19 Eylül 2014 Cuma

NEHİR OKULA BAŞLADI

Nehir'le birlikte hayatımızın dönüm noktalarından birine daha geldik. Nehir, kendisine 5,5 aylık bebekken bakmaya başlayan ve onu 3 yaşına kadar getiren annanesinin sıcacık kollarından ayrılıp, Eylül ayının başlangıcında kreşe başladı.

 Erken miydi geç miydi, gerekli miydi ötelenebilir miydi tartışmalarına girmeden kısaca şunu söyleyebilirim ki; Nehir gibi dışa dönük, kendi isteklerini ve istemediklerini net bir şekilde ifade edebilen, özbakımını asgari düzeyde görebilen, apartman dairelerinde yaşayıp, özellikle kış aylarında tüm gün evde kapalı kalan, sosyallik arayan, arkadaş arayan çocuklar için tam yaşı bence. Annanesi ona tüm sevgi ve ilgisini verse de, bu yaşlarda çocuklar yaşıtlarıyla birlikte olmak istiyorlar. Tüm gün aktif olmaları gereken, enerjileri içlerinden dolup taşan, bu yaştaki oyun çağı çocuklarını bir sene daha evde tutmak- şartlar el verdiğince tabii ki- bana göre doğru değil.

Nehir'in bu sene kreşe başlaması kararını aldıktan sonra sıra kreş seçimine geldi tabii ki ve eşimle konuşup tartıştıkça kafamızda belli kriterler belirledik. Sonra bu kriterlerin yaşadığımız çevrede bulunabilirliklerine bakarak bir kısmını eleyerek kendimizce çok önem verdiğimiz belli birkaç kriteri olmazsa olmaz olarak belirledik. Sonra kafamızda netleşen bu "aradıklarımız" listesiyle okul gezmeye başladık. Neydi bizim kriterlerimiz;

- Hijyen: Nehir'in gideceği okulun temizliği, ferah havadar sınıflarının olması, halı olmaması, uyku odalarından mutfak ve yemekhaneye, lavabolara kadar hijyenin sağlanmış olması, duvardaki boyaların temizliği; Nehir'in alerjisini tetikleyecek herhangi bir durumun olmaması çok çok önemliydi bizim için. Neticede çocuğumuz burada tüm gününü geçirecek ve evde dikkat ettiğimiz tüm hijyen kuralları okulda da geçerli olmalı diye düşünüyorum. Haksız mıyım?

- Emniyet, güvenlik: Okula giriş çıkışlarda, servis araçlarında, merdivenlerde ve bahçede çocuklar için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmış olması, çocuğumuzu okulda tüm gün gönül rahatlığıyla bırakabilmemiz için önemliydi. 

-Eve yakınlık: Nehir henüz çok küçük olduğu için hem yolda hırpalanmaması hem de Allah korusun herhangi kötü bir durumda hemen ulaşabilmemiz için; eve, annanesinin evine yakın bir yer seçmeliydik.

- Samimiyet, içtenlik: Okul kurucularının, yöneticilerin, öğretmenlerin sıcak, samimi ve çocukları seven kişiler olmaları; çocuğun psikolojisini bozacak herhangi kötü yaklaşım tarzı içinde olmayacaklarını bilmemiz açısından önemli. Bu düşünce tarzında kurucularına prosedürsüz ulaşabileceğimiz, aklımızdan geçenleri sorup, karşılıklı iletişim içinde olabileceğimiz butik okullar daha tercih edilebilir oluyor.  

- Beslenme: Çocuğun gün içinde tüketmesi gereken besinlerin dengeli biçimde dağıtıldığı menüler oluşturulması, hazır paketli gıdalardan uzak durulması, şeker çikolata gibi ödüller verilmemesi önemli. Ama tabii yemeklerin kendi mutfaklarında yapıldığı ve dengeli beslenmeye önem veren yerlerde bile UHT süt ya da çikolatali ekmek gibi besinler menülerde yer alıyor ne yazik ki, bundan kaçış yok sanırım. Bu konuda biraz düşüncemizi esnetmek zorunda kaldık.

- Sınıfların kalabalıklığı: Öğretmen başına düşen çocuk sayısının minimum düzeyde olması; öğretmenin her çocuğa yeteri kadar vakit ayırabilmesi, çocuğumuzun kendisini ifade etme şansı yakalayabilmesi, özgüven kaybı yaşamaması, yaptığı güzel davranışlar görülmeyip, takdir edilmediği için bu davranışları sürdürmekten vazgeçmemesi gibi nedenlerle çok önemli bence. 

- Öğretmenlerin Eğitimi/ Pedogog Desteği: Okul öncesi, çocuk gelişimi eğitimi almış öğretmenlerin olması, gerektiğinde pedogog desteği alabilmemiz de çok önemliydi.

Bu kriterler içinde okulları gezdiğimizde beğendiğimiz fakat birkaç noktada içimize sinmeyen şeyler gördüğümüz yerler oldu; tamamıyla bizi hayal kırıklığına uğratan moralimizi bozan ve adeta koşarak uzaklaştığımız yerler oldu; çok beğendiğimiz fakat kreş değil anaokulu formatında olan bu yüzden 3 yaş çocuğu için uygun olmadığını düşündüğümüz yerler oldu.(öğlen uykusu olmayan, tamamen özbakımını kendisi yapması beklenen yerler olduğu için) 
Ama sonunda beklentilerimizi karşılayan, bize çok samimi içten gelen, tertemiz, ferah bir okul bulduk. Ve Nehir yaklaşık 3 haftadır devam ediyor.

Gelelim Nehir'in okula tepkisine.. Nehir'e zaten hemen hemen Haziran ayından beri yakında okula başlayacağını; sabahları okula gidip, biz işteyken onun da okulda olacağını, sonra akşam hep birlikte evde buluşacağımızı; orada pekçok yeni arkadaşının olacağını, onlarla oyunlar oynayacağını, yeni şarkılar öğreneceğini; okulda öğlenleri küçük yataklarda arkadaşlarıyla birlikte uyuyacağını; yemeklerini kendisi yiyeceğini; yeni ve farklı aktiviteler yapacağını kısacası okulda nelerle karşılaşacağını, onu nelerin beklediğini burada yazdığımdan daha da detaylı olarak hep anlattık. Bu sayede gözünde bir okul canlandı, onu nelerin beklediğini bildi ve bu şekilde kendisini hazırlamasının çok faydası olduğunu düşünüyorum. 

İlk gün okula götürdüğümde girişte bekliyorduk; okula daha önceden devam eden birkaç çocuk ayakkabılarını değiştirip öğretmenlerinin elinden tuttular, öğretmenleri "hadi bakalım yukarı çıkalım dediğinde" Nehir "ben de ben de" diyip koştu, öğretmeninin elinden tutup bana hoşçakal bile demeden yukarı gitti. :-)  Ben Nehir'e okulun anne balar için olmadığını, benim içeri gelemeyeceğimi, işe gidip öğlen onu alacağımı söylemiştim giderken. Beklediğimi bilmiyordu ama ben öğlene kadar bekledim; ara ara kameradan baktım, gayet mutluydu. Öğlene kadar sorunsuz kaldı, öğlen onu aldım ve eve döndük. İkinci gün aynı şekilde oldu. Üçüncü gün ben işe gittim; servis Nehir ve annanesini aldı, annanesi birkaç saat bekleyip eve dondu, Nehir tüm gün kaldı, öğlen uykusunu da uyudu. Sonra zaten tüm gün olarak devam ettik. Maşallah kızıma hiçbir problem çıkarmadı. İlk hafta sabahları yataktan bile okula gideceğim diye heyecanla uyanıyormuş (ben evden çok erken çıktığım için göremiyorum, babası anlatıyor) 

İlk günler tek sıkıntımız yemek konusunda oldu. Yemek konusunda gayet seçici olan Nehir sabahları kuru ekmek, öğlenleri sadece pilav ya da makarna yemiş okulda. Ama son günlerde yemek yemeye başladığını, kahvaltılarını güzel yapıp, öğle yemeklerinde patlıcan musakkayı bile yediğini söylüyor öğretmenleri. 

Bu üçüncü haftamızda okula uyumumuzda bir değişiklik yok, Nehir aynı şekilde mutlu görünüyor. Sadece sabahları hazırlanırken babasına biraz güçlük çıkarıyormus, evde kitaplarımı okuyacağım ya da oyuncaklarımla oynayacağım şeklinde..Ama bu konuşup fikir aldığım arkadaşlarımın çocuklarında da var ve normal bir durum sanırım.

İşte tatlı kuzumun kreş macerası bu şekilde başladı. Ara ara blogta okuldan haberler veririm sanırım bundan sonra..





Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...