23 Kasım 2017 Perşembe

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Kasım 2017 Cuma

İLKOKUL 1. SINIF ETKİNLİKLERİ

Başlıkta şaşırtmaca yaptım, işin aslı biz Nehir'le Ilkokul 1. Sınıf etkinliği gibi birşeyler yapmıyoruz. Tüm birinci sınıf anneleri çocuklarıyla harıl harıl evde okuma-yazma etkinliklerinde, evlerden "Ela, Lale" sesleri yükseliyor, anneler türlü etkinlikle, dikte çalışmalarıyla, hece kartlarıyla, traş köpükleri, şişe kapaklarıyla vs okulda öğrenilenleri evde pekiştirme derdinde. Peki biz neden hiç etkinlik yapmıyoruz bu aralar? Neden Nehir'i evde okuma-yazma çalıştırmıyorum, ona her akşam başka başka aktivite hazırlamıyorum. "Tabii Nehir geçen seneden okuyor ve yazıyor, o yüzden böyle rahat konuşuyorsun" diyebilirsiniz. Hayır sebep bu değil, çünkü ben geçen sene Nehir'in okuma öğrenme sürecinde de bunların hiçbirini yapmadım, hatta Nehir okumayı nasıl öğrendi anlamadık bile eşimle. Biz öğretme işini öğretmenlere bıraktık çünkü . Ben Nehir'in öğretmeni değilim, annesiyim çünkü. Zaten tam gün okulda olan, eve geldiğinde sorumlu olduğu ev çalışmalarını yapan, yeterince -hatta fazlasıyla- kitap okuyan  çocuğumun az da olsa relax zaman geçirmeye, oyun oynamaya, hatta hiçbirşey yapmadan boş boş oturmaya da ihtiyacı olduğunu düşünüyorum çünkü. Bu demek değil ki, hiç ilgilenmeyelim, çocuğu tamamen ödevleriyle kendi başına bırakalım, okulda neler yaptığından bihaber olalım. Nehir ben işten gelmeden, babasının küçük desteğiyle ödevlerini kendisi yapıp bitiriyor. Ben geldiğimde de tamamen kendisi gönüllü olarak bana okulda neler yaptıklarını kitaplarından gösteriyor, tek tek anlatıyor. Sonra ödevlerini gösteriyor, onları nasıl yaptığını anlatıyor. Bu zaten okulda yapılanların evde bir tekrarı, hatırlatması oluyor ve bence yeterli de geliyor. Bunun üzerine çocuğu akşam oturtup tekrardan bir dolu aktivite bence yarar değil zarar getirir, bir süre sonra bıkkınlığa sebep olur.

Biz yine akşam oyunlarına, pakolino etkinliklerine, haftasonu gezmelerine devam ediyoruz. Bale kursu başladı Nehir'in. Tiyatro fırsatı oldukça değerlendirmeye çalışıyoruz. Geçtğimiz haftasonu müthiş bir klasik müzik konserine gittik mesela. Ondan ve akşamları evde oynadığımız bazı oyunlardan bahsetmek isterim biraz.

TEKFEN FLAR-MİNİ
Geçen yıl da izleyip bayılmıştık; blogta aratıp bulabilirsiniz okumak isterseniz. Bu yıl, Tekfen Flar-mini oyuncu Hasibe Eren'in sunumuyla sahnedeydi. Yine ensturmanların kısaca çocuklara tanıtılmasıyla başladı konser. Peşinden çok önemli klasik müzik parçalarının kısaca hikayesini dinleyip, ardından dansçıların müthiş görsel performansı  eşliğinde dinlemek harikaydı. Abartmıyorum Nehir dikkati hiç dağılmadan konseri tamamladı, hatta çok büyük zevk aldı. Dasçıları izlerken "annee ne kadar da zarifler" dedi. Konser sonunda da "müziğin hissi tüm insanlar için çok önemlidir değil mi anne" dedi. Bu da herşeyi özetliyor zaten.

PICTIONARY
Bu bir kutu oyunu aslında; içerisinde resimli kartlar, muhtemelen yazma pedi, kalemi, kum saati vs olan. Birisi bir kart seçip, çizerek diğerlerine kartta gördüğünü anlatmaya çalışıyor. Ben kutu oyununu almadım, eminim o da çok eğlenceli olur, ancak bu tarz kutu oyunlarında birkaç oyundan sonra kartlar ezberleniyor ve oyun cazibesini kaybediyor. Biz kartlar olmadan; yazı tahtasına kendimiz yazıp çizerek oynuyoruz. Bazen deeşim, ben ve Nehir oynuyoruz;  birimiz diğerinin kulağına birşey söylüyor, o da diğerine çizerek anlatmaya çalışıyor.

KELİME OYUNU
Genelde kahvaltı masalarında oynadığımız bir oyun. Birisi bir kelime söylüyor. Diğeri bu kelimenin bittiği son harfle başlayan bir kelime bulmaya çalışıyor. Döngü bu şekilde devam ediyor.

ÇOCUK YOGASI
Belki ayrı bir başlık açıp anlatmak gerekirdi ama kısaca bahsedeyim. Nehir'le haftada birkaç akşam (belirli bir düzenimiz yok, canımız istedikçe ve vakit oldukça) anne-çocuk yogası yapıyoruz. Internette çok güzel bir çocuk yogası serisi bulduk; 15 poz içeren 15 minik video. Hepsinin tamamlanması yarım saatten biraz fazla sürüyor. (youtube; çocuk yogası yazarak bulabilirsiniz) Bu seriyi yapıyoruz. Çocukların da biraz sakin kalıp, kendilerini dinlemeye, rahatlamaya ve doğru nefes almaya ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. O yüzden bence çok önemli ve faydalı bir aktivite. Denge ve esneklik de sağlıyor. Anne-çocuk bağının kuvvetlenmesi için de , -hiçbirşey olmasa birlikte zaman geçirmek için de- çok güzel bir ev içi etkinlik bana göre.

MANDALA BOYAMA
Klasik müzik eşliğinde birlikte mandala boyamak hala favorimiz.

DEYİM KARTLARI
Biz de Redhouse Kidz'in kartları var. Nehir'e kuzeninden kalmıştı. Bir kart seçip, resmine bakarak hangi deyimi anlatmak istediğini tahmin etmeye çalışıyoruz. Biz de iki ayrı seri kart olduğundan henüz hepsini bitiremedik ve ezber aşamasına gelmedik, o yüzden hala çok eğleniyoruz. Dil gelişimi için mükemmel bir etkinlik oluyor. Ve tabii aile saati için harika.

DÜŞLE VE ÇİZ
Doğan Egmont Yayınlarına ait bir resim kitabı. Yaratıcılığı sınırlayan klasik boyama kitaplarına çok çok iyi bir alternatif. Kitapta, çocuğunuzun hayal ederek ve yaratıcılığını kullanarak tamamlaması gereken yüzlerce resim var. Biz bazı akşamlar evde, ya da dışarıda gezmeye gittiğimizde bu kitabı yaparak çok eğleniyoruz.

LEGO FRIENDS SETLER
İndirimde yakaladıkça Nehir'e Lego Friends setlerin küçük kutularında alıyorum. Her kutu farklı bir tema; Nehir kitapçığa bakarak, babası ve benim de küçük desteğimizle  seti tamamlıyor, sonra da birlikte oyun kurgulayıp oynuyoruz. At bakıcısı, gökyüzü gözlemcisi, market gibi farklı setleri birleştirince oyunlarımızın kurgusu da daha zevkli hale geliyor.



 



25 Eylül 2017 Pazartesi

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK- BİR KÜÇÜK ÖDEV MESELESİ

ŞU YOĞURDU SARIMSAKLASAK DA MI SAKLASAK?

Biz istesek de istemesek de, devlet okulu da olsa özel okulda, ev ödevi ülkemizin gerçeği. Evde tekrar olması için, aile katılımı için, çocuğun Tv, tablet elinde uyuşmaması için, öğretmen okulda her bir çocuğa tek tek yetişemediği için  vs vs nedenlerle ev ödevi veriliyor muhakkak. Nehir'in okulunda da henüz okul açılmadan yapılan bilgilendirme toplantısında "baştan söyleyelim, biz ödev veren bir okuluz" diye belirttiler. Ancak verilecek ödevlerin çocuğun yaş ve bilgi düzeyine, konsantrasyon süresine uyumlu, kısa sürede tamamlayabileceği ödevler olacağını da eklediler. Umarım öyle de olur.

Ben ev ödevi verilmesine karşı değilim; kendi öğrencilik yıllarımda da ödev yapmayı çok severdim; okuldan gelir gelmez, formalarımı bile çıkarmadan tüm kitap defterimi  ortaya döker, ödevlerimi yapmaya başlardım. Sadece bazı ödevlerin şekline karşıyım; velinin yapıp göndereceği baştan belli olan, çocuğa değil adeta veliye verilen ödevlere örneğin, ezberci ödevlere, çocukta merak duygusu uyandırmayan ödevlere, çocuğun tüm boş zamanını dolduracak kadar fazla olan ödevlere, öğretmenlik işini adeta anne ve babanın üzerine yıkan ödevlere,anne-baba-çocuk arasında gerilime neden olan ödevlere.. Çocuğun masa başı konsantrasyon süresine uyumlu, kendi başına yapıp tamamlayabileceği ve bu tamamlama duygusu ile kendisiyle gurur duyabileceği, makul bir sürede tamamlayıp, dinlenmeye, ailesiyle vakit geçirmeye, gezmeye, eğlenmeye, sevdiği bir hobiyi yapmaya, ders dışı kitaplar da okumaya vakit ayırabileceği ödevler ise benim kabulumdür.

Görünen o ki,  öyle ya da böyle ödevimiz daha doğrusu çocuğumuzun ödevleri olacağı muhakkak.  Peki nasıl yapsak, ev ödevlerinin çocuğun kendi sorumluluğu olduğu bilincini ve kendi başına ödev yapma alışkanlığını en baştan nasıl kazandırsak çocuklara? "Ödevin var mı, hadi yap" diye hiç sormasak mı; birkez hatırlatıp daha sonra kendisinin hatırlayıp yapmasını mı beklesek, ödevini yaparken yanında mı otursak, yoksa bittikten sonra kontrol mü etsek sadece? Henüz birinci sınıf çocuğu için biraz hatırlatma, küçük küçük destek olma, ödevini yaparken yanında olup varsa soruları yardımcı olma, bitirdiğinde birlikte kontrol etme uygun olur kanaatindeyim ben. Ama blogu takip eden tecrübeli annelerimizin ve varsa eğitimcilerimizin tavsiyelerini muhakkak duymak isterim. Yorum bırakırsınız değil mi? :-)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...