bak o da zorlaştırıyor uyumanı" . Nehir'in yanıtı " ama o zaten gece ışığııı, ben onu uyumak için kullanıyorum"  :-))



(Bu arada Nehir'in alerjik astımla ilgili şikayetleri birkaç aydır çok çok azaldı, çok şükür, bin şükür. Viral enfeksiyonlar, soğuk algınlıkları kreşe giden her çocukta olduğu kadar olacak tabii, Allah beterinden korusun)




4 Mart 2015 Çarşamba

MONTESSORİ HAFTALIK PLAN/ 2. HAFTA

Montessori etkinliklerine, hasta da olsak bu hafta da devam etmeye çalıştık. 
Geçen haftaki etkinliklerimiz burada.


1-  DİL GELİŞİMİ

Bu hafta yine A sesi ile devam ettik. A harfinin yazılış yönü aklımızda kalsın diye, Nehir benim oyun hamuruna çizdiğim A harfine kendi kestiği pipetleri batırdı; bunu yaparken yazım yönüne dikkat etmesini sağladım.





 2- BİLİMSEL BECERİLER

Geçtiğimiz günlerde instagramda çokça gördüğümüz zıplayan mısırlar deneyi. Bir kavanoz suya biraz karbonat ekledik. Biraz cin mısır, sonra biraz da sirke. Mısırların bir aşağı bir yukarı dans edişlerini izledik sonra da..




3- MATEMATİKSEL BECERİLER

Bu hafta çok çok minik bir etkinlikle 0' ın anlamını öğrendik. Marketçilik oyunumuzu oynarken de pekiştirdik. 




4- GÜNLÜK YAŞAM BECERİLERİ

Bu haftanın konusu düğme ilikleme idi. Bunun için çok önceden bir sonbahar etkinliği olarak hazırladığım ama Nehir'den fazla ilgi görmeyen keçe button snake oyuncağını çıkardım. Nehir yaprakları hiç zorlanmadan şeridin ucundaki düğmeden geçirip dizdi. Çıkarıp tekrar yapalım dedim ama ona yanaşmadı :-)




5- DUYUSAL GELİŞİM

Sert ve yumuşak nesneleri ayırıp guruplandırdı Nehir.







(Nehir 43 aylık)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...