26 Mart 2018 Pazartesi

İLK BAHARIN İLK PAZARI - BOLU GÖYNÜK GEZİSİ



İlkbaharın ilk pazarını evde geçiremezdik. Havayı da güzel hüneşli görünce sezon açılışını yapalım dedik. Uluslarası CittaSlow (Sakin Şehir) birliğine üyeliği kabul edilerek sakin şehir seçilen, Bolu'nun tarihi dokusunu bozmadan bugüne kadar koruyabilmiş ilçesi Göynük'ü gezelim görelim istedik.



İstanbul'dan 2,5-3 saat uzaklıktaki Göynük günübirlik bir kültür gezisi için ideal. Kurtuluş savaşı sırasında Göynüklülerin Atatürk'e ve mücadeleye yardımlarının anısına yapılan Zafer kulesi tüm eski ve yeni Göynük manzarasını ayaklarınızın altına seriyor. Aşağıdan kuleye bakması ayrı keyif, yukarıdan manzarayı izlemesi ayrı. 



Tarihi çınar ağaçlarının çevrelediği Çınarlar Köprüsü  ve Anıt Çınar'ın altına kurulmuş çay bahçesi bir çay-kahve molası için ideal.



Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemsettin Hazretleri Türbesi'ne uğrayıp gönülden bir dua etmek huzur veriyor.



Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı hemen türbenin yanında yeralıyor.



Göynük'e kadar gitmişken Bolu'nun yöresel lezzetlerini tatmamak olmazdı. Bunun için de en iyi adresin Paşazade Restoran olduğunu öğrenince öğle yemeğinde, Bolu Mantısı, Güveçte et, Güveçte yaprak sarması, Katmer gibi tüm yöresel lezzetlerden tatmak için soluğu burada aldık. İyi ki de uğramışız. Nehir bile koca bir tabak Bolu mantısını götürdü.



Tarihi Göynük konaklarını da görüp fotoğraflama fırsatımız oldu. Safranbolu'dan farklı olarak, burada hala konakların birçoğu kullanımda ve içerilerinde yaşam var o yüzden içini gezip görebileceğimiz sadece Gürcüler Konağı var ancak o da bizim gittiğimiz gün kapalıydı.




Son durak Sünnet Gölü Tabiat Parkı oldu. Yemyeşil dağların arasında bir doğa harikası. Etrafında yürüyüş yapmak, fotoğraf çekmek, oturup birşeyler yiyip içmek mümkün. Hem yeme-içme için bir tesis, hem de bir otel var göl kıyısında. Buraya da bayıldık. Tertemiz oksijeni bol bol içimize çektik.



Nehir çok mutlu oldu, birdahaki sefer kalmalı gelmek istiyor Göynük'e. Zaten tarihi yerleri, müzeleri, yeni şehirleri gezmeyi o kadar seviyor ki.  Bir dahaki gelişimizde Çubuk Gölü, Mudurnu gibi yeni rotlar eklemek gerek.





Bizden bu kadar.


Leyleği havada göreceğimiz bir bahar olsun dilerim.


Sevgiyle kalın.

8 Mart 2018 Perşembe

PLANETARYUM GEZİSİ VE PAKOLİNO UZAYI KEŞFEDİYORUM KUTUSU



Geçtiğimiz haftasonu evimizin çok yakınında Tuzla Bedeliyesi tarafından kurulan Planetaryum'u ziyaret ettik. Yaz aylarında da bir kez gitmiştik ama Nehir tekrar görmek istedi. Şehrimizin, çocuklara yönelik bu şekilde daha çok mekana ihtiyacı var öncelikle onu belirteyim. Planetaryumun bir benzeri de Rahmi Koç Müzesi bünyesinde var. Nehir daha küçükken gezmiştik, o zaman belki gördüklerini izlediklerini çok anlamlandıramamıştı ama en azından uzay ile ilgili merakını bir nebze olsun gidermişti.


Gelelim bu gezimizin ayrıntılarına; planetaryumda günün her saati gezebileceğiniz, güneş sistemi, gezegenler, yıldızlar ve diğer gök cisimlerinin tanıtıldığı mini bir sergi mevcut. Gördüğüm kadarıyla çocukların oldukça ilgisini çekiyor. Nehir de ilgiyle gezdi. Planetaryum içerisinde film gösterimi ise belirli saatlerde ve belirli kişi sayısı ile yapılabiliyor o yüzden girmek istediğiniz seansa isminizi kaydettirmeniz gerekiyor. Gösterim iki bölümden oluşuyor. İlk olarak bir astronotun uzaya çıkmaya nasıl hazırlandığı ve uzayda geçirdiği zamanda karşılaştığı zorluklar, dikkat etmesi gerekenler kısacası astronotluk mesleği ile ilgili bir bölüm izliyorsunuz. Benim bu yaşımda yeni öğrendiğim çok fazla şey oldu ve daha küçükken büyüdüğünde astronot olma hayali olan Nehir, bu gösterimden sonra hayalinden vazgeçti; astronotluk çok zormuş dedi. Her mesleğin zorlukları olabileceğini ve zaten astronot olan bir kişinin tüm zorluklarla başa çıkabilecek bir eğitimden geçtiğini hem planetaryumdaki eğitmen hem bizler söyledik ama bakalım; meslek seçimi ile ilgili daha çok defa fikir değiştirecektir zaten :-) İkinci bölümde güneş sistemi, gezegenlerin konumu ve hareketleri, ay ve yıldızlar, takım yıldızlarının konumları gibi bilgiler içeren bir sunum oluyor. Bu kısımda oldukça ilgi çekici.


Gökyüzü gözlemi henüz yapılamıyor, teleskop henüz faal değilmiş ancak açıldığında sosyal medya hesaplarından duyurulacağını belirttiler. Planetaryum gezisi ücretsiz. Konum olarak da Tuzla Şelale Eğitim Parkı içeriside yeralıyor.


Bu geziden sonra gelen Pakolino kutumuzun temasının da uzay olması müthiş denk geldi. Güneş sistemi maketini hemen yapıp Nehir'in odasına astık. Gece parlayan takım yıldızlar hem eğlenceli hem öğretici bir etkinlik. Uzay yolu oyunu da akşamları ailecek oynamak için çok iyi. Pakolino kutularına nasıl ulaşabileceğinizi artık biliyorsunuz: www.pakolino.com


Bu arada tüm cemreler düştü ve bahar geldi, bol gezmeli, sıkıntısız, sağlıklı bir ilkbahar ve yaz diliyorum herkese.


Sevgiyle kalın.




16 Şubat 2018 Cuma

KÜTÜPHANEMİZ 122-123-124 TOMBİŞ FİYONK MAKARNAYI ÇOK SEVİYOR- BİZİM TOMBİŞ TAŞTAN HİÇ ANLAMIYOR- YÜKSEK TANSİYONLU ÇINAR AĞACI

Nehir'le bir kitapçı ziyaretinde tesadüfen beğenip, Behiç Ak'ın Ben Ne Zaman Doğdum kitabını aldık. İtiraf edeyim, o ana kadar Behiç Ak'ın böyle güzel çocuk kitaplarından bihaberdim. Zaten hep diyorum ya, Nehir'le birlikte hayatı baştan yaşıyor, herşeyi yeniden öğreniyorum diye. Tombiş Kitaplar Serisi'nden Ben Ne Zaman Doğdum kitabını o kadar sevdik ki, babasıyla birlikte Nehir için bir Behiç Ak koleksiyonu hazırladık. Kitaplarının pek çoğunu aldık. Ben Ne Zaman Doğdum kitabını ayrıca yazacağım. Şimdilik okuduğumuz üç kitabından bahsetmek istiyorum. 


BİZİM TOMBİŞ TAŞTAN HİÇ ANLAMIYOR 
BEHİÇ AK 
GÜN IŞIĞI KİTAPLIĞI

Behiç Ak'ın Tombiş Kitaplar serisi anaokulu, İlkokul 1 ve 2. sınıf seviyeleri için, felsefeye giriş niteliğinde, hem çok anlamlı, aynı zamanda espirili, sürükleyici ve okuması çok zevkli kitaplar. Bu kitapta küçük bir taşın bile farklı kişiler için nasıl farklı anlamlar ifade edebileceği, küçücük bir taşın milyon tane farklı hikayesi olabileceği anlatılıyor çocuklara. Yeter ki biz bakmasını ve görmesini bilelim. 




TOMBİŞ FİYONK MAKARNAYI ÇOK SEVİYOR 

Bu hikayeye de bayıldım. Çocuklar için, "büyüyünce ne olsam" sorusunun nasıl uçsuz bucaksız hayallere kapı olabileceğini ve hayal kurmakta asla sınır olmayacağını anlatıyor. Bizim tombiş ise yine çok komik, aşçı olup, fiyonk makarna yarışmasında 5. olmak gibi küçük bir hedef belirlemiş kendisine :-) 




YÜKSEK TANSİYONLU ÇINAR AĞACI 


Adanın en büyük ağacı; gölgesinde dinlenilen, kuşların uğrak yeri, teknelerin bağlandığı, çocukların kovuğunda saklanıp, oyunlar oynadığı. Aynı zamanda adanın en yaşlısı. Kahramanımız çınar ağacı ile babasını özdeşleştiriyor; ikisi de sürekli uyuyor, ikisininde üzeri en çok vakit geçirdiği yer- babasının göbeğinin üstü ve ağacın kovuğu" Zamanla çınar ağacının da babası gibi yüksek tansiyonlu ve hasta olabileceğine inanmaya başlıyor ve hatta adadaki herkesi de buna inandırıyor. Hikaye çok güzel; doğa ve yaşam döngüsü 
üzerine düşünmeleri için bir kapı aralıyor çocuklara.






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...