5 Şubat 2014 Çarşamba

NEHİR 2,5 YAŞINDA

Nehir'le birlikte gelişimsel dönüm noktalarından birine daha sağlıkla ulaştık-çok şükür-2,5 yaş. Nehir her yönden büyüyor; giderek bilinçli bir küçük çocuğa dönüşüyor. Benim süt kokulu, yumuk yumuk parmaklı minicik bebeğim artık karşımıza geçip bizimle sohbet eden, öğrenen, gelişen, merak eden, oradan oraya koşturan, hayal kuran, kitap okuyan, ingilizce öğrenen bir küçük genç kız..

Nehir'in ne kadar büyüdüğünü eski fotoğraflara bakınca farkediyorum, ya da eski videoları izlerken. Yalnız hala uykusu gelince emziğini alıp babası ya da benim kucağımıza sokulur, biberonundan sütünü içer, elimizi tutarak uyur.. Bu bebeklik çağı alışkanlıklarından bazılarını hala kaybetmediğimize için için seviniyorum desem yalan olmaz. 
Uykusu Gelmiş Miniğim
Bebeğim Benim
2,5 yaş, çocukların kendilerini ispat etmek istedikleri, birçok şeyi kendi başlarına yapmaya çalışıp, başardıklarında kendileriyle gurur duydukları ancak bu "kendisi yapma" istekleri baskılandığında da anne-babayla çatışma yaşadıkları bir dönemmiş. Bir nevi 2 yaş sendromunun gelişmiş uzantısı diyorum ben. Biz de şu sıralar tam bu aşamalardan geçiyoruz. Nehir botlarını kendisi giyip çıkarmak, dişlerini tek başına fırçalamak, odasının ışığını kendisi açıp kapamak (hatta evin tüm ışıklarını kendisi açıp kapamak -  bunun için küçük sandalyesini ordan oraya sürüklüyor) konusunda  epey hevesli. Ben ve eşim de  bazı şeyleri kendisi yapması taraftarı olduğumuz için, bu konuda uyumlu gidiyoruz diyebilirim.

Nehir'in karyolasını artık yatağa dönüştürdük. Nehir yatağına kendisi yatıp kalkıyor. Dışarıdan geldiğinde botlarını ayakkabılıktaki yerine kendisi kaldırıyor. Montunu yeleğini kendisi çıkarıp yerine koyuyor.

Koşma, zıplama, zıplayarak ilerleme, 5-6 saniye kadar bir süreliğine tek ayak üstünde durma, merdiven inip çıkma gibi kaba motor becerilerinde ve ayakkabı bağcığı kalınlığında ipe boncukları dizme, çok uzun kuleler inşa etme, sınırlı ya da özgür boyamalar yapma gibi ince motor becerilerinde çok büyük gelişmeler var.


Nehir'in Özgür Boyamaları

Nehir'in Sınırlı Boyama Tecrübesi
İpe Boncuk Dizme'de Ustalaştık
Dil gelişimi hep olduğu gibi ilerden gidiyor. Güzel Türkçemizi sanırım 4 yaşında bir çocuğun kullandığı şekilde kullanıyor Nehir uzun zamandır. İngilizcede de epey ilerledik. 100'ü geçgin kelime dağarcığımız oldu, birkaç da kısa cümle kurabiliyor artık Nehir İngilizce olarak. Bir resim gösterip "bu ne" kızım diye sorduğumda Türkçe, "what is this" diye sorduğumda İngilizce cevap vermesi çok hoşuma gidiyor. Bilmediği yerlerde Türkçe-İngilizce birleştiriyor, mesela  geçenlerde bir oyuncağının üzerinde kemik baskısı varmış " anne bak, it is a kemik" dedi Nehir, çok güldüm :-)

Kitap aşkımız sürüyor. Ben de sürekli, Nehir'in seveceği  yeni kitaplar alarak canlı tutmaya çalışıyorum bu kitap sevgisini. Satır satır ezberlediği kitaplar var, kitabı eline alıp sayfa sayfa okumaya başlıyor. Mesela Köpekler Bale Yapmaz. "Benim köpeğim farklıdır, diğer köpeklere benzemez. Terlikleri ısırmaz, kedileri kovalamaz. Müziği ve baleyi sever" diye başlıyor Nehir anlatmaya, kitabını alıp.
Kitap Kurdu Nehir
 Nehir hala tek başına oynamaktan çok hoşlanmıyor. Daha doğrusu babası ve ben evde olduğumuz zaman muhakkak birimizi istiyor oyunlarına eşlik etmemiz için. Ama haftaiçi annanesinde çok güzel kendi başına oynuyormuş. Sanırım bizi özlediği için böyle yapıyor ya da ben onu bu şekilde alıştırdım, pek kendi haline bırakmıyorum.

Çiftlik ve orman hayvanları oyuncaklarını, çiftliğini, yemek setiyle evcilik oynamayı, yapboz yapmayı, boyamayı, yapıştırma içeren el işlerini, müzikle dans etmeyi, koltuk yastıklarından kaydırak yapmayı, çıkartmalarla oynamayı, oyun hamurlarını, şirinler koleksiyonunu çok seviyor. Bir de bu aralar her akşam tütü eteğini giyip bize bale gösterisi sunmayı seviyor. Ellerini yukarıda birleştirip, Kuğu Gölü Balesi'nin melodisini mırıldanarak ortada dönüyor :-)

Nehir Bebeğiyle Evcilik Oyununda
Tütü Giymeye Bayılıyoruz
Arkadaşlarıyla biraraya geldiğinde hala oyuncak kavgaları yaşanıyor, bu da çok normal sanırım. Her ne kadar öncesinde, "anne ben oyuncağımı paylaşıcam, paylaşmak çok güzeldir, eğer paylaşmazsam arkadaşım üzülür " diye kendisine telkinler verse de, arkadaşıyla bir oyuncağı paylaşamadığında ağlayarak tutturmalar oluyor. Ama uzun uzun anlatır açıklarsam %50 ikna edebiliyorum.

Nehir'de şunu gözlemliyorum ki, eğer çocuklarınıza bir davranışı benimsetmek istiyorsanız en etkili yöntem rol-model olmak; başka hiçbir derse, kurala, yönteme ihtiyacınız yok. Nehir, (arada sendromları tutsa da) genel olarak uyumlu, kibar ve tatlı dillidir. Yemekten sonra eline sağlık anneciğim der, teşekkür ederim'i çok kullanır, rica ederek ister birşeyleri, çok yaşa, afiyet olun, sıhhatler olsun, hoşgeldin, hoşçakal'ı yerli yerinde kullanır. Bu davranışları edinmesini, eşim ve benim davranışlarımıza borçlu olduğumuzu düşünüyorum.

"Büyümüş de küçülmüş" dedirtecek cümleleri oluyor bazen. "Baba ben anneme göz kulak olurum" gibi. Geçenlerde babasının elindeki çay bardağına çarptı yanlışlıkla ve biraz çay döküldü, "baba naptıınn" dedi.  Babası "ama kızım sen elime çarptın" dediğinde ise, "hayır baba, bu hata senindi" dedi bizim küçük bilmiş :-)) Bir başka akşam babası yemek yerken Nehir ısrarla birşeyler soruyordu, en sonunda yanıtladı babası. Nehir'in tepkisi "ağzında yemek varken konuşmamalısın baba" şeklinde oldu :-) Geçen akşam benim teyzem ziyaretimize gelmişti, Nehir dolabına astığımız eserlerini göstermiş ona "şunların güzelliğine bak" diyerek :-) Bir akşam da iş dönüşü Nehir'i annanesinden almaya gittiğimde, beni kapıda görür görmez "anne, bana yağmur çizmesi alır mısın" dedi, ne yapacaksın kızım diye sordum, "yerdeki su birikintilerine basıcam onlarla" dedi :-) Birgun de teyzeme anlatıyormuş, "biz annemle parka gittik, orda kocaman dinozor gördük, annem o dinozor seni yiyebilecek kadar büyük dedi ama dinozor beni yemedi, bana hiçbişey yapmadı", burada biraz hayal gücü biraz da coillou'dan esinlenme var gibi geldi bana :-) 

Akrabalık ilişkilerini öğrenmiş, ilk duyduğumda çok şaşırmıştım ama sonradan öğrendim ki; bir öğle yemeği sırasında teyzesi anlatmış, Nehir'de unutmamış duyduklarını. Annanemin torunuyum, Nuri dayımın yiğeniyim, Emre abimin kuzeniyim, annemin kızıyım... diye sayıyor hepsini. Babanın nesisin diye sorduğumuzda ise "aşkıyım" diye yanıt veriyor :-)

Çevresine çok duyarlı, olup biten herşeyden haberdar. İnsanlara çok yakın. Tanıştığı kişilerle hemen kaynaşıyor, yabancılama huyu yok.

Hayal gücü müthiş. Dün akşam 2 tane pipetle oyunlar kurdu kendisine. Önce pipetleri ayaklarının altına koydu, "anne bak ben kızakla kayıyorum" dedi. Sonra halının kenarına oturup, aynı pipeti olta yaptı, "balık tutuyorum" dedi.
Nehir'in Pipetlerden Kayak Takımları

En başta söylediğim gibi Nehirciğim her yönden büyüyüp gelişiyor. Öğrenme isteği ve merakıyla dünya üzerinde keşfedilecek milyonlarca şeyi tanımaya, algılamaya çalışıyor. Anne baba olarak bize de mümkün olduğunca onun bu öğrenme isteğini canlı tutmak, merakını bastırmamak düşüyor. 


Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...