7 Ağustos 2013 Çarşamba

NEHİR 2 YAŞINDA

Nehir birkaç gün önce 2 yaşını doldurdu, artık kocaman bir kız oldu. Doğum gününü henüz kutlamadık ama hazırlıklar başladı, önümüzdeki Pazar günü kutlayacağız. Artık herşeyi anlayan ve bilen Nehir hanım doğum gününü de sabırsızlıkla bekliyor. "Anne benim resmimi asıcaaz, mumları üfliceez, iyi ki doğduunn Neehiirrr söyliceez" diye anlatıyor bana.

Nehir'in doğum günü gecesi geç saate kadar uyanıktım ve kendi başıma kalıp 2 yıl önceki Nehir'in doğumunu hatırlayınca çok ağladım, çok duygulandım. Baksanıza ne kadar da minikti ve simdi ne kadar büyüdü. Yıllar hep böyle hızlı akarsa yandık, Nehir' in o kadar da hızlı büyümesini istemiyorum ben.  



Nehir ne alemde derseniz, bu aralar 2 yaş sendromlarını yaşıyoruz. En basit ifadesiyle herşeye muhalefet bir Nehir var karşımızda, herşeye itiraz eden ve tersinin yapılmasını isteyen bir Nehir. Allahtan eşim de ben de çok sabırlı ve sakiniz ve bu sayede hafif seyrediyor sendromumuz. Nehir'le inatlaşmamaya gayret ediyoruz, yapılabilecek isteklerini yerine getirmeye, tehlikesi olmayan yapmak istediği şeylere müsade etmeye, ama yapmaması gereken tehlikeli şeyler istediğinde de dikkatini başka yöne çekmeye çalışıyoruz. Bu dönemde yapılması gereken de buymuş sanırım; " hayır yapmayacaksın" şeklinde çocukla inatlaşmanın hiçbir manası olmadığı gibi çocuğu öfke nöbetine sokmaktan başka bir işe de yaramazmış. Ayrıca 2 yaş çocuğuna uzun uzun açıklamalar yaparak onu ikna etmeye çalışmak da bu dönem için yersizmiş, uzun açıklamalarımızı 3 yaşa doğru dinleyip anlamaya başlayacaklar. En güzeli dikkatini dağıtmak ve o tutturduğu şeyi unutturmak. 

Nehir Allah'tan sinirli ve öfkeli bi çocuk değil ve 2 yaş sendromu dediğimiz halleri çoğu zaman eşim ve beni çok güldürüyor. Birkaç örnek diyaloğumuzu anlatayım:

Tatilde kahvaltıdan sonra Nehir soruyor; 
- Büyük havuza gidelim mi anne? 
- Tamam kızım gidelim.
- Hayıırrr denize gidelim.
Sanki öneriyi yapan kendisi değil başkası :-)

Nehir önce birşeyi yapmak için izin ister; ama tek şansınız izin vermektir, hayır diyemezsiniz.
- Bunu alabilir miyim anne?
- Kızım o sana göre bişey değil, alma onu.
- Hayıırrr alıcammm.
E be kızım neden soruyosun madem :-)

Bir yerlerde okumuştum, "çocuğunuza jandar-ma dediğinizde jandar-cam diye yanıt veriyorsa bilin ki 2 yaş sendromuna çoktan girmişsiniz diye; eşime anlattığımda çok güldü ve deneyeceğim mutlaka Nehir'e dedi.
Ve birkaç gün önce bir sabah 2 yaş sendromunu bilimsel olarak kanıtladı :-)
Babası: Nehir jandar-ma
Nehir: E-eeehhh jandar-cam ...

Bazen bu şekilde mızmız ve inatçı olan Nehir bazen de o kadar şeker oluyor ki anlatamam. Mesela dün akşam iş çıkışı Nehir'i annemden aldık eve dönerken arabada onunla sohbet ediyordum. 
"Nehirciğim ben seni çok özledim bugün, sen de özledin mi anne babayı?" dedim.
"Babamı özledim" dedi.
Ben babasına dönüp "bak babası seni çok özlemiş Nehir" vs anatırken Nehir bana dönüp
"Seni çok seviyorum anne" demez mi.. 
Bu durup dururken ve kendiliğinden gelen -seni seviyorum- o kadar mutlu etti ki beni.

Nehir'in anlama ve öğrenme hızı ve de hafızası bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bazen öyle şeyler söylüyor ki eşim ve ben birbirimize bakıp kalıyoruz, bunu nereden öğrendi acaba şeklinde. Hiçbirşeyi unutmuyor, bir kez kendisine balon aldığımız alışveriş merkezine günler sonra ikinci kez gittiğimizde "balon alalım mı" diyor örneğin. Mekanı tanımasına mı şaşırayım yoksa oradan daha önce balon almış olduğumuzu hatırlamasına mı.

Ya da örneğin biz tatildeyken birgün babasını kaybetmiş küçük bir kız ağlıyordu, ismi Nisan Naz mış. Eşim kızı alıp götürdü, babasını arattırdı vs. Nehir bu kızı hala unutmadı, kızım tatilde babasını kaybetmiş kızın adı neydi diyorum, Nisaan diyor hemen, nasıl ağlıyordu diyorum, "üü üüüü babamm nerdeee" diye taklidini yapıyor.

Hep örnekler tatilden ama en taze anılarımız olduğu için sanırım; tatil dönüşü bizi havaalanına götürmek için alan araçta bir bayan vardı, bayanın kırmızı ojeleri Nehir',n çok ilgisini çekti "tırnakların ne güzel" diye baktı vs ve bayan çantasından ojesini çıkarıp Nehir'e verdi, "akşam annen sana da sürsün dedi. Ben normalde kokusu Nehir'e dokunur diye kendim bile oje sürmüyorum ve ojeyi hemen çantama attım, nasılsa Nehir akşama kadar unutur diye düşündüm. Saatler sonra eve döndük, evde de birkaç saat geçirdik hatta, Nehir yanıma gelip " anne tırnaklarıma sürcektin, hadi sür" diye tutturdu. 

Nehir'in çok iyi bir müzik kulağı olduğunu gözlemliyorum- bu konuda uzman olmasam da. Müzik dinlemeyi çok seviyor öncelikle. Bu sıralar çok sevdiği ingilizce şarkıların videolarını defalarca izliyoruz internetten, çoğunun sözlerini de ezbere biliyor artık. Bu beni çok mutlu ediyor, en azından ileride ingilizce eğitimine başladığında kulak aşinalığı olacak. Geçenlerde de tesadufen okuduğum ingilizce öğretmeni akademisyen bir annenin bloğunda, çocuklara küçük yaşta ingilizce eğitimiyle ilgili ipuçlarında tam da bizim şu sıralar dinlediğimiz ingilizce şarkılara yer vermiş olması çok hoşuma gitti. 

Nehir'in ezbere bildiği ingilizce şarkılardan bazıları:

I am a music man,
I come from far away,
And i can play, what can you play?
I play the piano
Pia-pia-piano Piano Piano
Pia-pia-piano Pia-Pia No 
----- 
Skidamarink a-ding a-ding
Skidamarink a-doo
I love you 
I love you in the morning, and in the afternoon
I love you in the evening, and underneath the moon
----- 
There was a farmer  who had a dog
The BINGO was his name-O
B-I-N-G-O, B-I-N-G-O
The Bingo was his name-O 
------ 
Five little monkeys jumping on the bed
One fell-off and bumped his head
Mama called the doctor and the doctor said
No more monkeys jumping on the bed.

Bu şarkıya çok gülüyor, özellikle doktorun kalın sesiyle "no more monkeys jumping on the bed" dediği kısmına, kendi aramızda da şarkının canlandırmasını yapıyoruz bazen, ben anne, babası da doktor oluyor. Nehir yatakta zıplıyor ve şakacıktan kafasını vuruyor, ben de doktoru arıyorum, ve babası parmağını sallayarak ve kalın bir sesle "Nehir bidaha yatakta zıplamasın" diyor. Nehir bayılıyor. Bazen kuzenleriyle ilgili yatakta zıplama hikayesi uydurup anlatıyorum ona ve o sayede yemeğini yedirdiğim oluyor. "Mustafa Sarp birgün yatakta zıplarken düşmüş hemen Türkan yengen doktoru aramış, buyrun ben doktor hamit diye açmış doktor amca......"   vs :-) 
------

Deady finger deady finger where are you?
Here i am, here i am
How do you do ?  (Nehir bu kısmını "ben büyüdüm" olarak söylüyor, öyle anlıyor demek ki :-)
Mommy, brother, sister ve baby finger olarak devam ediyor şarkı. 

Parmaklarımızı oynatarak söylüyoruz, çok seviyor Nehir. Parmaklarını gösteriyor bazen bana "anne bak baby finger" diyor. "Parmak ailesini söyleyelim anne" diyor istediği zaman.

Bu şarkının biraz farklı türkçe versiyonunu da söylüyoruz. 
Baş parmağım, baş parmağım nerdesin, nerdesin
Nasılsın efendim,Teşekkür ederim
Parmak kaç, parmak kaç 
----

The wheels on the bus go round and round
Round and round, round and round
The wheels on the bus go round and round
All through the town

Bu şarkı çok uzun, Nehir diğer bölümlerini de söylüyor. "Tekerlekler dönüyor" şeklindeki türkçe versiyonunu da söylüyor. Dansı da var bu şarının ve birlikte yapıyoruz, çok hoşuna gidiyor.

Tatilde türkçe pop'a da el attı Nehir hanım. Babası usb'ye yeni çıkan bazı şarkıları yüklemiş ve odada olduğumuz saatlerde Nehir sıkılmasın diye açıyordu. Nehir hanım kapıverdi birkaç şarkı. Şimdi araba yolculuklarında da açtırıyor sevdiği şarkıları. Atiye-Soygun var şarkısını ardı ardına yol boyu dinlediğimiz zamanlar oluyor.
Atiye dışında Demet Akalın- Türkan ve Giderli Şarkılar, Burcu Güneş-Gül Kokusu, Sertap Erener- Umrumda Değil favori şarkıları bu aralar. 

Burcu Güneş'in şarkısını ezberlemiş de:

Gül kokusu kalır sana dokunanın elinde, elinde
Sanmaki kalp yaşar yalanların himayesinde
Zulümler diken olur, hercai hevesinde
Unutma dikenin güzelliği yalnız gül sayesinde

Anlamını bile bilmediği bu kadar zor kelimeleri nasıl öğrenip, ezberliyor ben bile şaşıyorum. 

Fiziksel gelişim olarak da fena gitmiyoruz; Nehir artık tutunarak merdiven çıkıp inebiliyor, biryerden geldiğimizde ayakkabılarını,çoraplarını kendisi çıkarıyor, lavaboda ellerini yıkıyor, kendi çatalıyla makarna, minik doğranmış karpuz vs yiyecekleri yiyebiliyor.

Köpek dişlerimiz de çıktı ve 16 dişi tamamlayıp son en arka azıları beklemeye başladık. Onlar da 2 yaş ve sonrasında çıkarmış zaten. Bu aralar geceleri yine huzursuz olmasından ve çok sık uyanmasından şüpheleniyorum fakat ağzını açtırtıp bakamıyorum dişler kabarmış mı diye.

Hala emzik emiyor Nehir. Tatil ve doğum gününü atlatmayı, hem de diş sıkıntılarının geçmesini bekliyordum bıraktırmak için. Eğer arka azılar zorluk vermezse aysonu bu konuya eğileceğim sanırım. Tuvalet eğitimine henüz başlamadık. Onun için de aynı şekilde 2 yaş sonrasını ve bazı işaretleri bekliyordum Nehir'den hazır olduğuna dair. Şu sıralar o sinyalleri alıyorum sanırım ve Eylül başı çıkacağım iznimde denemelere başlayabiliriz diye düşünüyorum.

Oyuncaklara fazla bir düşkünlüğü yok Nehir'in, varsa yoksa oyun hamuru. "Playdoo oynayalım anne, benim playdoom nerde anne" sürekli oynasa sıkılmıyor. Bir de birlikte yaptığımız aktiviteleri seviyor, bazen yanıma gelip "anne aktiviti yapalım" diye tutturuyor. Kitaplarını, dergileri, stickerları, boyama yapmayı çok seviyor hala. Bazen çekmecesinden kitaplarını kendisi çıkarıp, odasının yerine seriyor ve kendi kendine okuyup anlatıyor. En sevdiği kitap Ayıcık ve Ben şu sıralar, geçenlerde kitabı çıkarmış, odasında yere oturmuş anlatırken sessizce uzaktan izledim " sen yüzemiyo musun ayıcık, merdivenleri çıkamıyo musun....." diye anlatıp duruyordu. Bir de Bebek Koala Doğum Günü kitabını seviyor.Küveti doldurup, banyo oyuncaklarıyla birlikte içine girmeyi ve de parka gitmeyi çok seviyor her çocuk gibi. 

Nehir'le ilgili yazılacak anlatılacak çok şey var, ama bilgisayarın başına oturup yazmaya başlayınca unutuyorum çoğu şeyi; hatta çoğu zaman eşim blog yazılarımı okuduktan sonra, "şunu yazmamışsın, bunu anlatmamışsın" şeklinde uyarıyor beni. Ben de bazen diyorum Nehir'in akla ziyan cümlelerini ve bizi şaşırttığı o anları unutmamak için hemen not alacağım artık diye. 















Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...