27 Kasım 2012 Salı

HAMİLELİK GÜNLÜĞÜ...


Nehir'e hamileyken bir hamilelik günlüğü tutmak istemiştim. Ancak çalışma hayatı, sağlık problemleri vs derken istediğim sıklıkta yazamamıştım. Geçenlerde yazdıklarımı okurken geçmişe gittim, duygulandım. Hamilelik günlüğüm de Nehir'in sayfalarında yerini almalı diye düşündüm.

İşte o sayfalar....


15 ŞUBAT 2011 SALI
Uzun zamandır bir gebelik günlüğü tutmak aklımda, ancak edebi yönüme ve yazarlığıma fazla güvenmediğimden bir türlü başlamaya cesaret edemedim. Güzel sözler söyleyemem, hislerimi ifade edemem. Ancak bu sefer içimdeki minik can belki bana yardım eder diye düşünerek kalemi aldım. En başından bu yana olanları özetleyerek başlamak istiyorum.

Çok okudum, çok çalıştım, hayatımda hep dersler ve çalışmak vardı; o zamanlar ne evliliği hayal ederdim ne de kendimi anne olarak gözümde canlandırmışlığım vardı. Eşimle evlenmek hayatımdaki en büyük güzelliklerden biriydi. 1,5 yıllık evliliğimizde çok çok  mutlu günlerimiz oldu; hatta hiç üzgün, kavgalı günümüz olmadı diyebilirim. @ (buraya bir nazar boncuğu çizmek istedim.) Evlendiğim andan itibaren annelik içgüdüleri devreye girdi, anne olmayı hep istedim. Ama 1-2 yıl sabredelim dedik eşimle.. İstediğimiz anda da hemen geldi mucizemiz. Dileğim bu günlüğü sağlıklı ve mutlu şekilde tamamlayabilmek.


Hamileliğimi nasıl öğrendiğimden kısaca bahsedeyim. Evde yaptığım pozitif çıkan bir test; ne Teber ne de ben emin olamıyoruz sonuçtan. Kan testi yaptırmadan da inanamayacağız belli ki. Günlerden Cumartesiydi. 2 tane klinik gezdik, haftasonu olduğu için yapmadılar test. Ertesi gün Pazar, bir büyük hastaneye gittik. Kan verdim, 2 saat sonra sonucu aldık laboratuvardan: BHcg 221. Altta açıklamlar var;  >4500 ise 4-5 haftalık hamilesiniz diyor. Birşey anlamadım ama değer çok düşük geldi gebe değilim sandım, ağlamaklı oldum. Eşim dur yapma dedi, bir doktora gösterelim. Acil servis doktorundan rica ettik; baktı teste, "tebrikler, gebesiniz" dedi. 

Allah'ım, inanamıyorum!!   


1 hafta sonra bebeğimin kesesini gördük,
2 hafta sonra kalp atışlarını,
5 hafta sonra 4,2 cm olmuştu. Eli, kolu, yüzü, gözü belliydi. hıçkırır gibi hareketler yapıyordu, çok çok tatlı bir parmak bebek... Yeni bir çizgi film izlemiştik eşimle "Ejderhanı Nasıl Eğitirsin" Baş kahramanının adı HIÇKIDIK. Biz de hıçkıdık diyoruz bebeğimize. Çok çok seviyoruz hıçkıdığımızı.

İşte bizim hıçkıdığımızın fotoğrafı..



YEME DÜZENİ

5. Haftadan beri iştahım az. Eskiden sevdiğim şeylerden artık tiksinir oldum. İlk 3 ay önemli değil dedi doktorum, çünkü bebek senin kanından besleniyor.

Ama son kontrolde artık yemeye başlamalısın dedi. Önerilerde bulundu.

Şimdi bebeğim için kendimi zorluyorum, süt içemiyordum örneğin, bu sabah corn flakes yedim 200 ml süt ile.Bu benim için başarı. Yumurtadan da iğrenmiştim ama kaç gündür her sabah 1 tane yiyorum.

Hepsi senin için yavrum. Sen de biran önce büyü, serpil. Babanla ikimiz seni çok seviyoruz unutma. Biz babanla birbirimizi de çok seviyoruz. Umarım sana ihtiyaç duyduğun sıcacık, huzurlu yuva ortamını sağlayabiliriz, umarım sen çok mutlu bir çocuk olursun...




CİNSİYET MESELESİ

19 Şubat 2011 bebeğimin 2'li testi için ense kalınlığı ölçüldü. 1,4 cm çıktı, normal dedi doktor, bir sorun yokmuş. Kan da verdim, sonuçları 1 hafta sonra çıkacak.

Doktor tam 12 hafta+2 günlük dedi. cinsiyetinin belli olmasını umut ediyordum bu hafta. ama doktor yine söylemedi. :-(( Erken dedi. Cinsiyetine göre minik poposuna minik minik donlar alacaktım yavrumun. Daha hiçbir şey almadım.

Neyse yavrum iyi olsun da annesi ona neler neler, ne ciciler alır. Yeter ki iyi olsun. Babası da alır. Babası çok seviyor yavrusunu şimdiden.



26 ŞUBAT 2011

2'li test sonuçlarımızı aldık. Çok şükür riskler düşük çıktı. Sadece yaşa bağlı risk biraz yüksek çıktı, o da 30 yaş için sabit bir parametreymiş, onu değiştirmemizin bir yolu yok.

Bu hafta doktor sadece test sonuçlarına baktı ve yorumladı. Ultrasonda göstermedi bebeğimi, doktor çıkışı ağladım :-(( 3 hafta sonraya randevu verdi. Daha 3 hafta bebeğimi göremeyeceğim, çok üzüldüm :-((




02 NİSAN 2011

Kızımız olacakmış... Prensesimiz geliyor. Çok çok mutluyuz. Anneanneler, babaanneler, teyze, hala, dayı, herkes çok sevindi. Herkes kıza çok hasretmiş.

Kızım 1 haftadır tekmelere başladı. Babası da hissedebiliyor.


Cinsiyeti öğreneli ve de tekmelerini hissedeli babası iyice bağlandı kızına. Kızım diyor başka bir şey demiyor. Kanguru alacakmış kızını göğsünde taşımak için; sen çok taşıdın diyor bana.


5 Nisan akşamı alışverişe çıktık birtanemle, kızıma ciciler aldık; emzikler, biberonlar, saç fırçası, şampuan, pişik kremi... Kızım güzel günlerde kullansın inşallah.. Babasıyla kızımın yatağını da beğendik, cumartesi gidip alacağız- pembiş bir yatak; Cindy'li nevresimler de alacağım kızıma. Allah ömür verirse 3-4 yaşına geldiğinde de prenses odası yapacağım ona...




16 NİSAN 2011

Bugün 2. düzey detaylı ultrasonumuz vardı. Bağdat caddesinde Fetus Görüntüleme Merkezi'ne gittik. Perinatoloji uzmanı ultrasonda kızımın tüm organlarını inceledi. Allah'a şükür her şey yolunda dedi. 

Kızım 348 gram. Kocaman genç kız oldu.   

Ben dün işten izin alıp mothercare mağazasına gittim. Bir sürü pembiş pembiş ciciler aldım kızıma. Bugün de babasıyla tekrar gittik; bir tulum daha aldık: gezme tulumu. :-) Genç kız giysileri de var artık benim cimcimemin.

Akşam eve geldiğimizde komik bir şey oldu. Ayaklarımı uzatmış dinleniyordum. Benim yaramazım hareketlendi, sanki içeriden 2 ayağını (ya da ellerini) dayamış itiyordu karnımı, inanılmaz geriliyordu karnım. aşkım koş, dedim. Karnımı açtım, babasıyla bir baktık, karnımda gerginlik hissettiğim yer dışarı doğru sivrilmiş. Artık dışarıdan da görebiliyoruz kızımızın hareketlerini. Çok heyecanlı bir andı. Ah.. Şu anda da bir minik tekme attı yavrum. Ondan bahsettiğimi hissetti sanırım :-)


Canım yavrum! Sana dünyaları almak, çok iyi bir hayat sunmak istiyorum. Umarım Allah nasip eder.




21 NİSAN 2011

Yarın 2. doz tetanoz aşım var. Sonra da Hülya hanıma kontrole gideceğim. İnşallah güzel geçer kontrolüm, bebeğim sağlıklıdır, keyfi yerindedir inşallah. Detaylı ultrason sonuçlarına bakacak doktorum.

Cumartesi günü babamızla Eminönü'ne gitmeyi planlıyoruz. Kızımızın eksiklerini tamamlayacağız inşallah. 

Neler aldığımızı yazarım.

-------------------------------------------------------

Eminönü'ne gittik. Kızımız için bir sürü ciciler aldık. Penye battaniyeler, nevresim takımı, çoraplar, patik, emzirme minderi... Daha bir dolu şey. Bebek şekerlerini de aldık. Şimdi bu şekerler için süslü bir sepet ve kapı süsü alacağız, o da hastane odası için.


Kızıma dünyaları alsam yetmiyor sanki. Artık kendimizi unuttuk, herşey onun için...  




27 EYLÜL 2011

Bugün kızım 54 günlük oldu. Hamileliğimin son dönemlerini günlüğe hiç yazmadığımı fark ettim. Sebebini düşündüm, son dönemler biraz sıkıntılı, problemliydi. Sanırım kötü anıları biriktirmek istemediğimden yazmadım. Ama kısaca bahsetmek gerekirse; bebeğimin gelişimi olması gereken değerlerin biraz gerisinden geliyordu, kızım biraz minyondu alt tarafı ama doğmadan içeride tam olarak neler olup bittiğini bilemediğimizden endişe ediyorduk yine de. Bir de erken doğum riski vardı, haftada 2 günümüz doktorda, kontrolde geçiyordu. 32. haftada işten izne ayrıldım, evde dinleniyordum.

Burada günlüğüme hepinizin bildiği doğum öykümü yazmışım. İşte linki.




06.11.2011
Bugün kurban bayramının 1. günü. Kızım ilk kez bu kadar uzun gezmelere çıktı. Bayramlık giydi, harçlık topladı. 5.400 gram olmuş kızım, artık giydikleri yakışıyor. Bugün pembe gömlek, kot tulum ve pembe külotlu çorap giydi; herkes çok sevdi kızımı. Araba yolculuğunu da sevdi, arabada hep uyudu. 

Akşam eve geldiğinde rahatsızlandı ama. Sütünü içerken birden kustu, çok korktum. O hasta olmasın dayanamıyorum, kıyamıyorum.

Şimdi biraz uyudu. İnşallah bu gece güzel uyur, dinlenir ve kendine gelir.

Bense iyi değilim hiç, uykum kaçtı...



GÜNLÜĞÜME SERBEST YAZDIKLARIM
Allah'ım! Kızımı meleklerinle koru, ona güzel bir alın yazısı yaz; seven, sevilen bir insan olsun, üzüntü ne bilmesin, rahat yaşasın, fırsatlar önüne gelsin hep, o da değerlendirmesini bilsin; annesi gibi her şeyi tırnaklarıyla kazıyarak elde etmek zorunda kalmasın, mütevazı olsun ama bu mütevazılık yüzünden hor görülmesin insanlar tarafından. Büyük insan olsun, ayakları yere bassın, okusun, mutlu olsun, hep gülsün, hiç ağlamasın...  Annesinden hiç ayrılmasın (canım o benim), hevesleri kursağında kalmasın...

KIZIM: O benim küçük dünyam. 3 aydır evde birlikteyiz ve ben 2 ay sonra işe başlayacağım, ondan nasıl kopacağım hiç bilmiyorum.

Onun o küçücük ellerine dokunmak, gülüşünü izlemek, bana bakışı, anlarmış gibi dinleyişi; hayatta görüp görülebilecek en güzel şeyler.

EŞİM: İlk aşkım, hayatta sevdiğim tek adam ve kızım da bizim birbirimize hediyemiz; o da başka bir aşk.

ANNELİK: en yüce duygu derlerdi, doğruymuş. Artık annemi o kadar iyi anlıyorum ki, yüreğim o kadar yufka ki, artık olur olmaz ağlıyorum; çocuklarla ilgili bir habere, filme, belgesele, şarkıya dayanamıyorum.
Annem seni çok seviyorum, kızım beni çok sev istiyorum..
Sevmek, sevilmek çok güzel, bunu eşimle tattım, ömür boyu sürsün istiyorum. Allah'ım nasip et....  









Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...