14 Mart 2017 Salı

PAKOLİNO AKTİVİTE KUTULARI- GİZLİ GÖREV TEMASI



Pakolino aktivite kutularının bu ayki konusu, gizli görev. Ajancılık, dedektifçilik, Nehir'in deyimiyle.  Bizde adet olduğu üzere kutu gelir gelmez bir haftasonunda tüm etkinlikleri yapıp bitirdik yine. Nehir çok sevdi bu gizli ajan olma işini. ÖZellikle ajan çantası, gizli görev kimlikleri, ışıkta beliren sihirli kalem ve ipuçlarına göre puzzle parçalarını bulma oyununa bayıldı. Oyunu geliştirdik de, sihirli kalemle kendimize yeni farklı ipuçları yazdık, puzzle parçalarını farklı yerlere saklayıp bu ipuçlarına göre bulduk. Tüm haftasonumuz dedektifçilikle geçti diyebilirim. Sayısız kere oynadık. 

Periskobu da yaptık. Benim bile çok hoşuma gitti. Bir denizaltı nasıl su yüzüne çıkmadan etrafı izleyebiliyormuş; yeni birşey daha öğrenmiş olduk. Gizlendiğimiz yerden, görünmeden etrafı izleyebilmek çok hoşumuza gitti. 


Bol oyunlu bir kutu olmuş bu seferki. El becerisinden çok hayal gücüne dayanan, drama yeteneğini geliştiren. Biz çok sevdik.









(Nehir 5,5 yaşında)

9 Mart 2017 Perşembe

GÜNÜBİRLİK ŞİLE GEZİMİZ



Bahar geldi hoş geldi, neşe ve umut getirdi, bütün kış soğuk ve karanlıktan asılan suratlarımızda yeniden gülümsemeler belirdi. Akşam işten eve az da olsa aydınlıkta dönmek, haftasonu sabahı uyanıp dışarıda parlayan güneşi görmek ruhumuza da, karanlıkta evden çıkıp yine karanlıkta eve dönmekten D vitamini eksikliğinden kırılan bünyemize de çok iyi geldi.


Bu Pazar sabahı da her zaman olduğu gibi erkenden kalktık. Madem hava bu kadar sıcak şehir içinde tıkılıp kalmayalım, biraz uzaklaşalım dedik ve soluğu Şile'de aldık. Şile İkinci Bahar Restoran'da kahvaltı ile başladık güne. Restoran'ın kapalı alanı, açık alanı, çim alanı, eski de olsa bir çocuk parkı var. Kahvaltısı, Maşukiye'nin eritme peynirli, kiremitte omletli vs enfes kahvaltıları kadar olmasa da orta düzeyde diyelim. Yine de serpme kahvaltı oldukça doyurucu. Kahvaltı sonrası bahçeye çıktık. Nehir parkta epey oynadı, biraz da çimlerde yayıldık. Taş topladık, dizdik, bozduk, 5 taş denemeleri yaptık derken öğleni ettik burda.

İkinci durak Şile çarşı oldu. Şile bezi bir elbise alayım dedim Nehir'e, yaz tatilinde giyer, hem de bu gezimizin bir anısı olur. Güzel bir elbise seçip aldık.


Üçüncü durak Şile feneri. Nehir Ağva gezimizde ilk kez deniz feneri görmüştü. Bu ikinci kez daha da yakından gerçek bir deniz feneri görme heyecanını yaşadı. Kuleye çıkmayı çok istedi ancak bu mümkün değildi tabi. Fener içerisindeki odacıkta çeşitli deniz fenerlerinin sergilendiği mini müzeyi gezdik. Fenerin etrafında dolaşıp müthiş deniz manzarasını izledik. Bol bol fotoğraf çektik. Nehir doğmadan önce geldiğimizde burada bir cafe vardı ama kapanmış. 


Buradan Şile limana inmekti niyetimiz ama eski liman yıkılmış, yenileniyor, şu an tadilat olduğu için gitmedik hiç. İnşallah birdahaki sefere. 


Gezdik yorulduk, acıktık. Öğle yemeği için temiz, güzel bir yer bulup, karnımızı doyurduk. Nehir'i ilk kez bu kadar iştahla yerken gördük. Temiz hava iştahını açtı. :-)


Yemek sonrası dönüş yolculuğuna geçtik.


Bu bahar leyleği havada görürüz inşallah. Bol gezmeli bir bahar ve yaz diliyorum. 




24 Şubat 2017 Cuma

SAPANCA GÖLÜ GEZİMİZ

Geçtiğimiz haftasonu güneş yüzünü gösterdi, bahar havasına kaptırdık kendimizi. Bütün kışın karanlığından ve kasvetinden, iş güç temposundan bunalmış olan biz kendimizi nasıl dışarı attığımızı bilemedik. Güneşli bir Pazar, çekirdek ailemize çok çok iyi geldi.

Pazar sabahı pırıl pırıl güneşi görünce, eşime bizi Çengelköy'e götür hadi dedim; yapma dedi, beni İstanbul trafiğine sokma da neresi dersen giderim. Sapanca gölüne ne dersin dedim; olur valla dedi. Gerçekten de İstanbul içinde gezmekten ben de nefret ediyorum artık açıkçası; sırf trafik derdinden.

Sapanca gölü çok güzeldi. Maviye  bakmak huzur verdi. Göl kıyısında yürüyüş yaptık, ördeklere simit, göle taş attık, eşim su üstünde taş sektirirken biz de su da halkalar yaptık Nehir'le :-) Çimlere yayıldık. Nehir gölün ve ördeklerin resmini yapmak istedi, getirdiğim boyalarla, minik boy defterine manzaranın resmini çizdi.

Banklarda oturup biraz oyun oynadık. Gölün ve güneşin tadını epey çıkardıktan sonra Maşukiye'ye yöneldik. Herzaman gidip çok rahat ettiğimiz Cansu Alabalık Tesisleri'nde karnımızı doyurduk. Nehir açık havada epey vakit geçirdi, parkta oynadı ve akşam üzeri dönüş yolculuğumuz başladı.

Biliyorsunuz, sağlıklı olduğumuz müddetçe baha geldimi biz durmayız evde. Hem Nehir hem kendimiz için çok çok iyi oluyor bu geziler. Bu da bu senenin açılışı olun; leyleği havada görürüz inşallah bu sene de ..



 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...