30 Haziran 2013 Pazar

ESKİŞEHİR GEZİMİZ

Geçtiğimiz hafta sonu uzun zamandır planladığımız, günübirlik Eskişehir gezimizi gerçekleştirdik. Eşim, Nehir ve ben sabah erkenden hazırlanıp çıktık yola. Sabah tam 7.00 da evimizden çıktık ve tam 10.00 da Eskişehir'e varmıştık. Gezip görmek istediğimiz çok yer vardı Eskişehir'de;

İlk olarak tüm Eskişehir'i gören harika bir manzarası olan Şelale Park'a gittik. Burada Eskişehir'in meşhur çiğ böreğini yiyip, bir çay içerek güne başlamaktı niyetimiz ama çiğ börek için henüz saat erkenmiş, kısmet başka bir mekana deyip gözlemelerin tadına baktık. Nehir tüm garson abilerinin ve cafedeki misafirlerin ilgi odağı olmayı yine başardı, yine ortama ışık ve ses kattı.. Kendisi de ortalıkta koşup eğlendi.


















İkinci durak Odunpazarı. Tarihi Odun Pazarı Evleri'ni, lüle taşı eserleriyle meşhur Atlıhan Çarşıyı, Cam Sanatları Müzesini, Külliye'yi gezdik. Ufak tefek hediyelikler aldık, bir cafede biraz soluklandıktan sonra Sazova Parkı'na gitmek için yeniden yola düştük.

Odunpazarı samimi, sıcak ve el emeği göz nuru sanat eserleri açısından zengin bir yer. Nehir kendisi için, bir küçük bir büyük iki adet ahşap pinokyo ile, tamamen elle oyulmuş ahşap bir fil yap-bozu seçti.














Fotoğraflarını görüp, eşime "ne kadar harika bir yer, bir gün gider miyiz biz de" dediğim Sazova Parkı'ndayız işte. Gerçekten de harikalar diyarı gibi bir park yapmışlar; Masal şatosu, korsan gemisi, gezi treni, yemyeşil çimler harika görüntüler oluşturuyor; bu masalsı görüntü de yeni evlenen çiftlerin gelin-damat foto çekimleri için bulunmaz bir yer yapıyor parkı. Abartısız yirmiye yakın çift görmüşüzdür. Nehir burada en çok gezi treniyle gezmeyi, korsan gemisine binmeyi sevdi, bir de Bilim Müzesi girişindeki, bir ipi çekerek kocaman otomobili kaldırdığımız kaldıraç deneyini; o ipi bırakmak istemedi. :-) Bu arada Bilim Müzesi'ni gezemedik çünkü 5 yaş altı için uygun olmadığını söylediler, bir dahaki gelişimize erteledik.
































Son olarak meşhur Porsuk Çayı'na gittik, burası çok çok hoşuma gitti; posuk çayı içinde gezinti gondolları, dört biryandan gelen müzik sesleri, cadde üzerinde cafeler, çay bahçeleri, ellerinde dondurmalarıyla gezenler, el ele kol kola çiftler, tezahürat yapan Es-Es taraftarları ile cıvıl cıvıl, capcanlı bir cadde. Nehir arabasında yorgunluktan uyuyakaldı, o gürültüde bile uyanmadı; biz biraz caddeyi turladık, biranda gözüme ilişen çibörek cafeye koşar adımla gittik, e Eskişehir'e gelip de çiğ börek yemeden dönmek olmazdı-)











Ve mutlu bir günü harika anılarla tamamlayıp, akşam 19 gibi Eskişehir'den ayrıldık.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...