3 Eylül 2012 Pazartesi

NEHİR'LE TATİL BİR BAŞKADIR

Minik Nehir ilk tatiline çıktı. Anne ve babasıyla doya doya, eğlenerek, yüzerek, gezerek 1 hafta geçirdi. Tatile çıkmadan önce çok endişelerim vardı; Nehir'le evden o kadar uzakta nasıl geçecek, ya hastalanırsa, ya güneş dokunursa, ya ishal olursa, ya ateşlenirse... ! Tüm tedbirlerimizi alıp, Allah'a tatilimizin sağlıklı sıhhatli geçmesi için dua edip çıktık yola.

Tatil için WOW Bodrum Resort'u tercih ettik. Daha önce eşimle De luxe otel sınıfından Voyage Torba ve Voyage Sorgun Side otellerine gitmiş ve bu "ultra herşey dahil" konseptinden çok memnun kalmıştık. Şimdi bir de bebek olunca dışarıya çıkmaya ihtiyaç duymadan hertürlü tatil ihtiyacına cevap veren, yeme-içme'den animasyona, canlı müzikten ala carte restoranlara tüm olanaklara sahip yine ultra herşey dahil konseptli bir otele gitmeyi tecih ettik. Bizim için Nehir'le doyasıya vakit geçireceğimiz bir deniz, güneş ve kafa dinleme tatili olmasını istedik. Kültür gezilerini, yeni yerler görme tanıma turlarını Nehir'in biraz daha büyüdüğü ileriki yıllara bırakmaya karar verdik.

Otelimizden memnun kaldık mı? Gerçekten 5 yıldızlı lüks bir otel, beş kuruş harcamadan, otelden çıkmadan, eğlenerek dolu dolu 1 hafta geçirilebilecek bir yer. Ama müşteri hizmetleri olarak Voyage otellerini bir tık daha önde gördüğümü de belirtmeden geçmeyeyim.

Ulaşım içinse uçak yolculuğunu tercih ettik. Zaten Sabiha Gökçen havalimanı evimize çok yakın, bu sayede yorulmadan terlemeden tatilimize gittik geldik. Uçak yolculuğunda dikkat edilmesi gereken bazı şeyler var, kalkış ve inişlerde bebeğin kulaklarının basıçtan etkilenmemesi için yutkunmasını sağlamak gerekiyor; bu da emzirmekle, bişerler içirmekle ya da emzikle mümkün. Ben emzik verdim Nehir'e. Giderken sabah erken uykusundan uyandırdığımız için uykulu olan kızım uçak hareket eder etmez motor sesiyle uyudu kucağımda ve rahat bir yolculuk geçirdik. Dönüş yolculuğunda uyumadı. Kucağımda biraz huysuzluk etti, kalkmak istedi hareket etmek istedi, ama ağlamadı da. Babası ve ben kitap göstererek vs bir şekilde onu oyalamayı başardık. Arka koltukta oturan ve eyvah bebek geldi diye ürken yolcular inerken "sakin durdu maşallah" dediler hatta.

Gelelim Nehir'le tatilimizin ayrıntılarına. Hiç korktuğum gibi olmadı, Nehir çok çok eğlendi, denizi de havuzu da sevdi, kalabalık içinde olmak, birsürü farklı insan görmek çok hoşuna gitti. Her fırsatta tanımadığı insanlara mavi boncuk dağıttı, arkamızı döndüğümüz biran Nehir'i birileriyle iletişime geçmiş, bay-bay yapıp öpücük atarken, gülücükler saçarken buluyorduk. Tabii koca otelde Nehir'i sevmeyen, adını öğrenmeyen kalmadı, birsürü Nehir fanları oluştu etrafımızda.

Tatilde bir günümüz hemen hemen şu şekilde geçiyordu: Sabah 7.30-8.00 arası kalkıp hazırlanıp kahvaltıya gidiyorduk. Nehir'in kahvaltısını hazırlayıp yedirmemiz kendi kahvaltımız derken saat 9.30 u buluyordu. Sonra ya havuza ya da denize gidiyorduk, zaten Nehir kahvaltısını yapar yapmaz "bızı-bıcı" demeye başlıyordu. (bu onun deniz ve havuza taktığı isim) Yüzme, suda oynama, kurulanma fasıllarında sonra 11.30 gibi Nehir'in meyvesini yedirip gölgede şezlongda uyutuyordum. O uyurken babası yanında gazete okuyor ya da uzanıyor, ben de biraz yüzme fırsatı buluyordum. Nehir uyanınca öğle yemeğine gidiyor, yemekten sonra oda da biraz dinleniyor, 15.30-16.00 gibi güneşin yakıcılığının geçtiği saatlerde denize gidiyorduk. Nehir orda ara öğün yoğurdunu yiyor, denizde yüzüyor, şezlongda gölgede oyuncaklarıyla oynuyor, annesinin desteğiyle çıplak ayak kumlarda tay-tay yürüyordu. Akşam odaya dönüp Nehir'i banyo yaptırıp biraz daha uyutuyor ve uyandığında akşam yemeğimize gidiyorduk. Nehir'in uykusuzluğu ilk defa tatilde işimize yaradı çünkü bu sayede akşamları odaya hapsolmadık, gece 12lere kadar dışarda kalıp, animasyonları izledik, ala carte restoranlara gittik, canlı müzik dinledik, barda oturup bişeyler içtik, otel içinde dolaştık. 

Tek sıkıntımız yemek saatleriydi,; mama koltuğunda oturmak istemeyen Nehir kendi yemeğini zor yediği gibi babası ve bana da rahat yedirmedi, kah benim kucağımda kah babasının dönüşümlü olarak yedik yemeklerimizi. Ama dert değil, baktım da tüm çocuklu aileler bizimle aynı durumdaydı.

Nehir tatilde çok gelişim gösterdi, yeni yeni kelimeler öğrendi, ayakta tay-tay durmaya başladı, zaten iyi olan iletişim becerisi daha da kuvvetlendi. İyice dillendi ve tatlılaştı.

Kızımla umduğumdan çok çok iyi hatta harika bir tatil geçirdik, birbirimize doyduk, eğlendik.

Bir özet yapacak olursam,

Nehir'in tatilde en sevdikleri;
Denizde ve havuzda bıcı bıcı yapmak
Animasyonda çalan müziklerde dansetmek
Pusetiyle gezinti
Yabancı insanlarla iletişim kurmak, konuşmak, gülücükler atmak
Kumda tay-tay yürümek oldu.

En sevmedikleri;
Tabiki yemek saatleri oldu.
Yorum Gönder
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...