30 Kasım 2012 Cuma

BEBEKLERDE SÜT DİŞLERİNİN BAKIMI

Son doktor kontrolünde doktorumuz, Nehir'in dişlerini artık günlük olarak temizlememiz gerektiğini söyledi.Temizliği diş fırçasıyla macunsuz olarak fırçalayarak ya da temiz bir gazlı bezle yahut mendille dişlerini silerek yapabileceğimizi söyledi.

Biraz araştırma yaptım. Süt dişlerinin bakımı oldukça önemliymiş. Çoğu zaman, süt dişleri nasıl olsa dökülüp yenilenecek bu yüzden de çürükler oluşsa dahi fazla önemli olmayabilir, şeklinde bir yanılgıya düşülebiliyor olsa da aslında süt dişlerinin köklerinde, diş etlerinde gömülü şekilde ileride çıkacak kalıcı dişlerin tomurcukları yer alıyormuş. Süt dişlerinde çürük ya da iltihap oluşması, sonradan çıkacak kalıcı dişlerde de bozukluklara yol açabiliyormuş. Ayrıca süt dişlerinin çürükler nedeniyle çekilmesi, erken kaybedilmesi daimi dişlerin gömülü kalmasına ya da yanlış yerden çıkmasına, çarpıklıklara neden olabiliyormuş.

Öte yandan süt dişlerinin çürümesi ya da iltihaplanması bebekte çiğneme sırasında ağrı ve acı hissine neden olacağından zamanla iştahsızlık yaratabilir bu da gelişim geriliğine dahi sebep olabilirmiş.

Peki bu kadar önemli olan süt dişlerinin bakımı, temizliği ve sağlığı için neler yapabiliriz, ne gibi tedbirler alabiliriz? 

- Öncelikle ilk dişler çıkar çıkmaz günde 2 kez diş temizliği yapılmaya başlanmalıdır. Sabah ve akşam steril gazlı bez ya da tülbentle dişler silinmeli, 1-1,5 yaşından itibaren de bebekler için olan yumuşak diş fırçası ile dişler fırçalanmalıdır. Bu çağlarda henüz diş macunu kullanmaya gerek yoktur. 2,5-3 yaşlarından itibaren florid içermeyen diş macunları kullanılmaya başlanabilir. Bebek 2 yaş civarında diş fırçasını kendisi kullanmak isteyebilir; ancak motor gelişimi olarak henüz doğru şekilde dişlerini fırçalamaya hazır olmayacağından , bebek dişini fırçalamayı bitirdikten sonra bir de ebeveyni fırçalamayı tekrarlamalıdır. 


- Diş fırçası en geç 3-4 ayda bir yenisiyle değiştirilmelidir.


- Bebeğin süt ya da suyunun içine bal, pekmez, bisküvi gibi şekerli gıdaların katılması bırakılmalı, şekerli gıdalar veriliyorsa da hemen arkasından dişler temizlenmelidir.


- Gece son kez dişleri temizledikten sonra bebek biberonla beslememelidir. Çünkü biberonla beslenirken ya da emerken bebeğin dişleri süt içerisinde kalmakta bu da bakterilerin üremesi için uygun ortamı yaratmaktadır. Bu da biberon çürüğü denen çürüklere neden olmaktadır. İlla ki bebek emzirilir ya da biberon verilirse de arkasından çok az su içirilerek en azından ağzın içinin yıkanması sağlanmalıdır.






Ben Nehir için Rocs marka bu yumuşak diş fırçasını sipariş ettim, kargomuz gelir gelmez ilk fırçalama denemelerimize başlayacağız. Şimdilik macun kullanmamayı planlıyorum. İşimiz bittiğinde fırçamızı güzelce yıkayıp yukarıda gördüğünüz zürafa şeklindeki hijyenik diş fırçası kabımıza koyup kaldıracağız. Bu kap diş fırçasını her türlü toz, kir ve bakteriden koruyor; fırçayı yaklaştırdığınızda el değmeden otomatik olarak açılıyor ve arkasındaki vakumlu askılığı sayesinde banyonuzun dilediğiniz bir köşesine asabiliyorsunuz.



27 Kasım 2012 Salı

HAMİLELİK GÜNLÜĞÜ...


Nehir'e hamileyken bir hamilelik günlüğü tutmak istemiştim. Ancak çalışma hayatı, sağlık problemleri vs derken istediğim sıklıkta yazamamıştım. Geçenlerde yazdıklarımı okurken geçmişe gittim, duygulandım. Hamilelik günlüğüm de Nehir'in sayfalarında yerini almalı diye düşündüm.

İşte o sayfalar....


15 ŞUBAT 2011 SALI
Uzun zamandır bir gebelik günlüğü tutmak aklımda, ancak edebi yönüme ve yazarlığıma fazla güvenmediğimden bir türlü başlamaya cesaret edemedim. Güzel sözler söyleyemem, hislerimi ifade edemem. Ancak bu sefer içimdeki minik can belki bana yardım eder diye düşünerek kalemi aldım. En başından bu yana olanları özetleyerek başlamak istiyorum.

Çok okudum, çok çalıştım, hayatımda hep dersler ve çalışmak vardı; o zamanlar ne evliliği hayal ederdim ne de kendimi anne olarak gözümde canlandırmışlığım vardı. Eşimle evlenmek hayatımdaki en büyük güzelliklerden biriydi. 1,5 yıllık evliliğimizde çok çok  mutlu günlerimiz oldu; hatta hiç üzgün, kavgalı günümüz olmadı diyebilirim. @ (buraya bir nazar boncuğu çizmek istedim.) Evlendiğim andan itibaren annelik içgüdüleri devreye girdi, anne olmayı hep istedim. Ama 1-2 yıl sabredelim dedik eşimle.. İstediğimiz anda da hemen geldi mucizemiz. Dileğim bu günlüğü sağlıklı ve mutlu şekilde tamamlayabilmek.


Hamileliğimi nasıl öğrendiğimden kısaca bahsedeyim. Evde yaptığım pozitif çıkan bir test; ne Teber ne de ben emin olamıyoruz sonuçtan. Kan testi yaptırmadan da inanamayacağız belli ki. Günlerden Cumartesiydi. 2 tane klinik gezdik, haftasonu olduğu için yapmadılar test. Ertesi gün Pazar, bir büyük hastaneye gittik. Kan verdim, 2 saat sonra sonucu aldık laboratuvardan: BHcg 221. Altta açıklamlar var;  >4500 ise 4-5 haftalık hamilesiniz diyor. Birşey anlamadım ama değer çok düşük geldi gebe değilim sandım, ağlamaklı oldum. Eşim dur yapma dedi, bir doktora gösterelim. Acil servis doktorundan rica ettik; baktı teste, "tebrikler, gebesiniz" dedi. 

Allah'ım, inanamıyorum!!   


1 hafta sonra bebeğimin kesesini gördük,
2 hafta sonra kalp atışlarını,
5 hafta sonra 4,2 cm olmuştu. Eli, kolu, yüzü, gözü belliydi. hıçkırır gibi hareketler yapıyordu, çok çok tatlı bir parmak bebek... Yeni bir çizgi film izlemiştik eşimle "Ejderhanı Nasıl Eğitirsin" Baş kahramanının adı HIÇKIDIK. Biz de hıçkıdık diyoruz bebeğimize. Çok çok seviyoruz hıçkıdığımızı.

İşte bizim hıçkıdığımızın fotoğrafı..



YEME DÜZENİ

5. Haftadan beri iştahım az. Eskiden sevdiğim şeylerden artık tiksinir oldum. İlk 3 ay önemli değil dedi doktorum, çünkü bebek senin kanından besleniyor.

Ama son kontrolde artık yemeye başlamalısın dedi. Önerilerde bulundu.

Şimdi bebeğim için kendimi zorluyorum, süt içemiyordum örneğin, bu sabah corn flakes yedim 200 ml süt ile.Bu benim için başarı. Yumurtadan da iğrenmiştim ama kaç gündür her sabah 1 tane yiyorum.

Hepsi senin için yavrum. Sen de biran önce büyü, serpil. Babanla ikimiz seni çok seviyoruz unutma. Biz babanla birbirimizi de çok seviyoruz. Umarım sana ihtiyaç duyduğun sıcacık, huzurlu yuva ortamını sağlayabiliriz, umarım sen çok mutlu bir çocuk olursun...




CİNSİYET MESELESİ

19 Şubat 2011 bebeğimin 2'li testi için ense kalınlığı ölçüldü. 1,4 cm çıktı, normal dedi doktor, bir sorun yokmuş. Kan da verdim, sonuçları 1 hafta sonra çıkacak.

Doktor tam 12 hafta+2 günlük dedi. cinsiyetinin belli olmasını umut ediyordum bu hafta. ama doktor yine söylemedi. :-(( Erken dedi. Cinsiyetine göre minik poposuna minik minik donlar alacaktım yavrumun. Daha hiçbir şey almadım.

Neyse yavrum iyi olsun da annesi ona neler neler, ne ciciler alır. Yeter ki iyi olsun. Babası da alır. Babası çok seviyor yavrusunu şimdiden.



26 ŞUBAT 2011

2'li test sonuçlarımızı aldık. Çok şükür riskler düşük çıktı. Sadece yaşa bağlı risk biraz yüksek çıktı, o da 30 yaş için sabit bir parametreymiş, onu değiştirmemizin bir yolu yok.

Bu hafta doktor sadece test sonuçlarına baktı ve yorumladı. Ultrasonda göstermedi bebeğimi, doktor çıkışı ağladım :-(( 3 hafta sonraya randevu verdi. Daha 3 hafta bebeğimi göremeyeceğim, çok üzüldüm :-((




02 NİSAN 2011

Kızımız olacakmış... Prensesimiz geliyor. Çok çok mutluyuz. Anneanneler, babaanneler, teyze, hala, dayı, herkes çok sevindi. Herkes kıza çok hasretmiş.

Kızım 1 haftadır tekmelere başladı. Babası da hissedebiliyor.


Cinsiyeti öğreneli ve de tekmelerini hissedeli babası iyice bağlandı kızına. Kızım diyor başka bir şey demiyor. Kanguru alacakmış kızını göğsünde taşımak için; sen çok taşıdın diyor bana.


5 Nisan akşamı alışverişe çıktık birtanemle, kızıma ciciler aldık; emzikler, biberonlar, saç fırçası, şampuan, pişik kremi... Kızım güzel günlerde kullansın inşallah.. Babasıyla kızımın yatağını da beğendik, cumartesi gidip alacağız- pembiş bir yatak; Cindy'li nevresimler de alacağım kızıma. Allah ömür verirse 3-4 yaşına geldiğinde de prenses odası yapacağım ona...




16 NİSAN 2011

Bugün 2. düzey detaylı ultrasonumuz vardı. Bağdat caddesinde Fetus Görüntüleme Merkezi'ne gittik. Perinatoloji uzmanı ultrasonda kızımın tüm organlarını inceledi. Allah'a şükür her şey yolunda dedi. 

Kızım 348 gram. Kocaman genç kız oldu.   

Ben dün işten izin alıp mothercare mağazasına gittim. Bir sürü pembiş pembiş ciciler aldım kızıma. Bugün de babasıyla tekrar gittik; bir tulum daha aldık: gezme tulumu. :-) Genç kız giysileri de var artık benim cimcimemin.

Akşam eve geldiğimizde komik bir şey oldu. Ayaklarımı uzatmış dinleniyordum. Benim yaramazım hareketlendi, sanki içeriden 2 ayağını (ya da ellerini) dayamış itiyordu karnımı, inanılmaz geriliyordu karnım. aşkım koş, dedim. Karnımı açtım, babasıyla bir baktık, karnımda gerginlik hissettiğim yer dışarı doğru sivrilmiş. Artık dışarıdan da görebiliyoruz kızımızın hareketlerini. Çok heyecanlı bir andı. Ah.. Şu anda da bir minik tekme attı yavrum. Ondan bahsettiğimi hissetti sanırım :-)


Canım yavrum! Sana dünyaları almak, çok iyi bir hayat sunmak istiyorum. Umarım Allah nasip eder.




21 NİSAN 2011

Yarın 2. doz tetanoz aşım var. Sonra da Hülya hanıma kontrole gideceğim. İnşallah güzel geçer kontrolüm, bebeğim sağlıklıdır, keyfi yerindedir inşallah. Detaylı ultrason sonuçlarına bakacak doktorum.

Cumartesi günü babamızla Eminönü'ne gitmeyi planlıyoruz. Kızımızın eksiklerini tamamlayacağız inşallah. 

Neler aldığımızı yazarım.

-------------------------------------------------------

Eminönü'ne gittik. Kızımız için bir sürü ciciler aldık. Penye battaniyeler, nevresim takımı, çoraplar, patik, emzirme minderi... Daha bir dolu şey. Bebek şekerlerini de aldık. Şimdi bu şekerler için süslü bir sepet ve kapı süsü alacağız, o da hastane odası için.


Kızıma dünyaları alsam yetmiyor sanki. Artık kendimizi unuttuk, herşey onun için...  




27 EYLÜL 2011

Bugün kızım 54 günlük oldu. Hamileliğimin son dönemlerini günlüğe hiç yazmadığımı fark ettim. Sebebini düşündüm, son dönemler biraz sıkıntılı, problemliydi. Sanırım kötü anıları biriktirmek istemediğimden yazmadım. Ama kısaca bahsetmek gerekirse; bebeğimin gelişimi olması gereken değerlerin biraz gerisinden geliyordu, kızım biraz minyondu alt tarafı ama doğmadan içeride tam olarak neler olup bittiğini bilemediğimizden endişe ediyorduk yine de. Bir de erken doğum riski vardı, haftada 2 günümüz doktorda, kontrolde geçiyordu. 32. haftada işten izne ayrıldım, evde dinleniyordum.

Burada günlüğüme hepinizin bildiği doğum öykümü yazmışım. İşte linki.




06.11.2011
Bugün kurban bayramının 1. günü. Kızım ilk kez bu kadar uzun gezmelere çıktı. Bayramlık giydi, harçlık topladı. 5.400 gram olmuş kızım, artık giydikleri yakışıyor. Bugün pembe gömlek, kot tulum ve pembe külotlu çorap giydi; herkes çok sevdi kızımı. Araba yolculuğunu da sevdi, arabada hep uyudu. 

Akşam eve geldiğinde rahatsızlandı ama. Sütünü içerken birden kustu, çok korktum. O hasta olmasın dayanamıyorum, kıyamıyorum.

Şimdi biraz uyudu. İnşallah bu gece güzel uyur, dinlenir ve kendine gelir.

Bense iyi değilim hiç, uykum kaçtı...



GÜNLÜĞÜME SERBEST YAZDIKLARIM
Allah'ım! Kızımı meleklerinle koru, ona güzel bir alın yazısı yaz; seven, sevilen bir insan olsun, üzüntü ne bilmesin, rahat yaşasın, fırsatlar önüne gelsin hep, o da değerlendirmesini bilsin; annesi gibi her şeyi tırnaklarıyla kazıyarak elde etmek zorunda kalmasın, mütevazı olsun ama bu mütevazılık yüzünden hor görülmesin insanlar tarafından. Büyük insan olsun, ayakları yere bassın, okusun, mutlu olsun, hep gülsün, hiç ağlamasın...  Annesinden hiç ayrılmasın (canım o benim), hevesleri kursağında kalmasın...

KIZIM: O benim küçük dünyam. 3 aydır evde birlikteyiz ve ben 2 ay sonra işe başlayacağım, ondan nasıl kopacağım hiç bilmiyorum.

Onun o küçücük ellerine dokunmak, gülüşünü izlemek, bana bakışı, anlarmış gibi dinleyişi; hayatta görüp görülebilecek en güzel şeyler.

EŞİM: İlk aşkım, hayatta sevdiğim tek adam ve kızım da bizim birbirimize hediyemiz; o da başka bir aşk.

ANNELİK: en yüce duygu derlerdi, doğruymuş. Artık annemi o kadar iyi anlıyorum ki, yüreğim o kadar yufka ki, artık olur olmaz ağlıyorum; çocuklarla ilgili bir habere, filme, belgesele, şarkıya dayanamıyorum.
Annem seni çok seviyorum, kızım beni çok sev istiyorum..
Sevmek, sevilmek çok güzel, bunu eşimle tattım, ömür boyu sürsün istiyorum. Allah'ım nasip et....  









22 Kasım 2012 Perşembe

AYIN ÜRÜN YORUMLARI

Bundan sonra blog sayfamda alıp kullandığım ürünlerle ilgili böyle bir "ayın ürün yorumları" köşesi yapmaya ve fırsatım oldukça her ay bu köşeye yazmaya karar verdim. Bebekler ve annelere hitap eden ürünleri kendi tecrübelerim çerçevesinde yorumlamaya çalışacağım.

İşte bu ayın ürünleri ve yorumları;


1. Tupperware Mini Şef:

Tupperware Mini Şef mutfakta bebeğinizin yemeklerini, kahvaltılarını hazırlarken işinizi çok kolaylaştıracak bir ürün. Ben de daha önce elle çevrilerek kullanılan modeli vardı. Bu yeni çıkan modeli ise ipli. Çalıştırmak için üzerindeki ipi çekip bırakmanız yeterli. Elektriğe ihtiyacınız yok, kablo derdi yok, bir sürü parça temizleme derdi yok. Tezgahın üzerinde hazır bulundurup, her kullanımdan sonra musluğun altında şöyle bir durulamanız yeterli. Soğan, maydanoz, biber, domates ceviz bile çekebilirsiniz mini şefinizle. Sert meyveleri doğrayabilirsiniz. En çok hoşuma giden de içine koyduğunuz malzemeyi rondo gibi ezip suyunu çıkarmayıp; bildiğiniz küp küp doğraması. Ne kadar ince doğramak isterseniz ipi o kadar fazla sayıda çekmeniz gerekiyor. Tek eleştirebileceğim nokta biraz küçük olması. Ama bebeğiniz için son derece yeterli. Küçük olması kullanım ve temizleme kolaylığı açısından bir bakıma avantaj da kabul edilebilir.

Fiyatı: 85 TL (%20 indirim döneminde 68 TL'ye bulabilirsiniz.)

2. Desitin Pişik Kremi
 Bebeğimin cildi çok hassas ve alerjik. Onu bu yaşına kadar pişikten korumayı başarmıştım, altını sık değiştirerek ve pişik önleyici krem kullanarak. Ancak bu hafta ciddi bir pişik oluştu bebeğimde. Evdeki pişik kremleri işe yaramayınca eczaneye koşup en iyi pişik kremi diye duyduğum Desitin Krem'i aldım. Önleyici nitelikte olan mavi renk, tedavi edici nitelikte olan ise mor renk ambalajlı imiş. Ben mor renk olanı aldım ve kızıma uyguladım. Ama açıkçası beklediğim mucize iyileşme olmadı. Tamam pişik hafifler gibi oldu ama geçmedi. Üstelik bu krem çok yağlı ve ciltte çok kalın bir tabaka halinde kalıyor; bu sefer bir sonraki alt değişmede bu kremi temizleyeyim derken pişik daha çok tahriş oluyor. Biz sonunda doktora gittik ve doktorun önerdiği 2 ilacı alıp kullanmaya başladık. Belkide bizim pişiğimiz biraz şiddetli bir seviyeye geldiği için bu kremin faydasını göremedik; belki baştan mavi olanı düzenli kullanılıp hafif kızarıklıklarda da hemen mor olana geçilirse iyi sonuç alınabilir. O yüzden çok da kötü demek istemiyorum krem için, benden orta puan aldı diyebilirim.

Fiyatı: 35 TL


3- Otribebe Burun Aspiratörü
Bu ürünü yeni almadım. Daha hamileyken yaptığım alışveriş listemde vardı ve Nehir doğmadan alıp evde hazır bulundurmuştum. İyi ki de öyle yapmışım. Nehir'in geçirdiği ufak tefek üst solunum yolu enfeksiyonlarında doktorumuzun her zaman söylediği şey, burnunu açık tutun oldu. Sadece burun spreyi sıkmakla bebeğin burnu açılmıyor, önce burnun içini güzelce temizleyip sonra spreyi sıkmak gerekiyor. İşte bu basit alet bunun için birebir. Küçük ucu bebeğin burnuna yerleştirip sizde ağzınızla çekiyorsunuz ve pislikler minik haznenin içine doluyor. Ama merak etmeyin sizin çektiğiniz hortumla hazne arasında sünger var. Zaten bebeğinizin burnu açılıp rahatladıkça siz rahatlamış gibi hissediyorsunuz. Kesinlikle bebek olan her evde mutlaka bulunması gereken bir ürün.

Fiyatı: 15 TL civarı.

Şimdilik bu kadar, ama önümüzdeki ay başka ürünlerle yine ayın ürün yorumları köşesinde görüşürüz.

17 Kasım 2012 Cumartesi

AQUADOODLE- SİHİRLİ KALEM

Bebeklerin kalem tutmaları, birşeyler karalamaları; ince kas gelişimlerini desteklerken, biraz daha ilerleyen yaşlarda kendi duygularını ifade etmelerine, özgüven kazanmalarına, mutlu hissetmelerine ve konstantrasyon sağlamalarına yardımcı oluyor. Ama 2 yaşın altındaki küçük bebeklerin eline her kalemi veremeyiz tabi, özellikle Nehir gibi dişleri kaşındıkça her ellerine geçen şeyi ağızlarına götürme eğilimleri varsa. Sağlığa zararı olmayan bebek boyalarını tavsiye edebilirim, bir de şimdi bahsedeceğim aquadoodle- sihirli kalem ve yazı pedini.

Kalemin içine biraz su dolduruyoruz, sadece kendi özel pedine yazıyor; su kuruduğunda da yazılar kayboluyor. Bebek kalemi istediği koltuk takımına, halıya, duvara sürebilir, sadece buraları biraz ıslatmış olur onun dışında hiç leke olmuyor. Bu yüzden annelerin de seveceği bir kalem bu aquadoodle. Bu oyuncağın birden çok çeşidi var, ben seyahat boyu olanı tercih ettim, yolculuklarda da yanımıza alırız oyalanır diye düşündüm. 

Bizim oyuncağımız kargodan bugün geldi, Nehir bayağı sevdi bu yazı pedini;, benden yıldız, güneş ve en çok da üçgen çizmemi istedi :-)  Biraz ben çizdim, biraz da o karalamalar yaptı. Nehir fırsat verseydi ben uzun uzun oynayabilirdim gerçi :-)

15 ay üzeri bebeği olan annelere tavsiye edebileceğim bir oyuncak




Bugün gelen kargoda annesinin bir başka küçük sürprizi de vardı kızına; Peppee Renkler kitabı; Nehir o kadar mutlu oldu ki bu kitaba anlatamam, ne de olsa en sevdiği çizgi film kahramanı. İçindeki pek çok nesneyi tanıdı ben söylemeden. Çok mutlu oldum. Renklerden maviyi biliyor şimdilik, hadi bakalım başlasın renk öğrenme çalışmaları....

Fotoğrafta görülen bebek pusetini ise bugün Migros'tan aldık. Nehir her gittiğimiz yerde pusetinde oturmayıp, puseti kendisi sürmek istediğinden görünce çok sevindik bu oyuncak puseti; bebeklerini, peppeesini, bebesini koyar gezdirir dedik ama Nehir hepsini kıskandı kendisi oturmak istedi pusete. Güler misin, ağlar mısın.. :-)

NEHİR BU HAFTASONU NE GİYDİ?

Biraz da Nehir magazin yapalım. Küçük hanım bu haftasonu ne giymiş bir bakalım. Şimdilik giysilerine annesi karar veriyor tabi, karar verirken ben rahat giysileri tercih ediyorum çoğunlukla- bakmayın alttaki fotoda montun içinde sıkışmış gibi durduğuna, o tamamen Nehir'in pusetinde oturmak istememesinden ve kalkmak için kendini sürekli öne doğru germesinden kaynaklanıyor. Ne diyordum; rahat kıyafetler seçiyoruz; taytlar, penyeler, külotlu çorap üzerine şortlar; pembe renk ağırlıkta ama her renk yakışıyor kızıma..  

Gelelim ne nerden;

Pantolon: Mothercare
Bluz: Lc Waikiki
Hırka: Lc Waikiki
Ayakkabı: Pagpa
Mont: Mothercare



NEHİR BU HAFTASONU NE YEDİ?

TERBİYELİ SEBZE ÇORBASI


Malzemeler:
1dilim bal kabağı
1 dilim kereviz
1 küçük patates
Yarım havuç
1 tatlı kaşığı tereyağ
1 tatlı kaşığı un


Yapılışı:
Tum sebzeler su ile haşlanıp patates ezici ile ezilir. Ayrı bir kapta tereyağ eritilip un kavrulur. Sebzelerin suyundan biraz ilave edilip karıştırılır. Bu karışım sebzelere eklenip bir taşım daha kaynatılır.. (İstenirse biraz tuz ilave edilebilir.)

Afiyet olsun kuzucuklara..

BEBEKLER İÇİN GÖCE ÇORBASI..




Göce ham buğdayın değirmende dövülmüş hali ve besleyici değeri çok yüksek. Özellikle bebekler için oldukça faydalı. Göce çorbası tarifi anneciğime ait, memleketimizin geleneksel bir çorbasıdır. Annem Nehir'e yapmış ve bizim kız da bayılmış.



Malzemeler:
- Yarım çay bardağı göce
- 1 tatlı kaşığı tereyağ
- 1 küçük kavanoz ev yoğurdu (125 ml) ya da ayran
- 3 su bardağı kadar su

Yapılışı
Göce su ile tarhana gibi kaynayana kadar karıştırılarak pişirilir, 1 tatlı kaşığı kadar tereyağ ve çok az tuz eklenir. Çorba bebeğe yedirmek için kaseye alındığında üzerine 2-3 kaşık yoğurt ya da ayran eklenir.


Şimdiden afiyet olsun bebişlere...







13 Kasım 2012 Salı

NEHİR SÖZLÜĞÜ (15. AY)

15 aylık bebeğin gelişimiyle ilgili okuduğum birçok yazıda bu ayda bebeklerin 5-10 kelimelik bir kelime haznesine sahip olacağı, hadi erken konuşan bazılarında bu rakamın 20-25'e çıkacağı yazıyor. Bizim kız çok mu geveze, erken mi konuşacak bilmiyorum ama şimdiden 100'ü geçgin sürekli kullandığı kelime var. Ve bunları da yerli yerinde anlamını bilerek kullanıyor. Mesela en son baacak kelimesini öğrendi, bacaklarını sallayıp baacak baacak diyip duruyor. Bilgisayarın olduğu odanın kapısına gidip nay naayy diye tutturuyor. (Bu onun bilgisayara taktığı isim.) Bilgisayarda youtube'u açınca da yanda çıkan minik simgeleri tanıyarak; poko (pokoyo), peppee, cikcik (cici köyü) ya da mini mini (mini mini bir kuş şarkısı) açmamızı istiyor. Sandalyeye oturmak istediğinde sandalyeden tutup ottuu ottuu diyor mesela; mama koltuğunda sıkılınca kaak kaakk diye tutturuyor. Bisikletini alıp mindirr diyor. İçeriden nane-limon çizgi filminin müziğini duyunca nimon diye koşuyor. Bebeklerine isim verdik; damla bebeğini görünce namna, luluyu alınca da luuluu diyor. Kitaplardaki hayvan, yiyecek vs isimlerini öğrendi, resimlerini gösterdiğimde isimlerini söylüyor. Geçen gün çok şaşırdım, abimin eşinin çalıştığı yerde yanına uğradık, onu görür görmez azraa? dedi; sen nerden biliyorsun onun Azra'nın annesi olduğunu tatlı afacan.. Bir keresinde de yatağın üzerinde onunla boğuşurken yatak örtüsünün üzerindeki karışık desenlerden üçgen'i tanımış, üggenn üggenn diye bana gösterdi, ben yine çok şaşırdım. Mavi renkte herhangi birşey gösterip, kızım bu ne renk diyince babiii diyor, yaşın kaç, bu elmalar kaç tane vs gibi sorular sorunca da bii, üçç, on diye sayılarla cevap veriyor. Maşallah benim tatlı kızıma, herzaman böyle akıllı olursun umarım.

Nehir'in kelime dağarcığındaki kelimelerden hatırladıklarımın listesi şunlar: (muhakkak unuttuklarım çıkacaktır, yazmaya kalkınca hatırlanmıyor)



1 atta : atta
2 abii: abi
3 aaba: araba
4 mindir: bindir (bisiklet ya da pusete)
5 kaakk: kalk
6 ottuu: otur
7 şepett: sepet
8 oncak: oyuncak
9 deldimm: geldim
10 deldimmii: geldin mi
11 attı: attı
12 düttü: düştü
13 peppee: pepe
14 bebe: bebe (pepenin kardeşi)
15 nimon: limon
16 namna: damla
17 buucu: burcu
18 luluu: lulu (bebeginin ismi)
19 baabi: barbi (bebek)
20 kuuba: kurbağa
21 guş: kuş
22 aaç: ağaç
23 mo: inek
24 hev hev: köpek
25 dapşan: tavşan
26 pisi pisi: kedi
27 anne
28 baba
29 annanne: anneanne
30 dede
31 ditti: gitti
32 mini mini: mini mini kuş şarkısının başlangıcı
33 poko: pokoyo (çizgi film)
34 ellii: eli (pokoyo çizgifilminde bi karakter
35 uuku: uyku
36 memmii: emzik
37 hoppa: hoppa
38 hoppidi: hoppidi
39 bizzz : arı (vızz demek istiyor)
40 üggen: üçgen
41 kaale: kare
42 dünes: güneş
43 kuule: kule
44 duuma: yumurta
45 bozu: bozuldu (tv kumandasına basıp ekran karardığında söylüyor bunu)
46 bii: bir
47 üç : üç
48 be: beş
49 on: on
50 mammamm: tamam
51 namdann: camdan (camdan bakmak istediğinde camın önüne gidip söylüyor.
52 tay-tay: tay tay (yürümek anlamında)
53 nay nay: bilgisayar (bilgisayarda genelde nay nay yani şarkı dinlediğinden bu ismi taktı kendince)
54 top: top
55 gol: top oynamak
56 cicci: cici
57 pa paa: pat pat vurmak (genelde biyerini çarpınca çarptığı yere pa paa yapmamızı istiyor)
58 tıkaatt: çıkart
59 kapat : kapak
60 kapat: kapatmak
61 aç : aç
62 bum bum: su
63 kasikk: kaşık
64 tatal: çatal
65 tabat: tabak
66 du duuut: dü düt (korna)
67 mujj: muz
68 eeme: ekmek
69 nenir: nehir
70 gabit: galip (enistesinin adı)
71 emme: emre (kuzeni)
72 beete: berke (kuzeni)
73 azyaa: azra (kuzeni)
74 enniste: enişte
75 duu : dur
76 olmajj: olmaz (sinirlendiğinde diyor genelde)
77 at: at
78 hopp la la – hop şalala şarkısının başlangıcı
79 tebeyy - teber
80 Kaa ka - kayyu
81 aıcı – ayıcık
82 hala – hala
83 teeze – teyze
84 buuda-burda
85 ooda – orda
86 baacak-bacak
87 aşlan – aslan
88 adamm: adam
89 bıcı bıcı: bıcı bıcı yapmak, banyo yapmak
90 coocuk: çocuk
91 gıdı gıdı: gıdı gıdı, gıdıklamak
92 paayk: park
93 naa na: salıncak

11 Kasım 2012 Pazar

YENİ LEZZETLERE DEVAM- YAYLA ÇORBASI

Bu tarif ablamın çok çok güzel yaptığı yayla çorbasının bebeklere uyarladığım hali. Adeta krema, muhallebi kıvamında hem lezzetli hem de besleyici bir çorba. Yapılışındaki fark terbiyenin sonradan verilmeyip tüm malzemelerin çiğden konularak pişirilmesi.

Malzemeler:

-Yarım çay bardağı pirinç (bebeğiniz iri taneleri yutmakta zorlanıyorsa kırık pirinç)
- 1 tatlı kaşığı un
- 1 küçük kavanoz ev yoğurdu (125 ml)
- 1 yumurta
- 4 bardak su (oda sıcaklığında)

Yapılışı

Su hariç tüm malzemeler çiğ olarak tencereye konulur , çırpma teliyle iyice çırpılır. Suyu eklenip biraz daha çırpılır. Daha sonra ocağa alınıp orta ateşte kaynayana kadar karıştırılır; ocak iyice kısılıp pirinçler iyice yumuşayana kadar pişirilir. Ocaktan almaya yakın çok az tuz eklenir.



Miniklere şimdiden afiyet olsun.



YENİ LEZZETLER- KREMALI HAVUÇ ÇORBASI

Malzemeler
- 1 havuç
- 1 patates
- 2 bardak su
- Yarım çorba kaşığı tereyağ
- 1 tatlı kaşığı un
- Yarım su bardağı krema
- Çok az tuz

Yapılışı:
Havuç ve patates minik minik doğranıp, 2 bardak suda haşlanır. Blenderdan geçirilerek püre haline getirilir. Ayrı bir tavada tereyağ eritilip 1 tatlı kaşığı un katılarak kavrulur, içine sebzeleri haşladığımız çorbanın suyundan eklenerek karıştırılır ve karışım çorbaya ilave edilir. 1 taşım kaynatıldıktan sonra kreması eklenir. Çok az tuz katılıp birkaç dakika da kısık ateşte tutulur.


Bebeklere şimdiden afiyet olsun...

YENİ LEZZETLER- CEVİZLİ KAYISI PÜRESİ




Kızım için hazırladığım yiyeceklerden bazılarının tariflerini, 1 yaş üstü bebeği olan diğer annelere fikir vermesi açısından buradan paylaşmak istiyorum.


Malzemeler
- 4 adet gün kurusu kayısı,
- 1 avuç kuru üzüm
- 1 tatlı kaşığı irmik
- 1 tatlı kaşığı ceviz
- 1 bardak su



Yapılışı
Kuru kayısı ve üzümler 1 bardak suda pişirilir, pişmeye yakın irmiği eklenerek birkaç dakika daha pişirilir. 1 tatlı kaşığı cevizle birlikte blenderdan geçirilerek kavanoza alınır. Soğuduğunda bebeğinize meyve ara öğününde afiyetle yedirebilirsiniz.




Tarifi arkadaşım Nihal'in tarifinden uyarladım:
http://namnamnamye.blogspot.com/2012/10/kuru-kays-puresi.html

Nehir kayısı püresini çok sevdi, umarım sizin kuzucuklar da severler...

8 Kasım 2012 Perşembe

TEŞEKKÜRLER

Geçenlerde anne-bebek bloglarında gezinirken yabancı bir annenin blog sayfasında bir yazı okudum. Amerikalıların thanksgiving day olarak kutladıkları bizim şükran günü olarak bildiğimiz gün için yazılmış bir yazısı dikkatimi çekti ve çok hoşuma gitti; hayatta neler için müteşekkir olduğunu yazmıştı.

Bu yazıyı okuduktan sonra ben de yazmak istedim; sahip olduğum için Allah'a şükrettiğim, müteşekkir olduğum şeyleri;

- Öncelikle dünyalar güzeli, bana dünyadaki tüm güzelliklerin sahibiymişim gibi hissettiren canım kızım için,
- Sevgi dolu, anlayışlı, iyiler iyisi eşim için,
- Hepimiz sağlıklı olduğumuz için,
- Pamuk annem, ablam ve tüm ailem için,
- İşim için, geçim sıkıntımız olmadığı için

şükürler olsun Allah'ım...

7 Kasım 2012 Çarşamba

HAYVANAT BAHÇESİ GEZİMİZ...



Adım adım eğitim setimizin 14. ay konusu hayvanlardı. Nehir pekçok hayvanı tanıdı; kuş, inek, köpek, kedi, tavşan, kurbağa gibi- tabi ki resimlerinden. O hayvanları tanımış ve bu kadar sevmişken bayram tatilini ve güzel havaları fırsat bilip hayvanat bahçesine gittik.

Bu aylarda bebeklerin insanlardan çok hayvanları kendilerine yakın hissettiklerini, hayvanları adeta kendilerinin canlı ve hareketli oyuncakları kabul ettiklerini okumuştum. Ayrıca hayvanlarla iletişim kurmanın çocukların zihinsel, fiziksel, duygusal ve dil gelişimine yardımcı olduğunu okumuştum. Şöyle ki, hayvanların hepsi farklı renk ve şekillerde olduğundan çocuklar bu renk ve şekilleri keşfetmeyi seviyorlar, bu da onların zihinsel gelişimine katkı sağlıyor. Hayvanlar hakkında konuşmak dil gelişimlerine, hayvanları gözlemlemek onların üzgün, mutlu ya da kızgın olduklarını farketmek duygusal gelişimlerine yardımcı oluyor. Hayvan taklitleri yapmak ise fiziksel gelişimlerini hızlandırıyor, küçük kas gelişimini sağlıyor.

Ben bebek sahibi olmadan önce 14-15 aylık bir bebeğin hayvanat bahçesi gezisinden birşey anlamayacağını zannederdim ama tamamen yanlış biliyormuşum, Nehir bu gezintiyi çok sevdi. Hayvanları izledi, onlara gel-gel yaptı, hareketlerini izledi, güldü eğlendi. Bu eğlencede hayvanat bahçesi içindeki çocuk parkının da katkısı yadsınamaz tabi :-)

İşte 28.10.2012 tarihli Darıca Kuş Cenneti gezimizin ayrıntıları..
Nehirciğim o kadar yoruldu ki günün sonunda pusetinde uyuyakaldı.  


6 Kasım 2012 Salı

1 YAŞ SONRASI BEBEK BESLENMESİ

Nehir 6 aylıkken ek gıdalara yeni başladığımızda doktorumuzun önerdiği, bizim de uygulamaya çalıştığımız örnek günlük menümüzü yayınlamıştım. Şimdi büyüdük, menümüz de çeşitlendi. 1 yaş üstü bebekler için uygulanabilecek örnek bir menüyü paylaşmak istedim tekrardan. Ben bu konuda uzman değilim tabi ancak anneler için hep sıkıntıdır bebeğime ne yedireyim konusu, o yüzden ben kendi menümüzü örnek olarak vermek istedim. Menü çeşitlendirilebilir, bebeğin damak tadına göre eklemeler çıkarmalar yapılabilir.

Kahvaltı
1 tam yumurta( bebeğin alerjisi yoksa hergün verilebilir, alerji ihtimali varsa gün aşırı verilmelidir)
1 kibrit kutusu tuzu alınmış beyaz peynir (ya da tuzsuz lor peyniri)
1 dilim tam buğday ekmeği ya da bebek bisküvisi (bisküvinin sayısını bebeğin iştahı belirleyecek)
1 çay kaşığı tereyağ
1 tatlı kaşığı pekmez

-Arzu edilirse kahvaltıya dövülmüş ceviz, tahin eklenebilir.
-1 yaşından sonra bebeğe kahvaltısını bulamaç yapmadan ayrı ayrı yedirmeye alıştırmak gerekir. Ancak Nehir tek tek verdiğimde birkaç lokma sonra sıkılıp ağzını kilitlediğinden ben hala karışım veriyorum kahvaltısını.
-Karışım kahvaltı hazırlanması durumunda, kahvaltı formül mama ile ıslatılabilinir, ancak bu durumda pekmezin demir emilimi azalacağından ıhlamur ya da sadece suyla ıslatmak daha faydalı olacaktır.

Ara Öğün
1 porsiyon meyve

-Rendelenmiş, çatalla ezilmiş meyve püreleri, 1-2 meyveden hazırlanan karışımlar ya da meyve suları olabilir.
Yeter ki taze hazırlanmış olsun. Nehir yaz aylarında şeftali muz karışımını epey seviyordu, bugünlerde elma muz karışımını seviyor.
-Dışarıdayken ya da zorda kalındığında organik kavanoz meyve püreleri verilebilir.
-Kuru meyveler (kuru kayısı, kuru üzüm) haşlanıp püre haline getirilip, biraz pekmezle karıştırılarak verilebilir.

Öğle
Çorba çeşitleri (kıymalı, unlu, terbiyeli, tavuklu, yoğurtlu çorbalar)
Baharatsız kızartma olmayan bebek köfteleri
Etli dolma içleri
Balık
Etli sebze püreleri
Pilav ya da makarna
Baklagiller
Yemeğin yanına eşlik etmesi için yoğurt (yoğurt ayrı öğün olarak da verilebilir)
Bebek yerse 1 dilim tam buğday ekmeği ya da hazır bebek ekmeği

-Bu alternatiflerden bebeğin sevdiği seçenekler yine bebeğin iştahının yettiği ölçüde verilebilir. Miktarı yine bebek kendisi belirleyecektir.
Örneğin biz Nehir'e kıymalı sebze yemekleri (çatalla ezerek veriyoruz) , yoğurt çorbası, göce (dövülmüş buğday) çorbası , mercimek çorbası dönüşümlü olarak veriyoruz. Pilav, makarna ile arası yok şimdilik, balığı da ara ara deniyorum ama sevmiyor.

İkindi
200 ml kadar taze yoğurt
1 dilim ev yapımı kek
1 küçük kase sütlaç

Biz hemen hemen hergün ikindi ara öğününde taze yoğurt yiyoruz. Evde kek, poğaça vs. yaptığımda da tattırmalık veriyorum.

Akşam
Öğlen ki alternatiflerden seçilebilir. Öğle yemeği biraz fazla hazırlanıp bu öğünde de verilebilir. ancak özellikle yeşil yapraklı sebzelerin ertesi güne bırakılmaması bebek yemeklerinin hergün taze hazırlanması çok önemlidir.

Yatmadan Önce
Anne sütü, muhallebi ya da formül mama

Gece Beslenmesi
Bebeğin fizyolojik olarak gece beslenmesine ihtiyacı yoktur artık, ancak alışkanlık gereği gece beslenmesini devam ettiren bebeklerde gece 1-2 kereye kadar süt/mama vermenin de sakıncası yoktur.


 Dikkat edilmesi gerekenler,

-Bebeği bu yaşlardan itibaren aile sofrasına oturtmak çok önemlidir.
-Bebeğin önüne küçük lokmalar halinde yiyecekler koyup kaşık ve çatalla kendi yemeye özendirmek gerekir.
-Finger food olarak bilinen bebeğin eline rahat kavrayıp tutabileceği ve ısırarak yiyebileceği besinler vermeye bu yaşta da devam etmek gerekir.
-Yukarıda da belirttiğim gibi kahvaltıları karışım değil ayrı ayrı vermek- başarılabiliyorsa, bu alışkanlığı kazandırmak önemlidir
-Bardakla su, süt içmeyi, dişlerini fırçalamayı bebeğe yavaş yavaş öğretmek gerekir.

Sevgiyle kalın :-)




3 Kasım 2012 Cumartesi

KEÇEDEN EĞİTİCİ OYUNCAK KÜP YAPIMI


14-15. aylar bebeklerin renkleri, şekilleri vs. öğrenebileceği dönemlermiş. Nehir'e renkleri ve şekilleri yavaş yavaş tanıtmaya başladım ben de. Şekil bilgisi iyice pekişsin diye de birdenbire aklıma geliveren parlak bir fikirle akşam vakti oturup eğitici oyuncak küp yaptım. 
Yapımını aşağıda fotoğraflarla açıklamaya çalıştım.

Öncelikle gerekli malzemeler:
-keçe kumaş
-silikon tabancası (ya da başka bir yapıştırıcı malzeme)
-iğne, iplik
-dolgu malzemesi (elyaf ya da pamuk)
-süpriz yumurta kutusu ve düğmeler (süpriz yumurta kutusunun içine birkaç düğme atarak küpün ortasına yerleştirdim, böylece küçük hanım oyuncağını salladığında ses çıkıyor) 
Bilgisayarda 6 adet geometrik şekil şablonu hazırladım ve çıktısını alıp şekilleri kestim.



Keçeden 9cm kenarlı 6 adet kare kestim; geometrik şekilleri de yine keçeden keserek silikon tabanca ile karelerin üzerine yapıştırdım.

Kareleri birbirine bir küp olacak şekilde renkli iple diktim, bir kenarını açık bırakıp pamuk ile doldurdum; tam ortaya da süpriz yumurta kutusunu yerleştirdim.

Son kenarı da diktim ve işte küp oyuncağımız hazır.



Sonuç: küçük hanım bayıldı. Zaten şekilleri biraz tanıyordu şimdi küpün üzerindeki şekilleri gösterip "üggenn, kaale, düneşş" demeye başladı bile.. :-)

Beni dikimi dışında fazla uğraştırmayan hem basit hem işlevsel hem de eğlenceli bir oyuncak oldu; üstelik sıfıra yakın maliyetle. Şimdi aynı şekilde sayılar, hayvanlar ve yiyecekler küpleri de yapacağım. Bittiğinde onları da fotoğraflarıyla paylaşırım.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...