14 Eylül 2013 Cumartesi

BENİM ANNEM DE MONTESSORİCİYDİ...

Evet evet başlığı yanlış okumadınız, benim annem de montessori eğitim felsefesini benimsemişti bizi büyütürken. Sadece adının montessori olduğunu bilmiyordu o zamanlar. Neler mi yapardık birlikte;

- Annem bahçeyi ekerken ablam ve ben de çok merak ederdik yaptıklarını, o da bahçede bize ufak bir yer verirdi, burası sizin derdi, tohum, fide vs de verirdi. Ablamla ben, önce kendi minik bahçemizi bahçeden bulduğumuz tahta, çubuk, dallarla çevirir sonra da annemden gördüğümüz gibi ekip biçmeye başlardık.

- Hamur açarken yine annemin yanındaydık, o da bize de birer minik hamur parçası ve oklava verirdi. Belki renk renk oyun hamurları yoktu ama annemin yaptığını taklit etmek çok daha eğlenceliydi. Sonra kestiği hamurların içine peynirleri dizerdi, üçgen-üçgen kapatma kısmında ablamla ben de yardım ederdik.

- Çubuk makarnayı haşlamadan önce, biz kolay yiyelim diye 2-3 parçaya kırardı annem; kırma işini kim yapardı dersiniz: ablam ve ben tabii ki.

- Renkli masal kitaplarımız yoktu ama annemin zihninde onlarca masal vardı, tekrar tekrar anlattırırdık her birini.

- Elektrikler kesildiğinde gölge oyunları oynardık muhakkak..

- Bir sürü çocuk şarkısı bilirdi annem, hepsini söyler, bize de söylettirirdi. 

-Annem örgü örerken bir küçük yumak ve tığ da bize verirdi. Daha ilkokula gitmeden bebeklerime kıyafet örebiliyordum ben.

- Kakaolu fındık kremasını evde kendisi yapardı annem. Bütün tarif hala ezberimdedir çünkü birlikte yapardık; 10 kaşık un, 10 kaşık şeker...

- Annem bayram temizliği yaparken büyük işleri o yapardı, mobilyaların tozlarını alma işi ise ablam ve benimdi.

- Bizi çocuk gibi görmez, yetişkin yerine koyardı, dert ortağı arkadaşı yapardı çoğu zaman, kahvaltı masasında saatlerce oturur sohbet ederdik; annem, ablam ve ben.

- Sobayı tutuşturmasını bile bilirdik.

- Birlikte egzersiz yapardık. Akşam hava kararınca hep birlikte sokağa çıkar, sadece annem değil, komşu teyzeler, çoluk çocuk ip atlardık. 

- Birlikte fasulye kırar; bezelye, barbunya ayıklardık.

- Bahçede kendimiz yetiştirdiğimiz, domatesi, hıyarı, biberi yerdik mis gibi. Dalından incir toplar yerdik. Doğayla içiçeydik.

- Türlü hayvan besledik; kuş, tavuk, kaz, kedi, köpek, bıldırcın, güvercin, tavşan. Çiftlik, bizzat kendi bahçemizdi. Ablamla az civciv çobanlığı yapmadık. Hastalanan, üşüyen civcivleri koynumuzda ısıtırdık, iyileşene kadar bir-iki gün eve alırdık.

- Sanatçı bir ruhumuz da vardı ablamla. Kendimizce bale/ tiyatro gösterileri hazırlardık. Kimi zaman ağabeyim ve annemi izlemeye zorlardık, kimi zaman da mahallenin çocuklarına bilet keser, bahçeye toplar onlara sunardık şovlarımızı.

- Her yaz mutlaka bir sergi açardık bahçede. Bütün okul sezonu boyunca yaptığımız resimleri, resim defterimizden tek tek ayırır, bahçenin duvarlarına asardık; yine mahalleden arkadaşlarımıza haber verir, sergimize davet ederdik.

- Ağabeyim bir takım yarışmalar düzenlerdi, mesela melodisini mırıldandığı şarkıyı tahmin etmece, söylediği kelimenin bittiği harfle başlayan kelime bulmaca; annem de uyardı bize, hep birlikte oynardık. İsim-şehir, adam asmaca, beş-taş, bunları saymıyorum bile. 


Bu yazı çok uzar, yazmakla bitiremem ama kısaca özetlemem gerekirse benim annem bizi kısıtlamazdı, müsamahakardı, kendimize güven aşılardı bize hep; yapamazsınız demezdi, güvenirdi yapacağımıza. Kendisine can yoldaşı görürdü, yetişkin gibi görürdü; ama çocukluğumuzu yaşamamıza da izin verirdi. Bahçede piknik yapmak için arkadaşlarla sözleşirdik örneğin; herkes eve koşardı, annesinden izin ve de birkaç parça yiyecek almaya, çoğu çocuk azarı yiyip dönerken, annem bize özene bezene yiyecek bir şeyler hazırlar, verirdi elimize. Öylesine tatlıydı, öylesine tontondu işte.. Hala da öyle benim canın annem...






Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...