24 Temmuz 2014 Perşembe

İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİNE MİNİ GEZİMİZ

Nehir'in doktoru Göztepe'de ve İstanbul Oyuncak Müzesi'ne çok yakın. Fakat bu zamana kadar doktora çoğunlukla hastalıkla gittiğimizden hiç uğrayıp görmek kısmet olmamıştı. Nehir'in iki hafta önceki kontrolü sonrasında Müze'yi gidip gezdik nihayet.

Oyuncakların sergilendiği bölümler daha çok biz büyüklere hitap ediyor; eskiye gidiyor, çocukluğunuzu hatırlıyorsunuz, farklı ülkelerdeki oyuncakların sanki o ülkelerin karakteristiğini taşıdığını görüyor, zaman içinde oyun ve oyuncaklardaki değişimi görüp değişik duygular hissediyorsunuz. Nehir de ilgilendi bu bölümle, ama bazı oyuncakları isteyip tutturduğu oldu ve sanırım biraz daha büyümesi gerek müze bölümünü hakkıyla gezmesi için. 

Bunun dışında ahşap oyuncak boyama atölyesine katılıp, kendisine bir zürafa boyadı Nehir. Boyadığı zürafayı eve götürme fikri çok hoşuna gitti. Cafe kısmındaki birkaç oyuncakla oynadı. Bahçedeki satrancı çok sevdi. Satranç taşlarını babası Nehir'e tanıttı ve bizim afacan hemen aldı hafızasına. Fil şuraya, kale buraya diyerek taşları dizmeye başladı. Rastgele dizdiğini sanıyorduk ama sonradan anladık ki, yer karolarının renklerine göre siyah taşları siyah karolara beyazları beyaz karolara diziyormuş bizim ki :-) 

Lavabolara giden bölümü bir denizaltı gibi dizayn etmişler. Denizaltının pencerelerinin arkasında akvaryum var. Burdan balıklara baktık Nehir'le, oldukça keyifliydi.

Nehir'i eve dönmeye zor ikna ettik. Yolda, eve döndüğümüzde, sonraki birkaç gün "oyuncak müzesini çok sevdim, orda çok eğlendim, yine gidelim" dedi. Tabi ki sen seversin de biz seni götürmez miyiz hiç minik kuzum.












Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...