13 Kasım 2014 Perşembe

NEHİR 39 AYLIK

3 Yaşın o büyülü havası esmeye devam ediyor demeyi isterdim ama ne yazık ki işler biraz tersine döndü bizde bu aralar. Okula başlamanın yarattığı stres mi, hastalıklar mı, horrible three dedikleri o üç yaş sendromumu bilmiyorum ama Nehir'de sürekli bir mızmızlanma, ağlayarak tutturma halleri mevcut. Nehir iki yaşındayken bile bu öfke nöbetlerini, ağlama krizlerini yaşamamış olan eşim ve ben şoktayız, ne yapacağımızı nasıl davranacağımızı şaşırmış durumdayız. Her akşam Nehir uyuduktan sonra oturup bayağ bir kafa yoruyoruz, Nehir'le inatlaşmanın hiçbir çözüm olmayacağını görüyoruz fakat bu sefer de her istediğini yapma noktasına geliyoruz. Daha küçükken Nehir olmayacak birşey için ağlasa tuttursa dikkatini dağıtmak, ilgisini başka yöne çekmek mümkün olabiliyordu. Hatta ;Nehir'e o şeyin neden olamayacağını sakin sakin anlattığımda beni anlayıp dinliyordu. Şimdi yaşadığımız öfke anlarında ne anlattıklaırmı duyuyor, ne de dikkatini dağıtmak mümkün oluyor. Eşimle böyle anlarda onunla ilgilenmeyi bırakıp (güvenliğini tehlikeye sokacak bir durum olmadığı sürece) başka bir odaya geçip beklemeyi tercih ediyoruz. Siniri yatışınca kendisi geliyor yanımıza.

En büyük sorun kaynaklarımız; birincisi kıyafet seçimi. Ev içinde giymesi için alınmış taytlarla, kıyafetlerle okula gitmek istiyor ya da okulda giydiği üstüyle yatağa yatmak. Sabah hazırladığım giysileri beğenmiyor. Tamam seçimlerine saygı duyuyor, istediğini giymesine müsade ediyoruz fakat kirlenmiş bir çorabı ya da iç çamaşırını çıkarmak istemediği, ya da uykudan uyandığında terlemiş üstünü değiştirmemek için ağladığı zamanlar oluyor.   

Bir diğer sorunumuz Nehir'in son haftalarda bana olan aşırı düşkünlüğü. Geceleri benim uyutmamı, benim tuvalete götürmemi, uyandığında beni görmeyi istiyor. Kısacası herşeyi benimle yapmak istiyor. Geceleri kaç defa çişim geldi vs bahanelerle uyanıyor, amacı çiş değil aslında sırf beni kontrol etmek ve yanına getirtmek. 

Üçüncü ve bizi en çok üzen ise okula gitmek istememesi. Nehir ilk bir ay okuluna sorunsuz , seve seve , neredeyse koşa koşa gidip geldi. İkinci ay hastalıklarla geçti, okula bir hafta gittiyse bir hafta gidemedi. Hasta olduğunda ya benimle ya annanesiyle kaldı. Bizim şefkat ve ilgimiz okula ağır bastı ki sanırım, her hastalık sonrası okula alışması daha da zor olmaya başladı. Şimdi şu son hafta neredeyse her sabah ağlayarak gidiyor. Önceleri anne diye tutturuyordu, bunu aştık çok şükür, sabahları beni uğurluyor sonra babasıyla hazırlanıyorlar ama en son servise bineceği anda yine başlıyormuş ağlamaya. Gün içinde okulda gayet mutlu ve aktifmiş ama.

İçim sıkılıyor ama pek fazla kimseyle paylaşamıyorum. Annem "okula başladı çocuğun huyu değişti, ne kadar uslu çocuk huysuzlaştı" şeklinde düşünüyor. Oysa ben okula onun gelişimine faydası olması için başlamasını istedim; yaşıtlarıyla birarada olmasını, oyunlar oynayıp, eğlenmesini, tüm gün evde sıkılmaktansa mutlu olmasını. Tersine mutsuz mu ettim çocuğumu.. Yoksa bu sadece bir geçiş dönemimi. Hastalıkların, kullanılan onca ilacın, eziyetin sonrası yaşanabilecek gerginlik mi? Ya da evde tek ilgi noktası olan Nehir'e okulda öğretmenin 10a 15e bölünmüş ilgisi mi yetmiyor? Evde çok çeşitli etkinlikler yaptığımız için okul ilgisini mi çekmiyor? Öğretmeniyle diyalog halindeyiz; gün içinde Nehir gayet mutlu olduğu için sabah huysuzlukları karşısında kararlı ve net durmamızı öneriyorlar. Haftasonu veli toplantımız, önümüzdeki hafta da pedogogla görüşmemiz olacak bakalım. Çok da olumsuz düşünmek istemiyorum, çocuğum tam başlıyor, üç-beş gün gidiyor, tam alışacakken hasta oluyor ve birdahaki sefer yeniden alışması gerekiyor. O da haklı.

Buradan biraz içimi dökmek, varsa önerileriniz almak istedim sadece. Pek aylık gelişim yazısı gibi olmadı ama bu ay yaşadığımız bu ve ben de bunu yazmak istedim. 

Tabii bunlar dışında olumlu şeyler de var; Nehir okuldan yeni şarkılarla, şiirler, tekerlemelerle dönüyor. Kitaplara ilgisi katlanarak artıyor. Tek başına yaptığı tek faaliyet kitap okumak hatta. Kuzenleriyle biraraya geldiklerinde artık çok güzel oyun kurup oynuyorlar. Paylaşmayı öğrenmeye başladı. Biraz boyu uzadı; 15 kg-95 cm civarı son zamanlarda. Hareketliliği, esnekliği arttı, bacaklarını açıyor, atlıyor, zıplıyor, taklalar atıyor. Eskiden yemediği bazı şeyleri yemeye başladı (haşlanmış yumurta gibi) Masa oyunlarını çok seviyor. (Kart, zar oyunları. En çok da meraklı minik ekinden çıkan oyunlar) Birkaç yaşına uygun masa oyunu almak istiyorum ona. Beklemeyi öğrendi; birşey olduğunda "şimdi sabırla beklemeliyim diy mi anne" diyor ve bekliyor. El becerileri arttı; kesme, yapıştırma, hamur açma, yoğurma, mandal takma, çıkarma, sticker sökme, yapıştırma. Sayılarla arası küçüklüğüne göre daha iyi. 20'ye kadar saymayı öğrendi. 10a kadar olan rakamları tanıyor, 10a kadar nesneleri tek tek sayabiliyor. Masa oyunlarının katkısı oldu bunda, bir de diğer sayı etkinliklerinin tabi. Tv izlemiyor, tablet bilgisayar yok evde, cep telefonlarımıza da ilişmiyor. 

Önümüzdeki günlerde streslerinden arınmış bir Nehir yazmak dileğiyle..
   







Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...