19 Ağustos 2014 Salı

NEHİR 3 YAŞINDA

3 yaş adeta sihirli bir değnek gibi dokundu bize. Nehir artık bebeklik çağı alışkanlıklarını bir kenara bıraktı ve çocukluk çağına hızlı bir geçiş yaptı. Tam 30.ayında kendi isteğiyle bezini bıraktı Nehir, bir sabah gelip "anne  bezimi çıkar ben de tuvalete yapıcam artık" dedi, bezi çıkardık o sabah ve birdaha da takmadık, 1 hafta gibi bir sürede tuvalet eğitimini tamamladık.

3 yaşına birkaç ay kala biberonu bıraktık. Nehir gece uykusuna yatarken bir biberon süt içerdi. Sütten sonra dişlerini fırçalatmaya ya da en azindan birkaç yudum su içirmeye dikkat etsem de artık gece sütünü- en azından biberonla içmeyi- bırakması gerektiğini düşündüm. Birkaç günlük alışma evresinden sonra bu iş de tamamdı.

Nehir kahvaltısını 2,5 yaşını geçerken hala karışım olarak tüketiyordu. Yumurtayı ve peyniri ayrı ayrı yemediği için ve bu kadar besleyici bir öğünü Nehire tek tek verdiğimde yedirmem imkansız olduğu için devam ettik karışım kahvaltıya. Ama 3 yaşına doğru bu işe de el attık. Nehir hala çok seçici olsa da, hala peyniri ayrı olarak tüketmese de artık kahvaltılarında domates, salatalık, krep, yağda peynirli yumurta, börek, tost, patatesli omlet yiyor, kış aylarında portakal suyu içiyor, yazın karpuz, üzüm gibi meyveler tüketiyor. Bu da çok önemli bir gelişme bizim için.

Bir de emzik olayımız vardı bizim. Her ne kadar gün içerisinde hiç aramasa da uyurken muhakkak emzik aliyordu Nehir. 3 yaş doğum gününden sonra emzik konusuyla ilgilenmekti planım. Birkaç ay önceden Nehir'i hazırlamaya anlatmaya başladım. Artık büyüdüğünü ve 3 yaş doğum gününden sonra emziğini küçük bir bebeğe hediye edebileceğimizi söyledim. Bu fikir hoşuna gitmedi Nehir'in. "Mavi emziğimi verelim bebeğe, beyazını da ben emerim" şeklinde oldu yaklaşımı. 3 yaş doğum gününe 1 hafta kala evdeki ağzında emzik olan bebe (peppee'nin kardeşi) oyuncağını gösterdi babasına, "baba bak bu oyuncağın emziği var ama çizgi filmde artık bebe emzik emmiyor" dedi. Sonra babası Nehir'e, bebenin artık büyüdüğü, abla olduğu için emziğini çöpe attığını, emmediğini; kendisinin de artık emziğini çöpe atabileceğini anlattı. Birkaç gün ara ara anlattı aynı şeyleri ve birgün biz mutfaktayken Nehir emziğiyle yanımıza geldi; "ben emziğimi çöpe atıcam, artık emmicem" dedi. Eğer atarsa bir daha geri alma şansımızın olmayacağını ve artık hiç emzik emmemesi gerekeceğini birkez daha anlattık, tamam dedi Nehir ve emziğini çöpe attı. Doğru mu yaptık bilmiyorum ama biz de ona bir ödül vadettik; eğer birkaç gün boyunca emmezse istediği bir oyuncağı alacağımızı söyledik ona. Tam 3 hafta oldu ve Nehir hiç emzik almadı. Tıpkı bezi olduğu gibi emziği de kendisi bıraktı benim akıllı kızım.

Bir başka gelişme Nehir'in odasında kendi kendine oyun kurup vakit geçirmeye başlaması. Bazen bir oyuna dalıyor, minik hayvanlarını ya da bebeklerini konuşturup evcilik kuruyor, ya da legolarla çeşitli şekiller yapıp anne bak market yaptım vs şeklinde getirip bana gösteriyor, oyun hamurlarıyla oynuyor, boyama yapıyor. Her oyunda muhakkak babası ya da beni yanında isterken bu aşamaya geçmesi süper bir gelişme. Zaman zaman yine bizi yanına çağırıyor, birlikte oynayalım diye tutturuyor tabi hala ama bu kadarı zaten bizim de arzulayacağımız birşey.

Aşırı bir büyüme ve abla olma hevesi var şu sıralar. Kendisine "sen küçüksün" diyenlere inanılmaz sinirleniyor. Herşeyi tek başına kendisi yapmaya çalışıyor. Gece uykusuna yatarken bile "ben abla oldum ya kendim uyuyabilirim, sen bana bir kitap oku anne, sonra git ben kendim uyuyayım" diyor. "Sen artık abla oldun, büyüdün" diyerek yaptıramayacağınız şey yok Nehir'e bu dönemde :-)

Bunun dışında pek çok bakımdan Nehir'deki gelişim ve değişim dikkatimden kaçmıyor. Hani 2 yaş civarındayken bir yazımda yazmıştım; çocukla bu sıralar inatlaşmamalı, birşey tutturduklarında dikkatlerini dağıtmaya çalışmalı, uzun açıklamalarımızı 3 yaş civarında anlayacaklar diye. İşte Nehir şu sıralar tam o evrede. Güzelce açıkladığınız, anlattığınız zaman ikna oluyor, tutturmuyor.

Yaşıtlarıyla, kuzenleriyle paylaşımlı oyunlar başladı. Özellikle kuzenleri Mustafa Sarp ve Azra ile oynamaya bayılıyorlar. Doğal olarak zaman zaman hala oyuncak kavgaları yaşansa da, birlikte pazarcılık, marketçilik, öğretmencilik vs oyunlar kurup oynadıklarını görmek çok sevindirici.

Tüm bunların dışında Nehir sevgi dolu, sosyal, dışa dönük bir çocuk olarak büyüyor. Benim çocukluğumun aksine hiç utangaç değil, isteklerini net bir şekilde ifade edebiliyor. Ayrıca oldukça dışa dönük; geçenlerde bir çay bahçesinde otururken bir başka masada 7-8 yaşlarında bir çocuk Tübitak Bilim Çocuk Dergisi'ni karıştırıyordu. Nehir yanına gidebilir miyim diye bize sordu, izin verdik gitti, çocuğa başladı birsürü şey anlatmaya " bende de bunun değişiği meraklı minik var, su samurlusu var, kağlumbağalısını da annem almıştı" vs vs. :-)))

Bir başka karakter özelliği olarak küçük şeylerle mutlu olabilen bir çocuk. Annem, ablam ve ben öyleyizdir; bu huyu bize benziyor sanırım:-) Süpriz yumurtadan çıkan minik oyuncaklar için bile mutlu olur; kaybetmez, sağa sola atmaz; değer verir saklar. Belki de 1 yıldan fazla olmuştur, Migros'un verdiği minik minik market ürünleri vardı, dayısı getirmişti Nehir'e. Hala kaybetmedi o minicik şeyleri; benim aldığım yazar kasa oyuncağı ve bu minik market ürünleriyle kasiyercilik oynuyoruz zaman zaman.

Görüyorsunuz ya, şu 2,5-3 yaş aralığında epey gelişim ve değişim gösterdi Nehir, resmen büyüdü. Allah sağlıklı sıhhatli daha çok güzel günlerini göstersin bizlere inşallah..








Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...